Yıldız Fotoğraf Koleksiyonu - Gültekin Çizgen

II. ABDÜLHAMİT VE FOTOĞRAF

II. Abdülhamit 1842’de İstanbul’da doğmuş, Sultan olunca kültür ve sanata önem vermiş, eğitim konusunda hizmet verecek pek çok okul ile kurum oluşturmuştur.

Sultan oluncaya kadar ülkede çevresinde olup bitenden, olaylardan derin şekilde etkilenmiştir. Haliç tersanesi konferansı, Bulgar isyanı, amcası Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve ölümü, ağabeyi V.Murat’ın üç aylık padişahlığı, Mithat Paşa’nın sadareti gibi çok önemli siyasi olaylar bu kuşkucu psikolojiyi beslemiştir. Sultan sürekli evhamlı – kuşkucu bir üslup içinde yaşamıştır. Politikasını buna göre düzenlemiş, içe kapanık bir hükümdarlık sürdürmüştür. Sultanın gözü “fotoğraf”, kulağı geliştirdiği “hafiye” sistemi olmuştur. Saltanatı sırasında halkıyla teması sadece Cuma selamlığına çıktığı birkaç saatti. Saltanatı için yaptırdığı Yıldız Sarayı ile Hamidiye Cami arasındaki birkaç yüz metreyi, etrafında koşuşan paşalarıyla birlikte, kendi sürdüğü atlı arabayla geçip, halka ve yabancı misyonlara görünürdü.

Hafiye teşkilatı ve fotoğrafa güvenerek, İstanbul ve Anadolu’nun her köşesini; Mısır’dan Balkanlar’a, Arabistan’dan Kafkaslar’a kadar uzanan imparatorluk topraklarını Çin, Orta Asya, Rusya, Hindistan, Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli şehirlerini fotoğraf karelerine kaydettirmiştir. Bu şekilde dünyada neler olup bittiğini kendi gözüyle anlamak istemiştir.

Devlet memurlarını, hatta 25. cülus yılı nedeniyle affedeceği mahkumları belirlemek için hapishanelerdeki katillerin fotoğraflarını çektirmiş ve kararını fotoğrafları inceleyerek vermiştir. Saltanat süresince ortaya muazzam bir fotoğraf hazinesi çıkmıştır, tam 36 bine yakın fotoğraf.

FOTOĞRAFIN KULLANIMI

Devrin tüm yerli ve yabancı fotoğrafçıları eserlerini, ihsan-ı şahane karşılığı Sultan’a hediye ederlerdi.

Abdullah biraderler stüdyosu, kabinede yer alan nazırların fotoğraflarını çeker ve sarayla içli dışlı çalışırlardı. Dönemin önemli fotoğrafçısı Vassilaki Kaargopoulo, Pascal Sebah ile Guillaume Berggeren yine Abdulhamit’in emrinde çalışmış fotoğrafçılardır.

Sultan II. Abdülhamit, dönem İstanbul’unun ünlü fotoğrafçılarından Viçen Abdullah’a 1889’da “Serfotoğrafi Hazret-i Şehriyari – Sultanın baş fotoğrafçısı” ünvanını vermiştir. Bu önemli takdirin hakedilmesi için Viçen Abdullah 1890 yılından itibaren boğaz ve Haliç sahillerinin devlete ait binaları ile askeri okulları, tarihi eserleri, rahat anlatımlı, teknik incelikler sergileyen fotoğraf serileri oluşturmuştur.

KONGRE KİTAPLIĞINDA BULUNANLAR

ABD’nin belleği sayılan, 1800 yılında başkent Washington’da kurulan Kongre Kütüphanesinin birikimi çok ünlüdür. Burada zengin bir Türk kitap koleksiyonu da bulunmaktadır.

Büyük boy albümler, Sultan tarafından 1893 yılında Amerikan milli kütüphanesine - Library of Congress’e gönderilmiştir. 1891 – 1892 döneminde Viçen Abdullah çektiği fotoğrafları, 1819 adet fotoğraf olarak, 51 adet albümde yer almaktadır. Bu albümler bugün de kongre kitaplığında incelemelere açıktır.

