İnternet Geldi Gali - Bekir Sepet
Köyün erkekleri köy kahvesinde günün anlam ve önemini belirten günlük dedikodularını yaparken, Şıbbak Hüseyin kasıla kasıla kahveye gelir. “Selamın Aleyküm” der ve bir sandalyeye dizini altına kıvırarak oturur. Kasketin ibiğini ufaktan yukarı doğru işaret parmağıyla kaldırır. Bu durumu gören arkadaşları dayanamaz ve merakla sorarlar “Ne o len, şıbbak, hayırdır ne havadisle va gene” Şıbbak normalde normal bir insan gibi davranırken ne zaman ilginç bir haber alsa bu hareketleri yapardı. Haber alma ajansına ne zaman bir ilginç haber düşse köylüyü meraklandırmak için mutlaka kendine has hareketlerini yapar ve biri soruncaya kadar o havasını sürdürürdü.

“Arkadeşle bundan kelli bana öyle sade bide gibi, öyle yavan ekmek gibi, duzssuz aş gibi, balsız arı gibi, çocuksuz garı gibi, dölsüz dana gibi davranmeyceniz. Kelimelenize dikkat gonuşceniz. Bana bundan kelli Şıbbak bey deceniz gali” diye ükela ve kendini beğenmiş bir yüz ifadesiyle dudaklarını uzata uzata konuşunca, köy kahvesinde şiddetli bir kahkaha koptu.

Oturanlardan yırtık göz Salih, “Hadi len! Ordan deli şıbbak, yağmurda galmış gatır boku gibi gabarma da deyve bakam ne olmuş” diye, Şıbbağa çizmeyi aşmaması hakkında anlayacağı dilden bir ihtar çekti.

Şıbbak hemen kendini toparlar ve “Arkadeşle, köye internet geliyomuş! İnternet!” der. Köylü internetten bi haber olduğu için anlamsız anlamsız Şıbbağın yüzüne bakar. Köylünün anlamsız baktığını gören Şıbbak bu bakışlara anlam kazandırmak için internet hakkında başlar konuşmaya.

" Ekinleri ektik çok şükür, bu sene yağışlada iyi, gübreyide zamanında vedik. Hele bi de internet gelivedimiydi, bak sen gali berekete" Bu Comburt köyüne internet geldikten sona ineklerin südü pek bi artıvemiş.Gova gova gadınla sağmaynen bitiremimişle de, derele çayla südünen dolmuş. Rabbimin işi işte vedimi veriyo canım. Emme onu bunu bilmem. İnternet şart gardeşim. Hem oldumu şöle vayleslisinden olcek. İneklen damına, goyunun ağılana ceyran çekcen diye uğraşmaycen gali, kendisi havadan sudan geçemiş bulurumuş yolunu... Helebi gelsin de sen o zaman görüvecen Şıbbağın Deli Üseni. Zengin oluvecen de Köyde fakir gomacen len!"

Deyince bütün köylü merak içinde bir birine bakakaldı. İçlerinden Çapar Hasan, “Len Şıbbak bak benim azımı bozdurma. Hadi şindi havala güzel yağış iyi. Baharın yağmır yağmeyverirse sen internetini alda! Töbe! Töbee! Garışma Allah’ın işne. Benim azımı bozdurma öğlenin hayırında, İnternetmiş. Deli bozuk bulup bulup geliveri böle şeyleri neleden bulusa” der ve sinirlenir.

Şıbbak “Hoşt köpek! Len çapar, olum sen gup guru inatsın he! Aha ondan böle çavdar sapı gibi geziyon ortalıkta. Bakam bi dinle len! Hemen harımdan köpek çıka gibi saldırıveriyon insana. Bakam bi sor len, ören bakam adam akıllı da, ondan sona havlayıve ortalık yerde bana. Hemen adamın paçasını yırtıp alıyon aşşa.

Çapar Hasan, ince zayıf bacaklarını üst üste atıp dönüyor kıçını Şıbbağın masaya, sonra homurdanmaya başlıyor “İnternetmiş! Tarna çorbası da yapıyomuymuş len bu! Çifti de süre gali” diye bıdırdanıp duruyordu yan masada.

