Aşk, içinde sancı taşımadığında lezzetini kaybeder. Aşkı sürekli kılan biraz da acısı herhalde, yoksa bunca şiddetli geçimsiz çift neden hala birlikte olsun ki?
Şiddetli Geçimsizlik!

Şiddetli geçimsizlik, mahkeme tutanaklarından başka yerde karşımıza çıkan bir deyim değil. Boşanma davalarının genel gerekçesi olan bu terimi, hayatının içinde kullanan kimseyi görmedim. Arkadaşınız sevgilisinden ayrıldığında, nedenini sorsanız, size cevap olarak şiddetle geçinemiyorduk demez sanırım. En azından ben hiç söylemedim. Gerçi birinden ayrılırken aklıma da geçimsizliğimizin seviyesi gelmedi açıkçası. Geçinemiyorduk, çoğunlukla benim geçinmeye gönlüm olmuyordu.
Aşkı bir şeyler ayakta tutuyor. Tutku, ihtiras, vicdan, vefa gibi pek çok bileşkenin sonucu ortaya aşk çıkıyor. Yoksa tek başına duyulan saf aşk, saf alkol etkisinden öteye geçemez. Nasıl ki, saf alkol kullanmıyoruz; etrafı beslenmemiş, içine başka maddeler karıştırılmamış bir aşkı da bünyenin kabul etmesi zor gibi geliyor bana.
Sadece aşktan oluşan bir duygu var mı? Aşkın tanımını sorgulamak lazım, içeriği nedir? Bu aşk denilen başımızın tatlı belası hissi alırken, yanına bir de kullanma kılavuzu koysalar, ne kadar başarılı olurdu. Ama tutarlı bir davranış veya hissediş şekli değil ki aşk dediğin, herkesin farklı bir tarzı var. Bu durumda kullanma kılavuzu da geçerliliğini yitiriyor. Neyse, yine konuyu dağıtım ben! Allahtan artık siz sevgili MSN kadınları, bana alıştınız.
Saf aşk denilen duygu kime beslenir acaba? İçine başka hiçbir hissi karıştırmadan, mantığı, aklı, beklentiyi, birlikte olma ve dokunma isteğini dahil etmeden bir sevme şekli, nereye, hangi düzleme oturabilir? Platonik aşk desem, o bile içinde biraz egoizm taşıyor. Belki de sadece yaratıcıya duyulan sevginin adı, saf aşk olabilir. Onu da, çocukken beynimize yerleştirilen korku duvarından çıkarabildiysek. Mevlana, Yunus Emre gibi kişilerden öteye, oraya da gitmek zor! Demek ki, saf aşk, insanlar arasında teoride güzel dursa da, pratikte hayata geçemeyen bir olgu.
Herhangi birine saf, katışıksız bir aşk duymak istemezdim açıkçası, onun insanı yakıp kavuran ağırlığına hangi yürek dayanabilir? Aşk dediğin çevresindeki diğer oluşumlarla beslenince, başka bir insana karşı hissediliyor. Onun da hak edenini bulana kadar, kalbin ne kadarı tahrip oluyor kim bilir?
Acı, aşkın dışında durmuyor. Beraberlik sürerken de, ayrıldıktan sonra da, bir yanı acıyor insanın. Önemli olan, acının da tadına varabilmek. Yoksa sürekli tatlı yemekten içi bulanır aşığın, ardından gidip biraz da tuzlu, ekşi yemeğe ihtiyacı duyar. Bu da bizi şiddetli geçimsizliğe götürür. Her şey, tüm dünya denge üzerine kurulu. Kararı var yaşamın, terazinin bir kefesi ağır basmayacak, ortada sallanacak. Benim dengem bozulunca, sonuç belli oluyor: Şiddetli geçimsizlik!

Alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 506
favori
like
share