Mezheplerin rahmet ve feyiz olduğu açıktır Ancak mezhepte aşırı taassup doğru değildir Hak olan mezheplerin hepsi deAllah'ın Kitabına, Peygamber (AS) Efendimizin Sünnetine ve Ashabın, ümmetin yetişkin ilim adamlarının icmâına dayanmaktadırMüslüman kişi hak mezheplerden herhangi birini seçmekte serbesttir Dinimiz bu hususta bir takım şartlar veya engeller koymamıştırÇünkü mezhepten amaç, Müslümanların dinî meselelerini kendilerinin belirtilen ana kaynaklardan çıkarma imkânı yoktur Bu çok geniş, köklü ve detaylı ilim ister Herkes böyle bir ilme sahip olamaz O takdirde böyle bir ilme sahip olup kendini ümmete kabul ettiren müctehid imamlardan birinin mezhebini seçerek dinî meselelerini ona göre çözmek ve amel etmek zorundadır

O halde herkes kendine kolay geleni hak mezheplerden birini seçebilir Ancak seçeceği mezhebin ilmihâlini bilmesi gerekir Başka bir ameliyeye lüzum yoktur

Ayrıca mezhepler arasında bir ayrım yapmak da doğru değildirÇünkü mezhep kurucularının hepsi de mutlak müctehidlerdir Hatâ bile etseler, sırf ictihad ettikleri için sevap kazanmışlardır Falan imam filân imamdan daha üstündür veya daha çok bilgilidir, gibi yersiz övgülerde bulunmak, imamların ruhunu ta'ciz eder ve kimselere bir şey kazandırmaz Hepsi de kadri yüce ilim adamlarıdır Allah (CC) için yine Allah'ın kendilerine vermiş olduğu üstün zekâ ve hafızayla bütün bir ömürlerini bu yolda harcamışlardır İslâm tarihinde bilhassa dört mezhep imamlarının benzerleri pek yetişmemiştir Allah (CC) bu dini korumak, azizliğini muhafaza etmek, yanlış ve maksatlı görüşlerden uzak bulundurmak için böylesine güçlü ilim adamları yaratmıştır Hicrî birinci asırla dördüncü asır arası, mücehid imamların en çok yetiştiği bir devredir Ondan sonra, yetişen müctedihler ayarında pek müctehid yetişmemiştir

Sonuç olarak diyoruz ki : İnkıraz bulan hak mezhepler dahil yaşamakta olan dört mezhebe ve imamlarına ayni sevgi ve saygıyı beslemek Müslümanlığımızın gereğidir


Bidat meselesine gelince: Müctehid imamların anlayış ve fikirleri, Dinimizin iki esası olan Kuran ve Sünnetten alınmıştır ve o ikisinin yorumlanmasından ibarettir
Nitekim şu Kuranayeti bunu açıkça göstermektedir: “…Eğer onlar (ihtilafa düştükleri konularda) peygambere ve aralarında dini yönden görüşlerine itimat edilen kimselere sormuş olsaydılar, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu bilirlerdi” (Nisa, 83)

Dikkat edilirse ayette Hz Peygamberden sonra, görüş sahibi ve sahasında uzman kimselere de problemlerimizi iletmemiz isteniyor İşte hak mezheplerin olması bu ayetin bir açıklamasıdır

Ayrıca meşhur bir rivayete göre Peygamberimiz Hz Muaz’ı Yemene gönderirken nasıl ve neye göre hüküm verecegini sorduğunda onun sırayla Allah’ın Kitabına, Rasülünün Sünnetine ve onlarda bulamaz isem kendi gürüşüme göre hüküm veririm demiştir Peygamberimiz bu cevaba çok sevinmiştirBu da konumuz açısından önemli bir kaynaktır...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 378
favori
like
share
alp-perss Tarih: 21.07.2009 01:09
emeğine sağlık ellerine sağlık.
bu toplumda bir değişmez kuraldı.kimse genişliği anlatmıyor.hepsinden istifade edilebilir.neticede birbirinden değerli alimlerin görüşleri.