Gaziantepspor Kulübü Tarihçesi

Gaziantepspor 1969 yılının Şubat ayında Gaziantep'de kurulmuştur. Güncel olarak Türkiye Süper Liginde oynamaktadır.Yıllar süren 1. lig serüveninde büyük takımların korkulu rüyası olmuştur. Birçok defa ligin ilk 5 sırasında bitiren başarılı Güneydoğu ekibi Avrupa'da da Türkiye yi UEFA kupasında temsil etmiştir. Çoğu spor adamları, FIFA VE UEFA tarafından Türkiye deki 5.inci büyük takım olarak gösteriliyor.


İsmini Gaziantep eski milletvekili ve eski devlet bakanı olan Kamil Ocak'tan alır.

Maçlarını gece ışıklandırması bulunan 25.000 kişilik oturulabilir kapasiteye sahip Gaziantep Kamil Ocak Stadı'nda oynamaktadır. Stadyum'un yeşil alanı tamamen doğal çimdir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1979
favori
like
share
GS2004 Tarih: 29.07.2009 15:21
Güneydoğu’nun Yıldızı Gaziantepspor


Büyük işlere imza atmış küçük kent takımları onlar. Ligin kaderini değiştirip filmin klişe hikayesini baştan yazamasalar da, o hikayede hep kayrılan “esas oğlanları” korkutmayı başarmış; kaybetmeye mahkum olduklarına inananlara bunun aksini ispatlamış; insanlara belki de ömürlerinde ilk defa (belki de son defa) “kazanan ne hissedermiş” onu hissettirmiş kahramanlar… En üst ligde hiç şampiyon olamadan efsane olunabileceğinin kanıtı takımlar. Onlardan biri de Gaziantepspor.


Kahramanlık hikayelerine yabancı olmayan bir kentin takımı. Vatan düşman işgali altındayken yazılmaya başlamış bu tür hikayeler Gaziantep’te. O zamanlar Şahin bey ve Karayılan gibi kahramanlar liderlik etmişler Antepliler’e. Günümüzde ise bayrağı bir başka lider ruhlu insan Celal Doğan almış. Ordusunu futbolculardan oluşturmuş ve Gaziantepspor bayrağı altında toplamış onları. Liderlerini utandırmamışlar futbolcular. Önce Türkiye’de bir efsane olmuşlar sonra da Avrupalı rakiplerine karşı bugün bile konuşulan muharebeler kazanmışlar.

5 Kasım 1919…

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu, Mondros Mütarekesi’nin altına imza atar atmaz İtilaf Devletleri topraklarımızın üstüne bir çekirge sürüsü çöktüler. Hızlı, kalabalık, aç ve acımasızdılar. Karşılarında vatanı savunacak, onları engelleyecek ya da yavaşlatacak düzenli bir ordu olmadığı için işlerinin çok kolay olacağına emindiler. Yanıldılar…

80 küsur binlik Antep İngilizler tarafından işgal edildi önce. Şıracı Fransızlar, bozacı İngilizler kendi paylarına düşen yerlere el attıkları için diplomasi çerçevesinde şarlayınca İngilizler bir seneye yakındır konuşlandıkları Antep ve çevresini boşaltmak zorunda kaldılar.

Fransızlar 5 Kasım 1919’da Antep’e girdiler. Antepliler’in zulme ve baskıya karşı başlattıkları tarihi Antep Savunması 1920’de başladı. Fransızlar’ın yanıtı ise 8000 piyade, 200 süvari ve l topçu ile 16 makineli tüfekten oluşan bir kuvvetle Antep’e saldırmak oldu. Antep elinde ne var onunla düşmana karşı koydu. Fransız’ın şehire çöreklenmesine izin vermedi. 11 ay sürdü bu durum. Sonunda ne Fransız’ın topu tüfeği (çünkü kuşatma boyunca topla tüfekle dövmüşlerdir Antep’i) ne de 6417 Antepli’nin şehit olması kırmıştır Antep’in direncini. Fransızlar’a karşı değil, hiçbir ölümlünün baş edemeyeceği bir düşmana kaybetmişlerdir: açlığa. Açlığa yenilip Fransız’a teslim olur Antep.

6 Şubat 1921…

Antepliler’in düşmana karşı verdiği destansı mücadele Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu şehre “Gazi” ünvanı vermesiyle ölümsüzleştirilir. Antep, Gaziantep’tir artık.

