Doktor Mahmudali Çöhreganlı Qimdir - Doktor Mahmudali Çöhreganlı Haqqında - Doktor Mahmudali Çöhreganlı Hayatı


Vatan , vatan , vatan ; dil , dil , dil ; millet , millet , millet !...
Bu çerçeveden uzaklaşan hiç bir topluma kurtuluş yolu yoktur.
(Celil Memmedguluzade)

Mahmudali Çöhreganlı, 1956 yılı Güney Azerbaycan'ın (şimdiki İran coğrafyasının güzeyi) Şebeşer iline bağlı Çöhregan köyünde dünyaya geldi. İlk ve orta okulunu Çöhregan ve Tesuc köyünde tamamladıktan sonra, eğitimini Marağa Pedagoji Merkezi'nde devam ettirdi. MPM'yi bitirir bitirmez bir süre Öğretmenlik yapan Çöhreganlı, üniversite eğitimi almaya karar verdi ve Tercihini Tebriz Üniversitesi'nden yana kullandı. Tebriz Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Fakültesindeki öğrencilik yılları Çöhreganlı'nın milli-siyasi tefekkürünün şekillenmesinde önemli rol oynadı. Tebriz'deki öğrencilik yıllarında, rejimin Türkler'e karşı haksız davranışlarını ve baskıcı-istismarcı politikasını sadece açık bir biçimde görmekle kalmamış, aynı zamanda milletin ıstıraplı yaşamını gerçek bir Türk aydını olarak daha derinden kavramıştı.

Fars şovenistlerince kaleme alınmış üniversite derslik kitaplarında Türk milli ve medeni değerlerini küçük düşürücü satırların yer alması onu bir Azerbaycanlı öğrenci olarak daha çok kızdırıyordu, Özellikle, "Fars Dili ve Edebiyatı Tarihi" dersinde Fars milliyetçisi Zabihullah Sefai'nin hazırladığı ders notlarında Türk soylarını, tarihini, dilini, şerefini alçaltıcı sahte bilgilerin yer alması onu aynı zamanda isyankar ruhta terbiye etti. Çöhreganlı. üniversitede karşılaştığı her haksız duruma ilgisini sadece tepki biçiminde ortaya koymakla kalmamış. Azerbaycan halkının zorla elinden alınan maddi ve manevi haklarını geri almak için aktif olarak mücadeleye de karar vermişti.

1984 yılı, üniversiteyi başarıyla bitiren Çöhreganlı, pedagoji dalında yüksek lisans okumaya karar verdi.
Azerbaycan'ın tarihi başkenti Tebriz'deki üniversite yıllarında düştüğü ortam ve karşılaştığı birtakım zorluklar Çöhreganlı'da keskin siyasi görüş ve milli bilincin oluşmasına yardımcı olmuştu. Üniversiteli yıllarını bitirdikten sonra, Çöhreganlı'nın İran başkenti Tahran'da yüksek lisans eğitimi almağı zorunluluk haline getirmesiyle o zamanlardan dikkati kendine çekmişti. Tahran Yüksek Pedagoji Genel Dilcilik bölümünde araştırdığı tez konusunun "Fars Dilinde Türk Sözleri" baslığını taşıması rejimin ilgisini çekmesinin yanı sıra, böyle bir araştırma İran rejiminde kaleme alman ve milli değerleri içeren ender bilimsel araştırmalardandı.

Yazar, söz konusu araştırmasıyla bir nevi yıllardır ayaklar altına alınan Türk değerlerinin Fars medeniyeti üzerindeki etkisini satır aralarından bilimsel bir dille anlatmaya çalıyordu. Rejimin zorluklarına karşın Çöhreganlı bilimsel taktik ve yöntemleri maharetle kullanarak amacına ulaşmıştı. Çöhreganlı, yaptığı bu çalışmayla Azerbaycan Milli Yaratıcılık Akademisi tarafından doktora unvanına layık görülmüştür.

Şerefli Milletler Kendi İdaresi Altında Yaşarlar!

Çöhreganlı'nın girdiği hak davası uluslararası konjonktürde kabul gören demokratik seçim ve siyasi-içtimai mücadele yöntemleriyle başarıya ulaşacaktı. Bir konuşmasında da söylediği gibi, Batı ülkeleri ve ABD başta olmakla uluslararası anlayışa göre, her millet kendi kaderini kendisi halletmelidir.