Naçar Ramazanın konu biraz dikkatini çekmiş olacak ki “ Ee! Şıbbak daha nele yapıyomuş bu internet” deyince. Başladı şıbbak yine konuşmaya.

“Bak olum iste inanın aha, iste de inanman gari. Bu internet vaya. Her bişey yapıyomuş. Böle düşünüyo düşünüyo ona söylümuşun, o hemen bulup getiriveriyomuş sana. Emme parasını alıyomuş deveren, sona demedi demen gali”

Aradan ince sesiyle ince bıyıklarını buran Cıngış Halil “ her şeyi mi len?” deyince. Şıbbak “Len olum cıngış çıka gali şu kafanı, len olum bi iki dakka insan oluve len. Aklın fikrin uşgurunda. Yürü git deyyus. He len! He! seni damızlık baleycez len internete. Töbe Yarabbi! İnsanı künaha sokar bu densiz ya!” der.

Naçar Ramazan “Sen o densize bakma aslanım, anlat baken neyimiş bu böle”.

“Bak naçar, geçen günü çift sürüp durun göl talada. Baktım adamın biri ceyran gibi bişey çekip duru direklere. Bağırdım adama “Leeyynn Sadec, beri bak bi, ne edip durusun orlada sen gel hele bakam bi cığara sarıveren de telleyem beraber” dedim. Adam geldi yanıma telefon melefon bişey dedi. Ben anlamayınca postaneden geliyon ben, internet çekcez sizin köye dedi. Bende neyimiş a sadec bu internet dedikleri? Dedim. Adam önce gülüvedi sonra anlattı emme, sağolsun.

Comburt köyüne çektik dedi. İnekle bi süt veriyo govala gapla almadı da derelere döküyolla dedi. Her yanı bereket ediyomuş. her şeyi söyleveriyomuş. Talaya ne ekcen? Ne kaldırcen? Herbişeyi söyleveriyomuş. Amma iyi sözüne bakasan göm gök zengin oluverisin dedi bana. Len gos goca devletin adamı yalan mı? söylevecek benim gibi garip ileşbere” deyince.

Naçar Ramazan “Hakket essah olmasın len bu? Baksan ya tıp hastanesi ne gada ilerledi? Adamın imiğini değiştiriyolla len. Bakasın buda olur” deyince Çapar Hasan döndü ve sinirli bir sesle “Len Naçar aha bu deli sana da bulaştırdı ya daha gali sende hayır etmen ha!” diye söylendi.

Şıbbak “ben bilmem gali, aha ben devedim bildiklemi. Gerisine iste inanın iste inanmayın. Galın sağlıcaknan ben talalara bakmaya gidiyon” deyip kalktı masadan.

Şıbbaktan sonra masada bir ses gürültüsü kaldı başladılar köylüler kendi arasında konuşmaya “iyidir, yok kötüdür” diye.

Akşam karanlığı çökmeye başladığında Şıbbak evine geldi. Giyilmekten çarığı çıkmış postallarını kapının önünde iyice bir yere vurup çamurunun döktü. Sonra ineklerine ve koyunlarına baktı. Evinin tahtadan yapılmış ve bir tarafa düşük duran kapısını açıp içeriye girdi. O sırada kızı Fatma “Buba hoş geldin anam içede ağlıyo” deyince. Şıbbak “Niye gız? Sıpa, hastamı oldu yoğusa” dedi.

Kızı “yok yok ondan değil. Sen internetten yeni garı alcen kendime demişin gavede de, aha ondan” deyince. Şıbbak çok sinirlendi ve “ Ulen bu Cıngış Halili ibreti alem için aha köyün minaresine ascen gali, Hey! Rabbim Aha şeytanı yaraddın da, bu cıngış Halili niye yaraddın.? Töbe Yarabbi töbe günaha girdim ya!” dedi ve içeriye girdi.