7 Şubat 1969…

Antep’in Gaziantep olmasının üstünden tam 48 yıl + 1 gün sonra kuruldu Gaziantepspor. Bir dönemin spor bakanı Gaziantepli Kamil Ocak’ın kurulmasında önayak olduğu stadın açılmasının üstünden kısa bir süre sonra… Takımın renkleri seçiminde bile ünlü Antep Savunması etkili oldu. Şehirlerini düşmana teslim etmemek için canlarını feda eden şehitlerin anısını yüceltmek için dalgalanacaktı Gaziantepspor bayrağı. Kırmızı dökülen kanları, siyah ise onlar için tutulan matemi temsil edecekti.

“Fransız topundan gedesin!”

Şimdilerde bu deyimi kullanan kalmış mıdır bilinmez Gaziantep’te. Belki Fransızlar’ın top atışlarının yankıları hala kulağında çınlayan birkaç nene ya da dede. Ama Antepliler’in bir zamanlar sık kullandığı bir bedduaymış: “Fransız topundan gedesin!” Antep halkı çok çekmiş Fransız’ın topundan savaş zamanı.

Savaşın üstünden çok zaman geçtikten sonra, bir barış zamanı sembolik de olsa nihayet intikam alındı Fransız’dan. Bu kez toplar onları dövüyordu. Ama dedik ya, barış zamanı, söz konusu toplar oldukça farklıydı. Bunlar can alan gülleler değil, ağlarla buluşan futbol toplarıydı. Topçu birliği ise asker üniforması değil, Gaziantepspor forması giyiyorlardı.

2002-2003 sezonunda ligi Gençlerbirliği’nin ardından dördüncü olarak bitiren Gaziantepspor UEFA Kupası’na birnci turdan katılma hakkı elde eder. İlk turda karşısına İsrail’in Hapoel Telaviv takımı çıkar. İşin ilginci 2000-2001 sezonunda kazanılan dördüncülüğün ardından katıldığı UEFA Kupası’nın ilk turunda da bu takımla karşılaşmıştır Gaziantepspor. Deplesmanda son dakikada kendi kalesine attığı golle 1-0 yenilip, kendi evindeki maçta da 1-1 berabere kalınca elendiği Hapoel Telaviv.

Dramatik, bir o kadar da tedirgin edici bir karşılaşma olacak bu yüzden. İlm maç Kamil Ocak’ta oynanır. Geçen seferki hayalkırıklığı yüzünden midir bilinmez, Antepliler rağbet etmemişlerdir maça. Tribünlerde ancak 8 bin taraftar vardır. Dönemin gözde skorerlerinden Hasan Özer’in golüyle rakibini 1-0 yenen Gaziantepspor İsrail’e küçük de olsa elinde bir avantajla gider. Bu kez deplesmanda alınan beraberlikle turu geçen Gaziantepspor olur: 0-0

Ve ikinci turda karşısına Fransızlar çıkar Gaziantepspor’un. 6 Kasım 2003’te Fransızlar bir kez daha ama bu kez barışçıl bir amaçla Gaziantep topraklarındadır. Hoş karşılanırlar ama yine eli boş gönderilirler. Tabi 43.dakikada Devran’ın, 66’da Bouazizi’nini ve 65’te Lazarov’un ağlarına gönderdikleri golleri saymazsak…

27 Kasım 2003’te bu kez Gaziantepspor Fransız topraklarındadır. İyi bir misafir olmazlar. Aynı tarifeyi uygulayıp yine üç gol gönderirler İtanje’nın koruduğu kalenin ağlarına. Gollerin adı İbrahim Toraman (Dk.26), Mehmet Polat (Dk.44) ve Şevki’dir. (Dk.89) Lens’in tek golünü ise bugün artık çok iyi tanıdığımız bir isim atar: Rigobert Song.

O gün sahaya çıkan Gaziantepspor onbiri sonraki yıllarda adı sık duyulacak oyunculardan oluşuyordu. Kalede Ömer; defansta Mehmet Polat, Bouazizi, İbrahim Torman, Johnson; İlhan Özbay, Bülent Bölükbaşı, Erhan Namlı, Devran, ileride Jaziri ve Lazarov.

Roma dondurması Antep sıcağına dayanamıyor!

Gaziantepspor turu geçmiş ve üçüncü turda karşısında bir dünya devi bulmuştu: AC Roma. 26 Şubat 2004’te ilk maç için Kamil Ocak stadına çıkan Roma takımında tüm Antepliler’in yakından tanıdığı bir yüzün olması ilginç bir rastlantıydı. Bu yüz geçmişte üç yıl Gaziantep forması için ter döken Lima’ydı. Gaziantepspor’un bu saatten sonra kaybetmesi kimseyi üzmezdi çünkü bir dünya devini Antep’e getirerek üstüne düşeni yapmış sayılırdı.