Bu değerli eser koleksiyonları içinde kırmızı deri kaplı, üzerleri II. Sultan Abdülhamit’in tuğrası kakmalı albüm bulunmaktadır. Albümlerde tuğradan başka “Es-Sultan İbni’s Sultani’s Sultan El Gaazi Abdülhamid Han-ı Sanı Hazretlerinin tarar-ı eşref-i mülükanelerinden Memalik-i Müctema-i Amerika Kütübhane-i Millisi’ne ihda buyurulmuştur. 1310” yazılıdır. Diğer kapakta ise Osmanlı arması ve yazının İngilizce çevirisi “GIFT MADE BY H.I.M THE SULTAN ABDUL-HAMID II. TO THE NATIONAL LIBRARY OF THE UNITED STATES OF AMERICA 1893” altın kakma olarak yazılıdır.

Bu albümler, içeriden ve dışarıdan ülke için çok yoğun olumsuz propagandaların yapıldığı, imparatorluğun “Hasta Adam” diye nitelendirildiği bir dönemde, Sultanın emriyle hazırlanmış ve ABD’ye gönderilmiştir. Fotoğrafları o zamanın ünlü fotoğrafçıları Abdullah Biraderler, Febüs ve Kurmay Albay Ali Rıza Bey çekmiştir. Fotoğrafların konuları eğitim, sağlık, sanat, askerlik gibi değişik alanlarda Osmanlıdaki gelişmeleri aktaran görüntülerdir. Galatasaray Lisesi, Harbiye, Tersane, Donanma, Kışlalar, Topkapı Sarayı, Surlar, Camiler, Büyükşehirlerden peyzajlar yer alır. Kentlerdeki sokaklar, kıyafetleriyle birlikte halkın yaşamı, İmparatorluğun o günkü önemli kentleri, Halep, Beyrut, Şam, Selanik, Rodos, Manastır görüntüleri de yine albümlerde sergilenmektedir. Her bir albümde 20 – 40 civarında büyük boy fotoğraf vardır. Tüm fotoğraflar, Sultanın zamanının büyük bir kısmını geçirdiği Yıldız Sarayı’nın – Kütübhane-i Hümayun, büyük kütüphanesinde yer almaktaydı.

31 MART HAREKETİ VE YILDIZ’IN YAĞMALANMASI

1913’de, 31 Mart ayaklanmasını bastırmak üzere İttihat Terakki komutasında İstanbul’a yürüyen Hareket Ordusu, İstanbul’a hakim olduktan sonra komutan Mahmut Şevket Paşa 25 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’da sıkıyönetim ilan etmiş, ardından Meclis-i Mebusan 2 gün sonra toplanarak II.Abdülhamit’in tahtan indirilmesine, Şehzade Reşat Efendinin V. Mehmet Reşat ünvanıyla tahta çıkmasına karar vermiştir. Sultan, tahttan indirildikten sonra Selanik’te Alatini köşküne sürülmüştür.

KOLEKSİYON

Yıldız Sarayı, tüm savunma şartları olmasına rağmen, Hareket Ordusuna karşı askeri bir direnç gösterilmeden ordu komutanlarından Mirliva Şevket Turgut Paşa’ya teslim olmuştur.

Sarayı işgal eden kuvvetlerin içinde bulunan, o zaman binbaşı Enver (Paşa) ‘in beraberinde getirdiği gönüllüler Yıldız Sarayı’nı yağmalamışlardır. Hareket Ordusunun serkeş yağmacıları, sarayı basıp yiyecek ve giyecek çalmaya uğraşmış ve her şeyi kırıp dökmüşlerdir.

