”Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır…
Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur…
Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur…
Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır…
Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur”
Goethe

Merhaba!
Siz, siz olun insani değerlerinizi öldürmeyin! Ağlamaksa ağlamak, gülmekse gülmek, hüzünlenmekse hüzünlenmek, sevmekse sevmek İnsan bir makine değil, duygusuyla, merhametiyle, sevgisiyle insandır

Ve nitekim yaşamak Tek bir dokunuşta, bir bakışta gizli, hissetmekle kalan sahici değerler Yapay değerlerimizde büyüttüğümüz, her şeyi lükste, parada, maddiyatta aramanın, hırsın, bencilliğin, çürümüşlüğün gerçek değeri ne ola ki

Hayatımıza o kadar çok karmaşa ve ucuz değerler girdi ki; her gün biraz daha kaos, biraz daha karmaşa içinde yaşamın farkına varmadan kaybolup gidiyoruz O kadar acele yaşıyoruz ki hayatı Bir tabloya bakarken, ya da bir şiiri okurken bile neyi anlattığını, üzerinde durup düşünmeye fırsat bulamıyoruz

Geldiğimiz yüzyılda insanlar artık sadece yaşamlarını daha zengin bir ortamda sürdürme kaygısı taşıyorlar Asıl değerlerin yerini (saygı, sevgi, dostluk, güven, paylaşım gibi) maddi değerler almış Oysa ki sevgi, vefa, dostluk duygusu kutsal değerlerdir maddi değerlerle, maddi çıkarlarla ölçmek onu aşağılamaktan başka bir
şey değildir

O kadar çok sevgi var ki yarım kalan, bu acelecilikten sevgileri bile yaşayamıyor ve paylaşamıyoruz Birbirimize yeterince vakit ayıramıyoruz Yaşamın yanı başımızda su gibi akıp geçtiğinin farkına varamıyoruz Dostluklar bile sahte ve çıkar ilişkilerinden öteye geçmiyor Farkında mısınız, ne kadar çok özlüyoruz doğal dostlukları ve sevgileri?

Peki biz gerçekten dost olabiliyor muyuz insanlara, çıkarsız sevebiliyor muyuz insanları?





Neden hep yalnızlığı seçiyoruz çoğunlukla; neden hep boğulduğumuzu sanıp
kaçıyoruz insanlardan? Bu acelecilik, bu korku, bu kaçış niye? Sevgileri, gerçek dostlukları, insani ilişkilerimizi öldürmüyor muyuz hep beraber, sevgilerimizi de öldürecek kadar sevgi katili olmuyor muyuz?

Biliyoruz ki, düşündüklerimizle yaşantımız arasındaki ilintiler çoğu kez özlenenin, umulanın dışında kalıyor Toplum olarak da, bireysel olarak da, durmadan bir karamsarlığa bir yılgınlığa doğru sürükleniyoruz Bunları söylerken edebiyat
yaptığımı ya da bilgiçlik tasladığımı sanmayın Salt bireycilik, bireysel saplantılar
değil bunlar Toplumsal bir yangına dönüşmüş durumda

Bunları yazarken bir arkadaşımın anlattığı ve yazarının ismini bilmediğim kısa bir
öykü geldi aklıma Hatırladığım kadarıyla öykü şöyle

“”Dağlık bir bölgede adam küçük oğluyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla, “Ahhhhh!”diye bağırır Dağdan, “Ahhhhh!” diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder Merakla “Sen kimsin?” diye sorar; ama aldığı tek yanıt “Sen kimsin?” olur Çocuk bu yanıta kızar ve “Sen bir korkaksın!” diye bağırırDağdan
aldığı yanıt “Sen bir korkaksın!” dır Babasına bakar ve “Baba ne oluyor?”diye sorar

“Oğlum, dikkat et!” diyen baba, vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırırSes
“Sana hayranım!” diye yanıtlar Baba “Sen harikasın!” diye bağırdığında, bu kez dağdan “Sen harikasın!” yanıtı gelir Çocuk şaşırmıştır, ama hala ne olduğunu pek anlayamamıştır

Baba oğluna durumu açıklar: ”Oğlum, insanlar buna yankı derler ama; ama gerçekte YAŞAM’ın kendisidir Yaşama ne verirsen sana onu yansıtır Yaşam senin davranışlarının bir aynasıdır Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları
daha çok sev Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan insanlara saygılı davran
Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen insanlara karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalısın
Oğlum yaşamda ne ekersen onu biçersin Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir””

İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz; insanların yaşamı onların
davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir

“Sevinçler paylaşıldıkça artar, üzüntüler paylaşıldıkça azalır” sözü insanlar için en güzel ve en doğru yol gösterici olarak algılanmalıdır

Bazen karşımızdakilerin varlığına bile tahammül edemiyoruz, çarpık sağlıksız bir kişiliğe doğru sürükleniyoruz Salt “Sevmeyi bilmek” başlıklı yazımdan dolayı onlarca tehdit ve küfür maili aldığımı yazsam inanır mısınız?

Ey siz sessiz sevgilerin sessiz ortakları Bu serin gecenin ıslak damlacıkları
bedeninize yayılırken, üşüyüp kaçmak yerine, yüreğinize sevginin sıcaklığını esir
edin Ve bunu kendinize bahşedilmiş en kutsal ödül sayın Sevin, yalnızca sevin
Dünyanın en güzel şeyi insanların sevildiğini bilmesidir, daha da güzeli sevebilmesidir, sevmeyi bilmesidir Sevmek hiç bir zaman çılgınlık değildir Sevmek insan tarafımızı bulmamızdır Dünyada sevmeyenlere, sevemeyenlere acımalı Sevebilen insan,
kendini ve yaşamı keşfeden insandır; talihli insandır Duygulu duyarlı ve güzel
insandır Sevgidir insanı yücelten, insanın yaşamına anlam ve derinlik kazandıran Sevmeyenler ve sevemeyenler ot gibi yaşayıp, ot gibi gidenlerdir Ah evet,
sevgisiz bir dünyada hala sevmeyi bilen siz duyarlı dostlara selam, bilmeyenlere de
bir mesaj iletiyorum bu şekilde

‘”Dünyayı şairler ya da çocuklar yönetse, o zaman dirlik düzenlik olur; çünkü ikisinin
de yüreği sevgi doludur, ikisi de açık yüreklilikle yaklaşır hem beyninin hem yüreğinin sorunlarına” diyen yazara katılmamak mümkün mü?

Beynimi beyninizin aydınlığına yaslayıp, yüreğimi yüreğinizin sıcaklığına; güzel,
yalın yapmacıksız duygularınızdan öpüyorum

Yaşamı savunma sorumluluğu ve bilinciyle
mutluluklara…



Nuri CAN

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 448
favori
like
share
Sylar Tarih: 14.07.2009 16:32
Dünyanın en güzel şeyi sevildiğini bilmektir... Sevebilmektir..

Çok güzel bir yazı.