Türkçe, tv kaydı,(TRT2)

RESİM SEVİNCİ 01

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222967513/RS01.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222977947/RS01.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222984269/RS01.part3.rar

RESİM SEVİNCİ 02

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222994198/RS02.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/223004600/RS02.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/223481725/RS02.part3.rar



RESİM SEVİNCİ 03

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222805432/RS03.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222816236/RS03.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222823448/RS03.part3.rar


RESİM SEVİNCİ 04

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222834195/RS04.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222844972/RS04.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222847878/RS04.part3.rar


RESİM SEVİNCİ 05

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222858927/RS05.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222869924/RS05.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222877308/RS05.part3.rar


RESİM SEVİNCİ 06

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222888518/RS06.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222899139/RS06.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222905978/RS06.part3.rar


RESİM SEVİNCİ 07

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222916310/RS07.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222926733/RS07.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222933974/RS07.part3.rar


RESİM SEVİNCİ 08

[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222944046/RS08.part1.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222954109/RS08.part2.rar
[COLOR=#0068cf]http://rapidshare.com/files/222956820/RS08.part3.rar


Hiçbir zaman kendisinin sanatçı olduğunu iddia etmemiş, böyle bir sorunsala gerek duymamışken bile, "sanat nedir" daha da beteri "sanatçı kimdir" olayını kendine son derece sıkıcı boyutlarda dert etmiş bazı kişilerce sürekli abuk sabuk eleştrilere maruz bırakılan süper sempatik bir insandı kendisi. pazar sabahları çizgifilmleri boşverip trt 2'yi seyretme sebebiydi. elinde büyük fırçalardan varsa, ****l şövalesinin ayaklarına pat pat diye vurup settekilere su sıçratmasına gülmeyi, "hımm... şu köşeye de, küçük tavşancıkların rahatça yaşayabilmesi için birkaç çalı çırpı koyduk mu tamam" deyişindeki rahatlığı, yelpaze fırçasını kullanırken bileği ile yaptığı küçük hareketleri yakalamaya çalışmayı, tarzı ve tercihi ne olursa olsun tekniğine hayran olmayı özlüyoruz çoğu zaman. o çoğumuza komik gelen saçlarından aslında kendisi de pek hoşnut değildi, hatta ve hatta nefret ediyordu bir program sırasında anlattığına göre. bir yandan yuvarlak uçlu, kılları samur sırtından mı yoksa kokarca kuyruğundan mıydı hatırlayamadığım fırçası ile dağların doruk noktasına gizemli sis bulutçukları yerleştirirken, bir yandan da hayatı boyunca resim yapmadığını, abd hava kuvvetlerinde uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli olduğunu ve resim yapmaya başladığını, bir dönem resime meraklı insanlara ders verdiğini, saçlarını da bu dönemde berbere harcayacak parası olmadığı için kestiremediğini daha sonra da markalaşmadan nasibini alıp, ne kadar nefret etse de o kabarık saçlardan kurtulamadığını anlatmıştı.

1995 yılında lenf kanserinden hayatını kaybetmiştir. pek çok ışıltılı sergi salonunda adı hala, yapmacık, sahte, şüphesiz "sanatçı" kişiler tarafından "ucuz, basit ve kalitesiz" kelimeleri ile aynı cümle içerisinde kullanılan, öte yandan ölümünden bu yana koskoca 13 sene geçmiş olmasına rağmen, amerika denen acayip yerde, titanyum beyazı ile bulutlar yaparken, aynı anda da dingin ses tonuyla doğanın güzelliklerinden bahsetmesi nedeniyle olsa gerek, bir bakıma terapi niteliği taşıyan tv şovları hala yayımlanmakta olan dev bir kişidir bob ross. evet, belki şimdi tablolarını satışa sunsanız , "sanatçı" insanlar tarafından ev hanımlarının yapıp, yaldızlı çerçeveye koyarak duvarlarına astıkları peyzajlara benzetilecek, değersiz bulunacaktır. ama bu, değersiz bulunan tabloların dünyanın en meşhur kişilerinden biri olan bob ross'a ait olduğu gerçeğini değiştiremeyecektir. sadece, tüm dünyada üç bine yakın sertifikalı ross eğitmeni bulunmaktayken bile, dönüp bir de kendisine bakmak istemeyen kişilere anlam veremediğimden olsa gerek, mucizevi bir günün gerçekleşmesini, şimdilerde "sanatçı" kelimesiyle yüceldiklerini düşünen kişilere bir çeşit vahiy gelmesini, zihinlerinin aydınlanmasını ve yıllardır süregelen bilinçsiz ukalalıklarını, yanında bakıp görmemezlikleri ile birlikte sona erdirmelerini, neyin, ne zaman "sanat" olarak adlandırılabileceğinin kara delik formundaki bilinmezliğini anlayabilmelerini umarım. zira herhangi bir rönesans dönemi ressamı günümüz sanat merkezlerini görebilme şansına sahip olabilseydi, çok büyük ihtimalle o da şimdiki "sanatçı" kişilerin beyaz tuval ortasındaki mor lekelerini değersiz ve anlamsız bulacak, o da buna "sanat" denmesinin yanlış olduğunu savunacaktır. sonuçta bahsettiğim ortamların bizzat içinde bulunan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; çoğu sanat nedir sanatçı kimdir merkezi, çoğu sanat nedir sanatçı kimdir insanı bu "sanat" kavramını o kadar çok önemsiyor ki, gerçek değerleri, aslında önemsenmesi gerekenleri unutarak kavram kaygısı içinde boğulmaya başlıyor.

belki, bob ross tüm bu kavram çılgınlığını kafaya takmadığı, sadece zevk aldığından dolayı resim yaptığı için bu kadar büyük bir kişidir. belki de hala küçümsenmesine anlam veremiyor oluşum bob ross'un yaşadığı dönemde, günümüzde en amaçsız yapılmış olana bile "sanat" diyebilecek zihniyetin aksine tutum sergilemiş olmasıdır. umarım, o batmakta, doğmakta veya ortalıklarda görünmeyen güneşinin, gözden uzaklaştıkça sisli puslu görünen çam ağaçlarının, geniş yeşil vadilerinin, yükseklere doğru karla beyazlaşan mor renkli ulu dağlarının, sevimli minik ırmaklarının, küçük yaramaz tavşanlarının yanında, huzur ve mutluluk içindedir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 574
favori
like
share
kaniersoz Tarih: 12.09.2009 18:14
Bu yoruma katılıyorum..Asena Teşekkürler....