[COLOR=MediumTurquoise]Genlerimizde ne gibi bir şifre yazılıdır?
[COLOR=MediumTurquoise]
Size genlerimizin işleyişini ana hatlarıyla anlatayım. Genlerin içerdiği bilgi hazinesi, hücrelerimizde bulunan ‘DNA’da kodlanmıştır. Burada bir benzetme yapmıyor, gerçek durumu anlatıyorum.

Bundan elli yıl kadar önce çok önemli bir keşif yapılmıştı: Canlıların tümü aynı genetik şifreyi kullanıyordu.

Bütün canlı varlıkların esası hücredir, hücrenin işlevini genler belirler ve genler ortak ilkeler doğrultusunda çalışır. İnsanların bitki ve ağaçlarla kaplı bir ortamda kendilerini huzur ve sükun içinde hissetmelerinin ya da kedi, köpek gibi hayvanlara yakınlık duymalarının nedeni belki de budur. Her şey aslında aynı kaynaktan gelme olduğuna göre, hepimiz birbirimizle bağlantılıyız.

Üç milyarın üzerinde “kimyasal harf”ten oluşan genetik şifremiz; ağırlığı gramın 200 milyarda biri, genişliği ise milimetrenin 500.000’de biri olan, iki mikroskobik sarmal üzerinde yazılıdır. Ancak, sarmalların açık boyu üç metreyi bulmaktadır.

Bir milimetre çapında bir kabloyu boylamasına yüz parçaya bölmeniz mümkün olsaydı, “püf” dediğinizde dağılıp gidecek incelikte şeritler ortaya çıkardı. Ama bu şeritler yine de, bir DNA şeridinin 5000 katı kalınlıkta olurdu. Boyutun ne kadar küçük olduğunu anlayabilmek için, dünya üzerindeki altı milyar insanın her birinin DNA’larını bir araya getirdiğinizi düşünün. Bunca DNA’nın ağırlığı, yalnızca bir pirinç tanesinin ağırlığına eşittir. Genler dünyası işte bu denli küçüktür.

Genlerimizde kayıtlı olan ve “genetik bilgi” olarak adlandırılan bilgi; üç milyar kimyasal harfe eşdeğerdir ve basılmaya kalkılsa, her biri biner sayfalık üç bin cilt oluşturur.[1]

İnsanoğlu gibi karmaşık bir canlı organizmanın yapısının, yalnızca dört âdet harfle yazılabilen bilgiler tarafından belirleniyor olması şaşırtıcı bir durumdur. Ancak bundan daha da şaşırtıcı olan bir şey vardır ki o da; minicik mikroplardan son derece kompleks hayvanlara kadar, bütün canlıların temel genetik yapılarının birbirinin tıpa tıp aynısı olmasıdır. Hâttâ, insan genlerinin %90’ından fazlası bitki genleriyle tıpa tıp aynıdır. Küf ya da koli basili gibi tek hücreli organizmalar, altmış trilyondan fazla hücresi olan insanoğluyla aynı temel ilkeler doğrultusunda çalışır.

Genetik şifre, protein yapımı için verilen bir dizi talimattır. Protein de tıpkı su gibi, vücudumuzun en önemli öğelerinden biridir. Protein, sâdece bedenin yapısal öğesi olmakla kalmaz; bedenimizin içinde süregelen kimyasal tepkimeler için gerekli olan enzimlerin yapısında da bulunur. Bir başka deyişle; protein “yaşam” dediğimiz olgunun temelidir.

Proteinler yirmi farklı amino asitten oluşur. Ortaya çıkan proteinin türü, bu amino asitlerin birleşimlerine bağlıdır. DNA, yirmi farklı amino asidin üretim ve dizilimini yöneten talimatları içerir.

Olayı biraz daha sadeleştirmek için; her hücrede bir kütüphane bulunduğunu düşünün. Hücrelerden biri bir şey yapmak istediği zaman kütüphaneye gider, bir kitap açarak yapacağı şeyin ne olduğunu ve ne zaman, nasıl yapılacağını öğrenir. Sonra da talimatı öğrendiği gibi uygulamaya başlar. Burada kitap genlerimiz, yâni DNA, kitabın içinde yazılı olanlar da gen bilgileridir.

Hangi proteinin ne kadar üretileceği kararı, genlerimize aittir. Bu iş için kullanılan girdi, amino asitlerdir. Vücudumuz, yirmi tip amino asitten on ikisini üretebilir. Geri kalan sekizinin dış kaynaklardan temin edilmesi gerekmektedir ve bunlar “Esansiyel amino asitler” olarak adlandırılır. Proteinler, amino asitlerin belli bileşimleridir. Diğer canlıların, örneğin domuz ya da ineklerde bulunan amino asitlerin bileşimi insanlarda bulunan amino asitlerden farklıdır. Bu yüzden, vücudumuz yediğimiz domuz ya da dana etini önce amino asitlere ayırır; sonra da genlerimizin talimatını izleyerek, bu amino asitlerle kemiklerimiz, kaslarımız, derimiz ve organlarımız için gerekli proteinleri sentezler.

[COLOR=MediumTurquoise]Kaynak : Genetikbilimi.com

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 328
favori
like
share