Şıbbağın karırsı ince uzun boylu bir o kadarda sert ve otoriter bir köylü kadını yapısıyla ocaklığın başında oturmuş başını iyice sarmıştı. Gözyaşları içinde oturan karısını görünce Şıbbak, “Gız Ayşe, hele kalk baken bi, ay çiçeği gibi bakıve baken” diyerek gevrek gevrek güldü. Karısı asık suratını daha da bir asıp “ Sus hiç bennen gonuşma, sen git o internetteki garıynan gonuş. Bi de ay çiçeğim deyo. Sende benim aha tezeğimsin gali bundan buyanna” diye sert bir dille Şıbbağın sempatikliğini veto etti.

Şıbbak kasketini çıkarıp kel kafasını sildi çünkü sıkıntılı bir gün olacaktı. Şıbbak işte bu yüzden şıbbaktı, köy yerinde her kesin bir lakabı olurdu ve hiçbir lakap tesadüfen verilmez hersin o lakabı hak etmesi beklenir ve hak edene, hak ettiği lakap takılırdı. Saçı olmayan Şıbbağada bu yüzden köylü Sıbbak diyordu.

Şıbbak karısına döndü ve “Hey benim ceylan bakışlım, soğan acısı sevdam, kuru yufkam, taze yoğurdum. Hiç ben gönül çayırında senin sevdandan başka sevda otlatır mıyım? Hadi yağcek hava gibi gürleme, galdırıve gali garabulutları da, güneş açıvesin he! Ay çiçeğim” diye bütün sempatiklik ayarlarını sonuna kadar açtı. Ama karısı öyle bir iki süslü lafa yumuşamayacak kadar sertleşmişti.
Şıbbak karısının gönlünü almak için birkaç gün tarlaya daha az gidip bu fazla zamanı ona yalakalık yaparak geçirdi ve sonunda karısının gönlünü aldı.

Aradan bir iki ay geçti ki artık kahvede ve köy çeşmesinin başındaki sohbetler de değişmişti. İnternete karşı gelen Çapar Hasan sesleniyordu Cıngış Halile “ Len Virüs Cıngış, akşam gıpreşim gönderivediydim niye sende geri gıpreştirmedin baken?” diye. Cıngış “Len olum Gıpreşim Çapar, akşam bi çıtır düşürüvedim emme, aha bi cavırca dilim oluvese vay anam vay!” diye sanal dünyadaki serserilik sanatının inceliklerinden bahsediyordu. Çapar sözlerine devam etti “Len olum Cıngış gördün mü? Bizim Matrix Şıbbak traktör almış internetten Tiriniti garısıynan binivemişle, aha talaya gidiyoladı” derken bir taraftan da köydeki lakapların değişimini dile getiriyordu.

Aradan bir yıl geçmişti ki. Bazı insanlar daha önce sokağa yığdıkları tezeklerini kireçledikleri yüksek duvarlardan oluşan kuyulara koymaya başladılar. Kimisi güller dikti köyün boş yerlerine. Organik gıda daha bir önem kazandı zaten organik üreten üretici köylülere. Bazı insanlar daha bir kültürlü olmaya başladı. Muhtar seçimleri daha bilinçli ve demokratik yapılmaya başladı. Köy okulundaki bazı minikler bile internet ve bilgisayar konusunda gelişen dünyaya uyum sağladılar. Başarıdan başarıya koştular adam olmak adına.

Tabiî ki köyden internet aracılığıyla fotoshoplu resimlere aldanıp gönlünün açılış sayfasına ekledikleri yalan ve maskeli sevdalara bir umutla tutulup, mutsuzluğa kaçan kızların sayısı da az değildi. Virüs Cıngışlar bilgisayardan başını kaldırmıyor, hiç kapanmayan av sezonunu dolu dolu geçiriyorlardı. Bazı çocuklar gelişen dünyaya büyüklerinden daha çabuk uyum sağlamışlardı ya! Onlardan bazıları bilgisayar başında vurdulu kırdılı oyunlar ve çete savaşlarında öldürülen sanal insanların kanlarıyla besleniyorken.O çocukların babaları. Sebze ve meyveleri doğal gübreler yerine internetten buldukları verim arttırıcı hormonlu ilaçlarla yetiştirilmeye başladılar.

Artık köyümüzde internet var. İyi mi? Kötü mü? Siz anlayın, köyümüze internet geldi gali…

Bekir Sepet

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 337
favori
like
share