Düşünce ve davranışlarında son derece keskin ve sert olmasına karşın, Çöhreganlı, İran'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde demokratik reformların gerçekleştirilmesinden yanadır. Sert çıkışları ile ilk bakışta devrimci lider imajını sergilese de, reform ve yeniliklerin demokratik ilkeler ve İran Anayasası kanunlarına dayandırılmasını savunmaktadır.Kendisinin de her fırsatta dile getirdiği gibi, parlamento seçimlerine gösterdiği ilgi de buradan kaynaklanmaktadır.Çöhreganlı'ya göre, "İran'da yaşayan Azerbaycan Türk'ü_kendi milli-medeni hakları uğrunda mücadelesinin sonucunda en azından federasyon seviyesinde bağımsızlık elde etmelidir. Amaca ulaşmak için izlenecek yol, İran'da demokrasi uğrunda mücadeleden geçmektedir".

Parlamento seçimleri öncesi "Eğer, milletvekili seçilirsem, parlamentoya Setterhan'ın ayakkabılarını giyerek gidereceğim" şeklinde açıklamalarda bulunması, Çöhreganlı'nın milletvekili kürsüsünden demokratik yollarla vereceği savaşın boyutuna işaret ediyordu. O, İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nda yer alan insan hakları ile ilgili maddelerin İran'ın bütün halklarına, özellikle Azerbaycan Türklerine gerçekten verilmesini; İran'da demokratik reformların gerçekleştirilmesi ve insan haklarının çiğnenmemesini; Güney Azerbaycan'ın İran'ın ekonomik sömürüsünden kurtulmasını ve milli değerlerin yaşatılmasını; Güney Azerbaycan'da Türk dilinin de resmen kullanılmasını, bu dilde eğitime izin verilmesini; Azerbaycan'ın tarihi topraklarına kavuşmasını savunmaktadır.

Bir Milletin Namusu Ayaklar Altına Alınmışsa, Onun Uğrunda Son Damla Kanına Kadar Savaşması, O Milletin Her Bir Evladının Şerefi Ve Borcudur!

Metin iradeli bir Türk aydını ve siyasetçisi derin zeka ve mantıklı düşünceleriyle İran Türklerini büyülemişti.. Fars şovenizmi. Güney Azerbaycan Türklerinin lideri olan bu genç alimi bir an önce aradan götürmek, milletin konuşan dilini, düşünen beynini, gören gözlerini mahvetmek kararını almıştı.

Çöhreganlı, İran çerçevesinde Azerbaycan Türklerinin milli ve medenî haklarının elde edilmesi uğruna açık siyasi sahnede demokratik mücadelesini ilk kez 1996 yılı. İran parlamento seçimleri esnasında verdi. Tebriz'den milletvekili adaylığını koyan Çöhreganlı'nın 350 bin seçmenin desteğini alması yönetimi ciddi bir biçimde kaygılandırmıştı. Tebrizlilerin sempatisini beklenenden daha fazla almıştı ve rejim buna tepkisiz kalamazdı. Çöhreganlı insanlık ve demokratik ilkelerle bağdaşmayan yöntemlerle seçimlerden uzaklaştırılmış ve bu da yetmiyormuş gibi. suçlanarak hapse atılmıştı, içeride insanlık dışı muamelelere maruz kalan Çöhreganlı'nın beyin kanaması geçirmesi uğradığı işkencelerin psikolojik boyutunu zaten kendiliğinden ortaya koymaktaydı.

Güney Azerbaycan Sorunu, Azerbaycan'ın "Milli Namus " Meselesidir

Gördüğü bunca ıstırap ve baskıya rağmen, kararlıydı, hapishanede mücadeleye devam edeceğine yemin etmişti. Nitekim., yaptığı her konuşmasında söylediği gibi. "bir milletin namusu ayaklar altına alınmışsa, onun uğrunda son damla kanına kadar savaşması, o milletin her bir evladının şerefi ve borcudur." 1999 yılı, yerel yönetim seçimlerinde ikinci kez, demokratik yollarla şansını deneyen Çöhreganlı , İran rejimi tarafından insan hakları ve demokratik ilkelerin bir daha çiğnenmesi sonucu zorla seçimlerden uzaklaştırılmış ve seçimleri kazanmasına bir türlü izin verilmemişli.

ABD Dışişleri tarafından İnsan Haklan ile ilgili son değerlendirme raporunda da belirtildiği gibi, "İran'da yasayan Azerbaycan Türklerinin milli-medeni hakları rejim tarafından çiğnenmiş. Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketi lideri M. Çöhraganlı ve kendisiyle beraber onlarla günahsız insan haksız gerekçelerle tutuklanmıştı. İran yönetiminin Çöhreganlı'yı tutuklamakta güttüğü politika ise, onu 2000 yılında yapılacak parlamento seçimlerden uzaklaştırmaktı". Tebriz'de halkının sempatisini kazanan birisinin sahte bahanelerle seçimlere alınmaması Güney Azerbaycan'da yüzlerce milli düşünce sahibi aydının seçimlere sokulmaması İran rejiminin mahiyetinin göstergesiydi.

