Bundan böyle boşanan çiftler mal paylaşımı için en geç 1 yıl içinde dava açmak zorunda kalacak. Çünkü Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, dava açma süresi için '10 yıl yerine 1 yıl' kararını verdi.

Boşanmadan sonra eşler birbirlerine karşı 10 yıl içinde mal rejimi alacakları, katılım payları için dava açabiliyorlardı. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi son kararında dava zamanaşımı süresini 1 yıl olarak belirledi. Bundan en büyük zararı boşanan kadınlar görecek.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, katkı payı alacağında zamanaşımının boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl olduğuna karar verdi. Oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007 yılında vermiş olduğu kararda, edinilmiş mallara katılma alacağı için 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine karar vermişti.

Kararı ntvmsnbc'ye değerlendiren Kadınlara Hukuki Destek Merkez Derneği (KAHDEM) Başkanı Av. Habibe Yılmaz Kayar, boşanmadan kaynaklanan mal rejimi alacaklarının genel alacak hükümlerine ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu konusunda genel bir uzlaşma olduğunu vurgulayarak, son kararın şaşkınlığa yol açtığını söyledi.

Kayar, mal rejimi alacaklarıyla ilgili dava zamanaşımı süresinin 1 yıla düşürülmesinden daha çok kadınların zarar göreceğini belirterek, "Asıl sorun, mal rejimi davasının daha çok kimlerin açtığı, kimlerin yararlandığı, ve 10 yıllık zamanaşımının kimlerin lehine olduğuydu. Dünyada ve ülkemizde gayrimenkullerin yüzde 90’larının erkeklerin üzerine kayıtlı olduğu varsayılırsa, katılım alacağı ve katkı payı alacakları daha çok kadınlar tarafından talep edilen bir alacaktır. 1 yıllık zamanaşımı, bu talebi sınırlayan ve süre açısından hak kayıplarına yol açacak nitelikte. Bu oldukça önemli bir konu. Böyle bir karardan kadınların zarar göreceği endişesi çok yoğun bir biçimde hissedilmeli" dedi. Kayar şöyle devam etti:

"Bu yanlışın bir yerden döneceği inancını korumak istiyoruz. Benzeri dosyalarda hakimlerin direnme kararı vermesinin beklendiğini bildirmek istiyorum. En azından Genel Kurul’da tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Yasaların amacı adaleti sağlamaktır. Adaleti sağlarken de toplumun yarısını oluşturan kadınların mağduriyetine yol açabilecek sonuçlardan da kaçınmak gerekir.

1 yıllık zamanaşımının kabul edilmesi halinde, açılmış ve yürüyen davalar bakımından büyük sorun yaratacaktır.

Mal rejimlerine ilişkin olarak Medeni Kanun’da düzenlenmiş özel bir zamanaşımı yok. Bu zamanaşımının ne olacağına ilişkin tartışma geçmiş dönemde yapıldı. Mal rejimi alacaklarının alacak hükümlerine tabi olduğu ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu konusunda, neredeyse genel bir uzlaşma vardı. Bununla ilgili 2. Dairesi kararları da var. Tartışma bitti diye düşünürken bu karar herkesi şaşkınlığa düşürdü.

DAİRELER ARASINDA FARKLI UYGULAMA
8. Hukuk Dairesi tarafından verilen bozma kararına karşı yerel mahkemenin ne yapacağını bilmiyoruz. Dileyelim ki yerel mahkeme bu yorumda bulunmasın. Kaldı ki verdiği kararda da zamanaşımını 1 yıl kabul etmeyerek bu kararı vermiş görünüyor. Diliyorum ki hakim bu kararda direnir ve karar Hukuk Genel Kurulu’na gelir. Böylece hem daireler arasındaki farklı uygulama, hem de 10 yıl veya 1 yıllık zamanaşımı konusunda net bir görüş çıkar. Eğer hakim karara direnmez ve karar bu şekilde kesinleşirse bundan sonraki mal rejimi davalarına bakacak 8. Hukuk Dairesi bakımandan geleneğin doğmasına yol açacak nitelikte bir olay.

MAL REJİMİ DAVALARINI BOŞANMAYLA BİRLİKTE AÇIN
Bu uygulamalar süreklilik kazanacak olursa, boşanma davasının kesinleşmesiyle beraber 1 yıllık süre başlıyor. Nafaka-tazminat-boşanan kadının eşinin soyadını kullanması bakımından bu 1 yıllık sürenin zamanaşımı süresi olduğunu düşünürken, artık mal rejiminin de bu süre içerisinde olduğunu düşünmemiz gerekecek. Bu durumda bu tür davaların çok hızlı bir şekilde açılmasını bekliyoruz. Hatta daha ileri giderek şöyle bir öneride bulunabiliriz: "Boşanma davası açılmışsa bir mal rejimi alacak davasının da boşanma davasının yan ısıra açın."

ÜLKEMİZDE SÖZLEŞME ALIŞKANLIĞI YOK
2. Hukuk Dairesi’nde bu karara muhalefet eden bir görüş var. Gerekçeleri, "deliller zamanla eksilir bu nedenle 10 yılılık süre oldukça uzun bir süredir" şeklinde. Bu görüşü savununlara göre, sözleşme varsa 10 yıllık zamanaşımı uygulanır, sözleşme yoksa 1 yıllık zamanaşımı uygulanır gibi bir yaklaşım var. Ülkemizde sözleşme alışkanlığının olmadığı herkesçe bilinen bir şey.

Aranızda sözleşme varsa 10 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanırsınız görüşü bir dayatma. Çünkü ezici bir çoğunluk yeni mal rejimi neyse ona uyuyor. Böyle olunca yine mağdur olanlar, aralarında sözleşme olmayanlar ve yeni mal rejimine tabi olanlar olacak."

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 813
favori
like
share