Yağmacılara karşı kütüphane emini Sabri Kalkandelen, “Beni çiğnemeden buraya dokunamazsınız” diye çıkışmış ve “Kütüphane devletin hafızasıdır, burada size göre birşey yok” diye kapının eşiğine yattığı rivayet edilir. Sabri beyin Kalkandereli oluşu ve yağmacılar arasında birçok Kalkandereli bulunması, hemşehrilik bağı ile babasının bilinen bir şeyh olması nedeniyle Başhafız-ı kütüp Sabri beyin sözü dinlenmiştir. Çapulcular, bunlar ne de olsa kitap diye düşünüp kitaplığa girmeyip, saray yağmasına devam etmişlerdir. Sabri bey kütüphaneyi süratle boşaltıp emniyete almıştır. Böylece Yıldız Sarayının çok zengin kütüphanesi ve “Yıldız Fotoğraf Koleksiyonu” yağmadan kurtarılmıştır.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KİTAPLIĞI

Kütüphane, 14 Mart 1910 tarihinde Maarif nezaretine, Yıldız Müzesi de 7 Haziran 1910 tarihinde hazineye devredilmiştir. Bu devir işlemlerini gösteren defterler bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. Kayıtlara göre kütüphanede 20.535 cilt yazma, basma eser vardır.

Koleksiyon daha sonra da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi kitaplığına nakledilmiştir. Defalarca ziyaret edip incelediğim albümlerin kapakları, değerli taşlarla süslenmişti. Cesurca çapulculara karşı çıkan Sabri beyin kararlı duruşu, koleksiyonu günümüze ulaştırmıştır.

İSLAM ARAŞTIRMALARI MERKEZİ İLE KÜLTÜR A.Ş.

Yakın yıllarda koleksiyon, Yıldız Sarayı’nda konumlanan İslam Araştırmaları Merkezi tarafından ele alınmış ve kataloglanmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi – Kültür A.Ş. tarafından da Yıldız koleksiyonu üzerine önemli bir çalışma başlatılarak tıpkı baskı kopyaları yayınlanmaya başlamıştır. Prof.Nurhan Atasoy’da konu etrafından önemli bir çalışma yapmıştır.

BÜYÜK BİR HAZİNE

Yıldız Sarayındaki bu oluşum, 1839’u fotoğrafın teknik miladı olarak kabul edersek, yaklaşık 40 sene gibi çok kısa bir süreçte gelişmiştir. Fotoğraf her yönüyle belge, bilgi ve haber kaynağı olarak kullanılmıştır. Özellikle taşrada manzara fotoğrafı çekilmesi izinle mümkündü ve bu kuralın uygulanması Kolluk Kuvvetlerince denetlenirdi. Böyle bir ortamda bu belgelerin yıpranmadan ve yok olmadan korunması ve günümüze ulaşması çok önemlidir.

Albümlerde yer alan fotoğrafçı ve fotoğrafhanelerin dökümü şöyledir:
Abdullah Freres,
Ali Sami Aközer, - Üsküdarlı Ali Sami (1866-1936)
Ali Rıza Paşa (1850 – 1907)
Ali Sami Bahriyeli
Nikolas Andriomenos (1851-1929)
Behçet
Guillaume Berggren (1835-1920)
Constantin Joseph Fettel
Çini Fabrika-i Humayunu Fotoğrafhanesi
Gülmez Freres
Hazım
Hüsameddin bey (? – 1904)
Hüseyin Zekai Paşa (1860 – 1919)
İranian Mihran
İlyas
Vasilaki Kargopoulo (Basile)
Cleomene Kargopoulo
Ömer Fuad Keskin (1869-1949)
Baron von Küller
Matbaa-i Bahriye Fotoğrafhanesi
Mehmed (Mülazım-ı evvel Mehmed)
Mehmed Rıfat Efendi
Dimitri Michailides
Raoult J.X.
Rıza (Darülaceze Fahri Fotoğrafçısı)
Römmler & Jonas
Jules Sandoz
Pascal Sebah (1838 - ?)
Şevket
Bogos Tarkulyan ( ? - 1940)

Yalnız fotoğraf tarihi açısından değil, kültür tarihi açısından da büyük bir hazineye sahip olduğumuz açıktır. Böyle bir birikimin mutlak şekilde bağımsız bir müze olarak değerlendirilmesi gerekir.

Gültekin ÇİZGEN

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 912
favori
like
share