müslüman - iman ile ilgili ayetler

Aklı başında olan bir insanın, Müslüman olması için kendisini yaratan'a inanmalı ve onun gönderdiği ilâhi emirlere itaat etmeye çalışmalıdır. Dinimiz temelde 5, iman bakımından ise 6 temel konu üzerine kuruludur. Tabiiki bunlarla sınırlı değildir. Şimdi kendi kendimize soralım, bunları yapıyor muyuz ?

5 temel esasta şunlar vardır;

Kelime-i şahadet : Allah'tan başka yaratıcı olmadığına ve Muhammed (a.s.)'ın onun peygamberi olduğuna şahitlik etmek demektir. (bu çok önemli bir adımdır.yaratıcının adı ile başlanır ve onun gönderdiği dini yayan kula da saygı gösterilmesini, selam gönderilmesini emreder.)

Namaz : ibadetlerin başıdır. ibadet ise Allah'a olan borcumuzun ödenmesi için yapılan işlerdir. namaz beden ile yapılan bir ibadettir. dinimizin direğidir. bu ibadet yapılmazsa çok acı elem verici azabı vardır. hiç kimse ben namaz kılamam veya kılamıyorum bahaneleriyle kurtulamaz. çünkü dinimizde çok kolaylıklar vardır. öğrenmek için araştırıp okumamız lazım ki bu imkanları size veriyoruz.

Oruç : sabrın temelidir. "Allah sabırlılarla beraberdir" ifadesinde sabredenlerin kıymeti belirtilmiştir. sabırsızken dahi Allah her zaman kullarını gözetler onlarla her an beraberdir. ancak "Allah sabırlılarla beraberdir" den maksat "daha yakındır" anlamındadır. oruçta beden ile yapılan bir ibadettir. oruç sadece aç-susuz kalmak demek değil, nefsi terbiye etmek ve vücudu dinlendirmektir. düşününkü her yemek yediğimizde midemiz çalışıyor. sonra bir müddet yemesek dahi öğütme sindirme için yine çalışıyor. sonra biz bişeyler daha atıştırıyoruz. sonra birşeyler yiyoruz. sonra yatıyoruz (mide yine çalışıyor ona uyuma yok) ee peki bunu hiç düşündük mü? biz neyin ne olduğunu herşeyi tam bilmesek de Allah boşuna oruç tutun demiyor. hiçbirşeyi boşuna yapın yapmayın demiyor. bizim daha bilmediğimiz nice hikmetler var. okuyup araştıralım. oruç ile hem midemizi dinlendiriyor, hem nefsimizi terbiye ediyoruz. nafsimizi nasıl terbiye ediyoruz? düşünün ki canınız bişey yemek-içmek istedi veya özür dileriz (eşinizle birleşmek) istedi. ama oruçlu iken, bunlar yapılmaz, haramdır. bir kuds-i hadiste peygamberimiz (s.a.v): "Nefsim yed–i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Aziz ve Celil olan Allah buyurur ki: Kulum yemesini, içmesini, şehvetini ancak Benim (rızam) için terketmiştir. O halde oruç Benim içindir. Mükafatını da ancak Ben veririm." bakınız, yemesini,içmesini ve şehvetini deniyor. artık anlatılmak istenen bağlantıyı kurmuşsunuzdur sanırım. Ayrıca oruç, bedenin sadakasıdır.

Zekât : mal ile yapılan bir ibadettir. belirli bir miktar mala sahip olanların (ölçüsü zekat konularında vardır) malının kırkta birini fakirlere vermeleri emredilir. Kırkta bir değeri 100 YTL'nin 2.5 YTL'sini fakirlere vermektir. Bakınız hem az bir miktar hem de insanlar arasındaki fakirlik-zenginlik uçurumunu dengelemek içindir. Zekat malın sadakasıdır, malın şükrüdür, malın üzerinde hakkı bulunan yetimin fakirin hakkını edemektir, kulluk borcudur. Bunu bir borç gibi düşünün, bunu ödemek gerekir. Şöyle ki: Allah yolunda mallarını harcayanların mükafatı misli değerleriyle geri döner. Ayrıca, zekat dışında verilen sadakalar ise bir nevi Allah'a borç vermedir. Allah'a borç vermekten maksat şudur: Kişi Allah yolunda sadaka vermiştir (borç vermiş gibi düşünün), Allah ta buna karşılık gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, kalplerden geçmeyen tahmin edilemeyecek nimetlerle ahirette onu mükafatlandırması (borç ödeme gibi düşünün).

Hac : yine dinen zengin kimselerin ömründe en az bir kere hac yapmaları emredilir. yer yüzünün merkezi ve yukarısıyla aşağısıyla hizası ile, ilahi bir yönelme yeridir. müslümanların kâbesidir,kıblesidir. islamiyetin merkezidir. orada yapılan her hayırlı amel karşılığı, diğer yerlerde yapılanlardan kat kat fazladır. orada bolluk rahmet vardır, kutsal kitabımızda zikredilmiştir. Orada gerçek müslümanlık vardır, şeriat vardır, Allah'ın kanunlarıyla yaşantı vardır, sevgi vardır, mutluluk, huzur vardır. Peygamberimiz oralarda yaşamıştır, onun nesli, arkadaşları, tâbiûnlar oralarda yetişmiştir. yer yüzünde oralardan kutsal yer yoktur. Bu kadar önemli olan beldeyi gidip görmek, buna karşılık Allah'a şükretmek, duâlar etmek, yapılan ibadetlerin sevabını kat kat fazlasıyla almak ve daha birçok rahmete bolluğa sahip olmayı hangi akılsızlar istemez ki. Niceleri vardır ki can atar oraya gitmek için. Allah, oralara gitmeyi inşallah nasib eder.

