Silmeye Gücün Yetmediği Anlar - S.iclal Tiryaki

Hiç aradığınız, burnunuzun ucunda olduğu halde, göremediğiniz oldu mu? Muhtemelen olmuştur. Yıllar öncesinde böyle bir deneyimi, çok ciddi bir durum esnasında yaşamıştım. Kendimizi çok çaresiz hissettiğimiz, elimizin kolumuzun bağlı olduğu bir zamanda. İçimizde, umut yeşertmeye çalışıp ta başaramadığımız; Gözlerimizi gökyüzüne kaldırıp, içimizden dua ettiğimiz, boğazımıza kadar gelen hıçkırıklarımıza, gem vurduğumuz bir anda...

Cerrahpaşa genel cerrahi servisi, artık devamlı kapısını aşındırdığımız bir yer olmuştu. Babam, ağır hastalığı nedeniyle, göğüs hastalıkları servisinden buraya nakledilmiş ve yapılacak ameliyat için, bir odaya yerleştirilmişti. Ne olduğu tam belirlenemeyen (Belki de bilinen ve emin olunmadığı için bize söylenmeyen) hastalığı için biyopsi yapılacak; ve akciğeri açılacaktı... Aslında o kadar çok yerinde dolaşmıştı ki hastanenin, genel cerrahi olması, bizi pek de ilgilendirmiyordu hani... Tüberküloz ihtimalinden tutun , boyun fıtığına kadar her türlü birimde yatmış; ve oraya uygun tedavisi yapılmaya çalışılmıştı. Neticede hastamız, devamlı daha kötüye gidiyor, adı konamayan hastalığı onu yiyip bitiriyordu. Bizse oradan çıkması umudunu hep içimizde taşıyarak, gidip geliyorduk hastaneye. Annem başucundan ayrılmıyordu hiç... Zaten babamın da onu yollamaya hiç niyeti yoktu. Yanında olsun istiyordu hep...

Tüm dolaşmaların sonunda yolculuğumuzu burada nihayetlendirdik. Artık ne olduğunu öğrenebilecektik! Aslında hepimizin bildiği ama bir türlü karşılaşmak istemediğimiz bir sonuçtu bu... Adı konmamıştı! Belki buydu, bizi biraz daha umuda iten...

Ameliyattan önce hazırlanması gereken herşey alınmış ve yetkililere teslim edilmişti. Birşey hariç! Kan! Bizim hastanede olmadığımız esnada, anneme kan bulunması için bilgi vermişler. Annem o anda hem hastane kan bankasından, hem de Kızılay`dan kan arama ya başlamış... O, canhıraş koşturmalarından bitap bir durumdayken, ulaştım hastaneye... Bir miktar kan bulmuş; ama ağır bir ameliyat olduğu için yeterli olmadığı söylenmiş. Çaresiz, acı dolu gözlerini yüzümüze dikmiş, ne yapacağız, nasıl bulacağız der gibi, bize bakıyordu... Onun, o şaşkın ve bitik hali, asla gözümün önünden gitmeyecek. Her an ağlamaya hazır; ama ağzında bir yumru, susan bir acı ve korku!

Ağzımdan sadece şunlar dökülüverdi. Anne! Bilmiyor musun? Bizim hepimizin kan grubu, babamla aynı... Aramana, o kadar koşturmana gerek bile yoktu... Annem boş ve manasız bakışlarla, hala idrak edemez halde, yüzüme bakıyor ve düşünemedim diyordu... İşin gerçeği, annemin kendisi de dahil olmak üzere, bir kardeşim hariç hepimizin ve hatta kuzenlerimin tamamının kan grupları babamla aynıydı! Ben, kardeşim ve amcamın oğlundan alınan kanlar, uyumlu olduğu için ihtiyacı karşıladı; ve babam ameliyata alındı. Gerçi bu çaba onu kurtarmaya yetmedi... Onbeş gün sonra, onu akciğer kanserinden dolayı yitirdik. Babamızı kaybetmemiz belki en çarpıcı sonuçtu; ama kan için annemin o çabası, belki de hikayenin en çok acıtan bir diğer tarafı. Onun çaresizliğini, umutsuz koşuşturmalarını ve yüzünü düşündükçe, hala içim çok sızlar. Tuhaf bir şaşkınlıkla yüzüme bakan boş gözlerini asla unutamam...



S.iclal Tiryaki

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 287
favori
like
share