Millete İhanet Etmek Namusa İhanet Etmek Gibidir, Hatta Namusa ihanet Etmek Millete İhanet Etmekten Daha Şereflidir!

Çöhreganlı, 20. Yüzyılda Güney Azerbaycan Türklerinin yetiştirdiği Setler Han, Mehmet Hiyabani, Seyit Cefer Pişeveri gibi bağımsızlık mücahitlerinin gerçek anlamda devamcısıdır. Selefleri gibi Çöhreganlı'da Azerbaycan davası uğruna sonuna kadar mücadele edeceğine ve bu yoklan dönmeyeceğine yemin etmiş gerçek bir kahramandır. "Şerefli milletler kendi idaresi altında yaşamalı" deyen Çöhreganlı verdiği savaşın "Azerbaycan'ın Milli Namus" meselesi olduğuna inanıyor. Yaptığı ekser konuşmasında da dile getirdiği gibi, o Azerbaycan Türküne onun hukuklarını gerekli yöntemlerle sona kadar savunacağına and içmiştir". Ona göre, "Millete ihanet etmek namusa ihanet etmek gibidir, hatta namusa ihanet etmek millete ihanet etmekten daha şereflidir".

"Milli Namus" derken Çöbreganlı gerçek anlamda neyi kast ediyor Buradan anlaşılması gereken ilk nokta. Tahran rejiminin Güney Azerbaycan Türklerinin milli değerleri ve duygularının ayaklar altına alınmasıdır. Milli Namus kavramının üzerindeki bîr değerlendirmesinde şöyle diyor:

"Milli namusumuz, geçmişimiz, şehitlerimiz, tarihimiz, kültürümüz, edebiyatımızdır. Bizim milli namusumuz ayaklar altına alınmıştır. Bu namus yalnız benim değil, 40 milyonluk Azerbaycan halkınındır ".

Tebriz'de insan haklan bayrağı diken Çöhreganlı, bugün Güney Azerbaycan halkının Milli Uyanış Hareketinin gerçek lideridir. "Nevid-e Azerbaycan" gazetesinde yer alan bir röportajında Çöhreganlı, kendisine karşı yapılan baskıların ve saldırıların gerçek anlamda Güney Azerbaycan Türkünün milli bilincine karşı saldırı olarak görmekteydi.

Toprak Şeref Ve Namus Meselesidir. Bu Namusun Hangi Coğrafi Mekanda Olması Fark Etmez, Giden Milletten, Topraktan Gider!

Güney Azerbaycan'ın ekonomik sıkıntılarını da sık sık dile getiren Çöhreganlı, İran bütçesine en çok vergi ödeyen halkın Türkler olmasına karşın en çok ekonomik sıkıntı çeken halkın da Azerbaycanlılar olduğu kanaatinde. Çöhreganlı, Azerbaycan'da milli-medeni değerler üzerinde gerçekleştirilen asimilasyon sürecinin daha çok rejimin ekonomik sömürgecilik politikası ile ilişkili olduğunu belirtmekte ve milletin parasının rejimin yanlış politikası gereği Fars kökenli Taciklere harcanmasından yakınmaktadır. İran yönetimini Azerbaycan'ın tarihi abidelerini uçurmakla suçlayan Çöhreganlı, meşrute hareketinin büyük önderlerinin {Setter Han, Bağır Han) mezar taşlarının yapılması için bir kuruş harcamaya gayret etmemesine kızıyor.

Çöhreganlı, Güney Azerbaycan ekonomisinin günü günden daha çok gerilemesinin sebebini yerli iş adamlarının Azerbaycan'dan zorla uzaklaştırılmasında görüyor:

"Azerbaycan'ın kendi zenginleri paraları ve sermayelerini de alarak bölgeden uzaklaşmaya gayret göstermektedir. Onların Azerbaycan'da kalabilmeleri için şerait yaratılmaması bir tarafa, yönetim onların Azerbavcan 'dan uzaklaştırılması için elinden geleni etmektedir. Devletin resmi politikası gereği, yerli sermayedarlar kendi fabrikalarını Tahranlıya satmak zorunda kalıyor... "

Güney Azerbaycan'ın ekonomik sıkıntılarla boğuşmasında bir diğer önemli sebep olarak Çöhreganlı, meclis tarafından onaylanmış bütçe kanununun Azerbaycan'la ilgili kısmının uygulamaya konulmamasında görmektedir.

"Bundan dolayıdır ki, Azerbaycan 'in her 100 gencinden 50'si işsizdir. Cinayetler artmıştır. Üniversiteyi bitiren Azerbaycan'lı gençler geçimi kaynağını teinin etmek için, Tahran 'a yüz tutmaya mecbur bırakılmıştır. Bu bir bakıma Günev Azerbaycan 'ı diğer bölgelere muhtaç duruma düşürmüş; hu bizim için hakarettir".

