Peygamber efendimizin bütün dedelerinin temiz bir mümin olduğu, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle sabittir. Bunun aksini söylemek, bu husustaki nassları inkâr olur.



Tevbe suresinin 28. âyet-i kerimesinde müşriklerin necis, yani pis olduğu bildiriliyor. Peygamber efendimiz de bütün dedelerinin temiz olduğunu bildiriyor. Şuara suresinde (Vetekallübeke fissacidin) buyuruluyor. Yani mealen, (Sen, yani senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana inkılab etmiş, ulaşmıştır) demektir. Ehl-i sünnet âlimleri bu âyet-i kerimeyi tefsir ederken, bütün ana-babalarının mümin olduğunu bildirmişlerdir. Mevahib-i ledünniyye kitabının başında, bütün dedelerinin temiz birer mümin olduğunu bildiren hadis-i şerifler nakledildikten sonra buyuruluyor ki:

(İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:

"Seni bir peygamberin neslinden diğer bir peygamberin nesline naklettim. Yani senin soyun peygamberler silsilesidir. Bir babanın iki oğlu olsa, peygamberlik hangisinde ise, Resulullah ondan gelmiş demektir.")



Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Her asırdaki insanların en iyilerinden dünyaya getirildim.) [Buhari]



(Allahü teâlâ, İsmail evladından, Kinaneyi ve onun sülalesinden Kureyşi beğendi, seçti. Kureyş evladından da, Haşimoğullarını sevdi. Onlardan da, beni süzüp seçti.) [Müslim]



(En iyi insanlardan vücuda geldim. Silsilem, en iyi insanlardır.) [Tirmizi]



(Allahü teâlâ, Arabistandaki seçilmişlerden beni seçti. Beni her zamandaki insanların en iyilerinde bulundurdu.) [Taberani]



(Dedelerimin hiçbiri zina etmedi. En iyi babalardan, temiz analardan geldim. Dedelerimden birinin iki oğlu olsaydı, ben bunların, en iyisinde bulunurdum.) [Mevahib]



(Hz. Âdemden babama kadar hep nikahlı ana-babadan geldim. Ben ecdat olarak sizin en hayırlınızım.) [Deylemi]



(Soy bakımından da insanların en şereflisiyim. Öğünmek için söylemiyorum.) [Deylemi]

[Yani (Hakikati bildiriyorum, hakikati bildirmek vazifemdir, bunları söylemezsem vazifemi yapmamış olurum) demektir.]



Bu hadis-i şerifler ve Şuara suresindeki âyet-i kerime, Peygamber efendimizin bütün dedelerinin temiz bir mümin olduğunu göstermektedir. Kâfirler pis olduğuna göre, Hz.İbrahimin babasının kâfir olması mümkün değildir.



Molla Cami hazretleri buyuruyor ki:

(Muhammed aleyhisselamın zerresini taşıdığı için, Hz. Âdemin alnında nur parlıyordu. Bu zerre, Hz.Havvaya ve ondan Hz.Şite ve böylece temiz erkeklerden temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti. O nur da, zerre ile birlikte, alınlardan alınlara geçti.) [Şevahid]



Bu nur, kâfire geçmediği gibi, zina gibi bir günah işleyen mümine bile geçmiyordu. Bu bakımdan da Azer, Hz. İbrahimin babası değildi. [Hz.İbrahimin babasının ismi Taruh idi.]


Amcası ve üvey babası idi
Enam suresinin 74. âyetinde, (İbrahim, babası Azere dediği zaman...) buyuruluyor. Burada Azer kelimesi, baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu Beydavi tefsirinde yazılıdır. Bir kimsenin iki ismi olup, birlikte söylenince, birinin meşhur olmadığı, ikincinin meşhur olduğu anlaşılır. Meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için ikincisi söylenir. Bu ikincisine atf-ı beyan denir.



Hz.İbrahim iki kimseye baba demektedir. Birisi kendi babası, diğeri de üvey babası ve amcası olan kimsedir. İcaz, belagat ve fesahat kaidelerine göre, âyet-i kerimenin manası, (İbrahim, ismi Azer olan babasına dediği zaman) demektir. Böyle olmasaydı, sadece (Azere dediği zaman) veya (Babasına dediği zaman) demek yetişirdi. Eğer Azer kendi öz babası olsaydı Babası kelimesi fazla olurdu. Türkçede bile (Babam Ali geliyor) denmez, (Babam geliyor) denir.



Kuran-ı kerimde amcaya baba denilmektedir. Hz.İsmail, Hz.Yakubun amcasıdır. Fakat Kuran-ı kerimde (Amcan İsmail) denmiyor, (Baban İsmail) deniyor. Çocukları, Hz. Yakuba (Babaların İbrahim ve İsmail ve İshak...) diyor. (Bekara 133) Yani, (Baban İbrahim, baban İsmail ve baban İshak) deniyor. Halbuki Hz.İsmail, Hz.Yakubun babası değil, amcasıdır. Tefsirlerde, Kuran-ı kerimde amcaya baba denildiği bildirilmektedir. Peygamber efendimizin yaşlı köylüye, amcaları olan Ebu Talibe ve Hz. Abbasa baba dediği, çeşitli muteber kitaplarda yazılıdır.



Yalnız Arablar değil, çeşitli milletlerde, amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara baba demek âdettir.



Türkiyede de, insanlara iyilik eden, onları himayesine alan kimselere mecaz olarak, "Baba adam", "Fakir babası" dendiğini hepimiz biliriz. Yaşlı kimselere de hürmeten "Baba" denir.



Yaşlı kadınlara da "Ayşe ana", "Fatma ana" veya "Hacı anne" dendiği meşhurdur. Böyle söylemekle, yani baba demekle, o kimse bizim babamız olmadığı gibi anne dediğimiz kadın da annemiz olmaz. Bunlar hürmet için söylenir.



Yine yaşlı kimselere, bir akrabalığımız olmadığı halde, "Amca, dede", yaşlı kadınlara da, "Teyze, nine" deriz. Bunlar bir saygı ifadesidir.



Bu bakımdan Hz.Yakubun öz babası Hz. İshak iken, Kuran-ı kerimde, Hz.Yakuba hitaben (Baban İsmail) buyurulmuştur.

[İmam-ı Süyuti hazretleri, Kitabüd-derc-il-münife kitabında Azerin Hz. İbrahimin amcası olduğunu vesikalarla ispat etmektedir.]


Byn_DeNiS

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 925
favori
like
share
Nerissa-Su Tarih: 26.05.2012 14:22
Allah razı olsun ellerine sağlık
Xblocker Tarih: 19.05.2007 07:22
Allah razı olsun kardeşim
CiLgInhAcI Tarih: 17.05.2007 18:30
matrakSsS Tarih: 12.05.2007 12:45
Allah razı olsun
by_ufuk Tarih: 10.03.2006 03:38
[COLOR=burlywood]Paylaşımın için çok sağol,ellerine sağlık.Bu güzel bilgiler için tekrar sağol.
Allah (c.c) razı olsun.
yunus Tarih: 13.08.2005 19:48
ALLAH razı olsun kardeşim eline sağlık..