İşte bu 5 esası yapmak, temel sorumluluklardır. Fazla incelemeye girmek için "ibadetler" hakkında araştırma yapmalıyız. Ama ilkönce kendimize soralım. Bu saydığımız şeyleri yapıyor muyuz?

Eğer yapmıyorsak. Bari yapabilmeye gayret gösteriyor muyuz?

Şunu her zaman aklınızda tutun: Biz bu dünyaya ibadet etmek için geldik.

Gırgırın şamatanın yeri değil. Asıl eğlence, asıl düğün, asıl sevinç, asıl mutluluk ve asıl ebedi mükafat müslümanlar için ahirette başlayacak. hiç vakit yok. zaman daraldı. kıyamet yaklaştı. Ölüm, ölen kişinin bir nevi kıyametidir. Azrâil(a.s) sadece yaşlılara değil, gençlere de geliyor, buna şahidiz, buna herkes şahit, bir saniye sonrasında yaşayacağımızın garantisini kimse veremez.

Her nefes, Allah'ın izninden geçer. Allah, bir an bile izin vermezse o kişi nefes alamaz.

Yaprak, Allah'ın izni olmadan düşemez.

Kuşlar, Allah'ın izni olmadan uçamaz.

Yine Bulutlar Allah'ın izni olmadan yürütülemez.

Yine Dağlara Allah kâdir (güç veren) olmazsa o koskocaman dağlar dimdik duramaz.

Akla sığmayan bir yaratıcımız var. çünkü o hiçbirşeyler sınırlandırılamaz.

İşte. Bunları düşünelim. Allah'ı düşünelim. Allah buyurur ki: "..siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!" (bakara,152)

Bu temel ibadetleri yapanın, diğer amelleri de ibadet olur. Şöyle ki: namaz kılıyor,oruç tutuyor, sadaka veriyorsunuz ve bir imtahana tutuluyorsunuz. Eğer imtihanı kazanmak istiyorsak Allah'ı düşüneceğiz.

- "Acaba bu işte Allah'ın rızâsı var mı ?" Ama Allah'ın rızâsını düşünmeden yaparsak, bu seferde kendi kendimize sorucağız:

- "Ben hem namaz kılıyorum hem de kötülük yapıyorum. Barut ile ateşi yan yana koyuyorum. Bunların ikisi bir arada olursa felaket olur. Bu huyumdan vazgeçmeliyim." diye diye, nefis öyle bir hal alır ki herşeyde

- "Acaba Allah'ın rızâsı olur mu bu yaptığım işte?" düşünceleri akıldan çıkmaz. Hesap korkusu doğar.

- "Ben bunu yaptım. Fakat, hesabını vereceğim" işte bu noktayı yakalamak önemli.

Sonunda ise bize notumuz verilecek. Hesaba çekilme korkusuyla Allah rızâsı için yaptığımız her ameller değerlendirilecek ve karnemize yansıyacak. Karnemiz (amel defterimiz) sağımızdan verilirse ne mutlu bizlere.

Peki bi de şunu düşünelim :

- "Ben zaten batmışım batacağım kadar. Ben adam olmam, artık yaş gelmiş yapmışım bütün kötülükleri, benden hayır yok." gibi düşüncelere kapılanlarınız mı var?

İşte bu çok tehlikeli bir düşüncedir. Allah'ın rahmeti hiçbirşeye sığmayacak kadar sonsuzdur. Annenin çocuğuna şeftaki, peygamberlerin Allah'a, meleklerin Allah'a nasıl bir itaat bağı varsa Allah'ın ise kullarına bunlardan daha çok acıma duygusu, bağışlama duygusu vardır. Belki ömründe bir defa "Allah" diyen cenneti hak edecek. Ama şunu da bilelim ki: Cennet sekiz tabakadır. Ömründe bir defa Allah diyenle, bin defa "Allah" diyen bir tutulmaz, bilen ile bilmeyende bir tutulmaz. Netice de içimizde bir umut olmalı. Ümitsizlik daha kötüdür. İslamda ümitsizlik yoktur. Diyenler olursa ki:

- "Sen bu yaşına kadar yapmadığın hayırsız ve haram iş kalmamış, şimdi Allah'a tövbe ediyor ve af diliyorsun. Bu saatten sonra dua etsen, namaz kılsan noolur kılmasan noolur?"

İşte bu ümitsizliktir. İşte bu anlayışsızlıktır. O söyleyene ne oluyor ki, kim ona yetki vermişki kararı koyuyor. "Sonu fena olacaktır" şeklindeki bir hükmü ortaya koyuyor. Nerden biliyor ki o kişinin affolmuyacağını ?

Bunlara çok dikkat edelim. Her karşılaştığımız şeylerden ders çıkaralım. Kesin bilmediğmiz konularda ağzımızı açmayalım. Onun içindir ki bazen doğru yazdığımız şeylerden bile eğer hatalarımız varsa Allah'tan bağışlanma sizden de helallik istiyoruz.

SON OLARAK :

Eğer hatamız yanlışımız varsa Allah bizleri,hepimizi affetsin.

Hakkınızı helal edin, üzerimizde vebal kalmasın.

İnşallah hep birlikte cennette gülüşüp eğleniriz. Burası kafirin cenneti, bizim cennetimiz ahirette. Sabredelim, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Bu yurt geçicidir. Binalar yıkılmak için kurulur, insanlar ölmek için doğar. Allah'tan başka hiçbirşey devamlı değildir. Herşey yok olmaya mahkumdur. Yok olmayan ise geride bıraktığımız salih (hayırlı) ameller.

Yazar: Suat ERENLER

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 404
favori
like
share
MAVi Tarih: 27.07.2009 13:30
Allah razı olsun güzel paylaşımınız için...:3:_-----___-----____