Gaziantepspor kadrosunda öncekilere ilaveten dikkati hak eden iki oyuncu daha vardı bu maçta. Yusuf Şimşek ve Hakan Bayraktar. Geçen sezon Denizlispor’u alıp sırtına taşıyan Yusuf’un 19’uncu dakikada attığı golle 1-0 öne geçince Gaziantepspor, koca Kamil Ocak stadı sanki bir sıçrayıp sonra yerine oturuyordu. Gaziantep Capello kumandasındaki Manchini’li, Tomassi’li, Carew’li, Delvecchio’lu, De Rossi’li, Emerson’lu, Chivu’lu, D’Agostini’li Roma Yusuf’un penaltı noktası üzerinden yaptığı ölümcül plaseye karşı duramamıştı. Capello tüm kozlarını oynadı, bildiği tüm teknik adam kurnazlıklarını denedi maçın sonuna kadar. Ama Roma ne yaptıysa ne ettiyse “Gaziantepspor Savunması”nı düşüremedi.

Rövanş maçında da pozisyonlara irmeyi başaran ama bunları bir türlü değerlendiremeyen Gaziantepspor, bu kez maça yedek başlamayan Emerson’un 23’üncü dakikada attığı olle yenik duruma düşüyordu. 43’üncü dakikada ise sahneye bu kez Roma’nın ilk maçta forma giymeyen yıldızı Cassano çıkıyor ve durumu 2-0 yapıyordu. Gaziantepspor kupaya onuruyla veda ediyordu.

Gaziantepspor Süper Lig macerası…

Gaziantepspor 1978-79 sezonunda ikinci Kayserispor’a 5 puan, üçüncü Antalyaspor’a 14 puan atarak Türkiye 2. Lig Kırmızı Grup şampiyonluğunu kazanıp en üst lige yükseliyordu. Ama burada ancak dört sezon kalabiliyordu fıstık diyarının takımı. İkinci lig sürgünleri oldukça uzun sürecekti. Bu sürgün ancak “müthiş Türk, müthiş lider, müthiş spor adamı” Celal Doğan’ın devreye girmesiyle sona erecekti. Takımı Antep tarihinin en büyük sanayici ailesi olan Sanko’nun kurucusu Konukoğulları’na emanet eden, üstüne de o günün parasıyla 500 milyon para bulan Doğan, Gaziantepspor efsanesinin ilk kıvılcımını ateşlemiş oluyordu. Takım 1989-90 sezonunda yeniden ikinci lig şampiyonu olduğunda kadrosunda sonraki yıllarda ismi çok duyulacak futbolcular barındırmasıyla dikkati çekiyordu. Başkan Abdülkadir Konukoğlu transfere 3 milyar lira harcayarak kurmuştu bu takımı. Fenerbahçe’den alınan Durmuş; güçlü fiziğinin yanına fırsatçılığını ve tekniğini katabilen nadir Türk santrforlardan biri B.Hasan(Çelik); Malatyaspor’dayken bir lig efsanesi haline gelen Oktay; ofans futbolunu çok iyi becermesiyle büyük takımların da gözdesi olmuş sağ bek Erkan ve Beşiktaş’dan transfer edilen Bünyamin Süral bugün en kolay hatırlanabilecekler.

Gaziantepspor yeni geldiği ligde ilk iki sezonunu düşme hattının hemen üstünde bitirdi. Düşmemeye oynayan bir takımdı artık Gaziantepspor. 1992-93 sezonunda Celal Doğan artık destekleyen değil, yöneten rolünü üstlenmek zorunda kalıyor ve kulüp başkanlık koltuğuna oturuyordu. Gaziantepspor artık Yükselme Devri’ne giriyordu.