Çöhreganlı'yı halkın, ülkenin gergin ekonomik sıkıntılarından daha çok Azerbaycan Türkünün milli esarette yaşamaya mecbur bırakılması rahatsız ediyor:

"İran 'da Pehlevi rejiminin yıkılmasında Azerbaycanlıların oynadığı rolü tarih karşısında kimse inkar edemez. Bizim o zaman istediğimiz rejim değişikliği sonucu daha güzel yaşamaktı Devrimi sonuna kadar destekledik fakat yeni rejim namluyu bize taraf çevirdi. İsinin Devrimimle canlarını, kanlarını ortaya koyan Azerbaycanlıların istedikleri tek şev, edaletin temin edilmesi ve yitirilmîş haklarına kavuşmasıydı. Fakat bunun yapılmaması bir tarafa, rejim bize düşman kesildi. Şah zamanında olduğu gibi, 30 milyonluk Azerbaycan Türkünün kendi dilinden, kültüründen ve milli varlığından soyup, ona Fars elbisesi giydirmeye çalışmaktadırlar. Biz bu yola baş koyduk, yıllar önce namusumuza and İçtik. 20 yıldır söylenenleri yapıyoruz. Yeter! Azerbavcan halkı kül türünü, folklorunu, edebiyatını, dilini, müziğini unutmak üzeredir.
Ülkemizde sayısı 150 bini bulmayan Ermeniler Üniversitelerde kendi dillerinde eğitim görürken, 30 milyonluk bir halkın dilini okullardabile öğrenilmesine izin verilmemesi, bir millete karşı yapılan en büyük hakarettir ".

Çöhreganlı, İslami değerleri her şeyden üstün tuttuklarını bütün dünyaya beyan eden Farslıların , İslam'ın "komşu ile iyi ilişki kurma" , "başka milletlere saygılı olma" gibi yüce değerlerini de ayaklar altına alınmasına kızmaktadır. Nitekim Kuran'dan da anlaşıldığı gibi Allah ( cc ) insanlara şöyle buyurmuştur. " Herkes kendini ve karşısındakini tanımaya ve saygı duymaya borçludur."

"Türk Dünyasının Yolu Tebriz'den Geçer"

Çöhreganlı. mücadelesini verdiği bu kutsal davayı sadece Bütöv Azerbaycan coğrafyası ile sınırlı tutmamış, aynı zamanda diplomatik temaslarıyla da mücadelesini anlatmaya çalışmıştır Bu bağlamda Çöhreganlı 2001 yılı Kasım ayından itibaren Avrupa ülkelerini giderek Bütöv Azerbaycan davası konusunda çeşitli görüşmelerde bulunmuştur. Bu görüşmeler dizisi 2002 ayında da sürmüş Çöhreganlı Avrupa Konseyi GenelSekreteri Valter Shvimmer'le de görüşmüş ve Mart ayında da Azerbaycan'ı ziyaret ederek buradaki iktidar ve muhalefet partilerinin liderleri ile görüşmeler yapmış ve Bütöv Azerbaycan davası için destek almıştır.

Çöhreganlı, milli davası konusunda her zaman Türklük düşüncesini temel almış ve Türkiye'ye özel önem atfetmiştir. İnsan haklarının günümüzde bir gerçek haline geldiği dünyamızda en fazla Türkün yaşadığı ikinci ülke olan İran'da 30 milyon Türkün en basit kültürel hakları bile Fars molla rejimi tarafından görmezden gelinmektedir. Çöhreganlı da bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve en temel insan haklarının güvenceye alınması için mücadelesini azimle sürdürmekte ve Türkiye'nin de bu konudaki hassasiyetini göstermesi gerektiğine inanmaktadır.

Öte yandan Güney Azerbaycan ve Bütöv Azerbaycan konusu Türk Dünyası'nın geleceği açısından da stratejik önem arz etmekledir. Çöhreganlı'nın "Azerbaycan Türk milletinin özgürlük düşüncesi" olarak nitelendirdiği Elçibey "Türk Dünyasına giden yol Tebriz'den geçer" gerçeğini sık sık vurgulamıştır. Bu bakımdan Türkiye'nin Türk dünyası bağlamında da konuya ilgi göstermesi hem insan haklan ve hem de stratejik çıkarları bağlamında zaruri bir husustur, Türkiye'nin Güney Azerbaycan ve Bütöv Azerbaycan sorununun çözümüne yönelik her bir girişimi 30 bin Türk insanının ölümüne yol açan PKK terörünün İran ayağının ortadan kaldırılması ve çevresi tehditlerle çevrilmiş Türkiye devletinin güney sınırlarında barış kuşağının oluşturulması için önemli bir katkı anlamına gelecektir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 701
favori
like
share