O küme düşmeye oynaya takım yerini “her sezon üstüne biraz daha koyan” bir takıma bırakmıştı. Celal Doğan’lı Gaziantepspor ilk sezonunda 11’inci, 1993-94 sezonunda 8’inci, 1994-95 sezonunda 7’inci, 1995-96 sezonunda ise 6’ıncı bitiriyordu ligi. Sonra yine kısa dönemli bir düşüş yaşanıyordu, belki de Celal Doğan belediye başkanı olarak zaten hiç ihmal etmediği şehrine, biraz daha mesai harcadığı için. 8, 15 ve 7 gibi aslında çok da kötü olmayan sıra numaralarıyla bitirilen üç sezonun ardından giriliyordu 1999-2000 sezonuna. Sezonun ilk maçında Galatasaray’ı İstanbul’da Desire’nin golleriyle 2-1 mağlup eden Gaziantepspor, sezonun ikinci yarısında evinde ağırladığı Fenerbahçe’ye akıllardan çıkmayacak bir faça atıyordu: 5-1. Fatih Tekke, Hasan Özer, Erhan Albayrak, Kemal Aslan, İbrahim Üzülmez, Hakan Bayraktar, Mert Korkmaz, Hasan yiğit, Mustafa Şahintürk, Oktay Derelioğlu, şimdilerde Büyükşehir Belediyespor’u taşıyan İlyas, libero Ramazan, Ömer Çatkıç, Mehmet Polat gibi önemli futbolcuları kadrosunda barındıran Türkiye Kupası’nda Çeyrek finale kadar gelirken ligde tarihinin en iyi derecesini yapıp sezonu üçüncü olarak bitiriyor ve UEFA kupasına katılmaya hak kazanıyordu. Jordi Cruyff’lu Alaves’le deplasmanda 0-0 berabere kalmayı başaran takım, ne yazık ki Antep’te müthiş bir maçın ardından 4-3 yenilerek kupaya ilk turdan veda edecekti.

Şampiyonluk kaçıyor…

2000-2001 sezonu Gaziantepspor’un şampiyonluğu elinin tersiyle itip, Fenerbahçe’ye ikram ettiği sezon olarak geçiyordu tarihe. İstanbul’daki 4-3’lük maçı değil Fenerbahçeliler ve Gaziantepsporlular, futbola gönül veren herkes hala hatırlamaktadır.

21 Nisan 2001’de ligin bitimine altı hafta karşılaşır iki takım. Fenerbahçe’nin şampiyonluk iddiasını sürdürebilmesi için mutlakra kazanması lazımdır bu maçı. “Acaba bir Anadolu takımı şampiyon olabilir mi?” münazaralarının gazetelerden, televizyonlardan taşmasına neden olan Gaziantepspor’un da bu konuda ne kadar kararlı olduğunu gösterme fırsatıdır bu maç. Anadolu’dan şampiyon çıkmaz, diyenlerin, öylesini umut edenlerin belini kıracakları maçtır bu. Hem kendileri adına, hem Anadolu adına. Sahaya şu kadrolarla çıkar iki takım:

FB Rüştü – Uche, Mirkoviç, Zoran Mirkoviç, Ali Güneş – Ogün (Yusuf), Lazetiç,Revivo, Abdullah, Baliç, Andersson.

GA Ömer – Mehmet Polat, Ramazan, Mert Korkmaz, Hasan Yiğit – Hakan Bayraktar (Krivov), Yahimoviç, Batista, , Erhan – Fatih Tekke – Hasan Özer

Murat Ilgaz’ın yönettiği maç başlar başlamak Gaziantepspor Fenerbahçe kalesini ablukaya alır. Gol pozisyonları üst üste kaçar. “Atamayana atarlar” kanunun devreye gireceğinin umut eden Fenerbahçeliler’in dünyası 18’inci dakikada yıkılır. İki kişiyi geçen Hakan Bayraktar Rüstü’nün solundan topu ağlara gönderebilir. Sıra “Belki bu gol bizi ateşler” umudundadır. Gerçekten de Fenerbahçe biraz kıpırdanmaya başlamıştır. Ama 417inci dakikada yeni umutlara yelken açma zaruriyeti doğar çünkü, Fatih’in ortasında topa kafayı vuran Erhan Albayrak skoru 2-0’a getirmiştir. Hasan Özer üç dakika sonra takımının üçüncü golünü attığında bir kısım Fenerbahçe taraftarının tek umudu artık erken çıkıp kalabalığa takılmadan evine varabilmektir. Geri kalanlar da şiir gibi top oynayan Gaziantepspor’u seyretmek için kalırlar Şükrü Saraçoğlu’nda.

Yine de ikinci yarının başında ne olduysa Fenerbahçe taraftarı kısa bir an için alevlenir ve “Bizler inandık, siz de inanın” diye inletmeye başlarlar stadı. O sıralarda Fenerbahçe’nin kazandığı serbest atışı Rapaiç rakip cezaalanına gönderir. Gaziantepspor defans oyuncuları topu altıpas içindeki Revivo’ya aktarırlar. Ömer’in fazla yapacağı bir şey yoktur artık. 63’üncü dakikada maç 3-1 olur.

İlk yarıda sarı lacivertlilere sahayı dar eden Gaziantepsporlular gitmiş yerlerine kargaları bile kaçırtamayacak korkuluklar konmuştur sanki. Altı dakika sonra Revivo ara pas veriyor, Gaziantepsporlu defans oyuncusu topa ıska geçiyor, Rapaiç ceza alanı içinde Ömeroviç ile karşı karşıya kalıyor ve Ömer’i de çalımlayıp takımının ikinici golünü atıyordu. Teknik direktör Mustafa Denizli saha kenarından olan biteni inanmaz gözlerle izliyordu. 75’inci dakikada Rapaiç’in ortasında kafayı vuran, daha doğrusu topa vurmak için sıçrayan tek oyuncu Uche oluyordu. 3-3. Fenerbahçe son darbayi 82’inci dakikada vuruyordu. Batista’nın ortasahada kimine göre faullü bir müdahalenin ardından kaptırdığı topu alan Rapaiç topu yaklaşık kırk metre sürüyordu. Bu seyahati esnasında üç Gaziantepli futbolcuyu ipe dizen Rapaiç topu kalecinin üstünden aşırtınca toplamda dört futbolcuyu, sembolik olarak da tüm Anadolu kulüplerini alt etmiş oluyordu. Ama akan gözyaşları daha çok tribünleri hala terk etmeyen vefalı Fenerbahçe taraftarlarınındı. Gözleri önünde bir futbol mucizesi gerçekleşmişti ne de olsa. Ve onlar da bu mucizenin bir parçası olmuşlardı.

Son golde Rapaiç’in ardında bıraktığı dümen suyunda boğulan üç Gaziantepsporlu futbolcunun 1996 Avrupa Şampiyonası’nda Hırvat Vlaovic’i düşürmeyen Alpay ağabeylerinin liderlik yaptığı gizli bir tarikatın müridi olduğu gerçeğinin ortaya çıkacağı günü hala bekler bazıları. Çünkü o pozisyon ancak o zaman biraz anlam kazanacaktır futbolseverlerin indinde.

Sezon bittiğinde Gaziantepspor 68 puanla üçüncü sıradadır. 2002-2003 ve 2003-2004 sezonlarını dördüncü olarak bitiren Gaziantepspor Yükselme Devri’nin sonlarına gelmiştir. Celal Doğan’ın belediye başkanlığıyla birlikte, kulübü de bırakması bu süreci hızlandıracaktır. Anadolu kulüplerinin makus talihidir bu. Yükselmeleri uzun ve sancılı bir sürecin ardın gerçekleşirken, düşüşleri bir anda olabilmektedir. Tıpkı bir kolon çekilince yerle bir olan inşaatlar gibi. Bunun çözümü herhalde birden çok daha fazla taşıyıcı kolonla inşa etmektir yapıyı. Celal Doğanlar’ın artmasından çok, Celal Doğanlar’a yardım edenlerin, destekleyici unsurların yaratılmasındadır çare. Altyapı, düzenli gelir, eşit gelir dağılımı, eşit rekabet koşulları, taraftar bilinci, futbolcularımızın profesyonellik anlayışlarının gelişmesi, büyük takımların futbol sistemimizin her kademesinde kurdukları hegamonyanın gerilemesi bu unsurların en önemlileridir.

Gaziantepspor’un Türk futboluna sunduğu bazı isimler:

1. Ünal Karaman (A Milli takıma ikinci ligden çağrılan bir futbolcu olarak dikkati çekmişti Ünal. O sırada Gaziantep forması giyiyordu.)
2. Ayhan Akman
3. İbrahim Toraman
4. Hakan Bayraktar
5. Kemal Aslan
6. Yaşar Duran
7. İbrahim Üzülmez
8. Erhan Namlı
9. Ramazan Tunç
10. Hasan Özer
11. Mehmet Polat
12. Mustafa Şahintürk
13. Mustafa Özer
14. Mehmet Gönülaçar
15. Bekir İrtegün
16. İsmail Kartal
17. Bülent Bölükbaşı
18. İhsan Okay
19. Hasan Çelik
20. Hasan Yiğit

Gaziantepspor’un akılda kalan yabancıları:
Maxim Romashenko
Yaw Preko
Samuel Johnson
Marcello Thomas
Osmair
Ballalo
Desire Mbonabucya
Mbayisilo Kompela
Elvir Boliç
Zeyer Adam
Lima
Batista Marques
Riadh Bouazizi
Ziad Jaziri
Zdrakov Lazarov
Andre Macanga
lordmaster Tarih: 27.07.2009 11:15
[COLOR="YellowGreen"]bu stadın sadece 1 defa yanından geçtim