[FONT="Arial Narrow"]Ünlü sinema sanatçısı Yıldız Kenter öldükten sonra yakılmak istemesi akıllara cesetlerin kül haline nasıl getirildiği sorusu geldi?

20. Yüzyılın en büyük divalarından olarak dünyanın ayakta alkışladığı Leyla Gencer'in cesedinin kendi isteği üzerine yakılıp küllerinin denize savrulmasının ardından, ünlü tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter'în de vasiyeti cesedinin yakılması yönünde oldu. Peki cesetler nasıl yakılıp kül haline getiriliyor..
Zaman zaman Türkiye’de de çok tartışılan krematoryum aslında cenazelerin yakılıp kemiklerden geriye kalan küllerin itinayla toplandığı bir tesis.

Öyle bir tesiski ölülerin vücutları tam 1092 derece sıcaklıkta ortalama 100 dakika boyunca yakılıyor. Ayrıca akıllara geldiği gibi kemikler toz haline gelmiyor sadece geriye kalan kemikler daha sonradan toz haline getirilerek isteğe uygun bir şekilde saklanıyor.

İşte Krematoryumda geçirilen evreler

* Kişi öldüğünde kanuni izinler için ceset yakılmadan 48 saat bekleniyor.
* Aynı sürede cesedin kimlik ve DNA örnekleri de kayda geçiriliyor
* Vasiyete göre kadavradan alınabilecek organlar transplantasyon için alınıyor
* Ceset kremasyon için vücudunda bulunan bütün protez ve ****l cihazlardan arındırılıyor.
* Yakılacağı fırına uygun bir tabuta konuluyor.
* Yakmak için 3 şahit ile birlikte ailenin izni gerekiyor.
* Yakılma işlemi genelde 80-120 dakika arası sürüyor.
* Cenaze yakılırken herhangi bir koku duyulmuyor.
* Kremasyon işlemi tamamlandığında parçaların soğuması beklenir.
* Kremasyon fırınını çalıştırmak için sıcaklığın önce 872 derece, sonra 1092 dereceye yükselmesi sağlanır. Bu süreç sonunda sanıldığı gibi ceset kül haline gelmez, geride toplam 2.5-3 kilogram ağırlığında kemik kırıkları kalır. Kalan 2-3 Gr’lık kemikler mekanik özel öğütücüden geçirilerek tamamı toz halinde getirilir.
* Son yıllarda eski tip fırınlar yerine elektrikli fırınlar çoğalıyor.
* 850 derecede yakılan küllerden yaklaşık 400 gram kül çıkıyor.
* Yabancı ülkelerdeki krematoryumlarda fırının yanı sıra morg, bekleme odası ve ayin odası da bulunuyor.
* Fırına tabutla konan cesedin yanma işlemi bitince, santrifüjle cesedin külü ve tabutun külleri ayrıştırılıyor.
* Cesedin külleri özel küllüklere (vazo vb) konuyor. Yada isteğe uygun bir biçimde saklanabilir.
* Krematoryumun yüksek maliyeti filtrasyon sisteminin pahalılığından kaynaklanıyor.

TÜRKİYE’DE “OLAĞAN-DIŞI ÖLÜM” OLMASI GEREKİYOR

Türkiye’de yürürlükteki mevzuatta, “cenazeye kötü muamele yapılamaz” gerekçesi yer alıyor. Bu da, ölüyü yakmaya imkan vermiyor..

1930’da çıkan Umum Hıfzıssıhha Kanunu’nun 224. maddesine göre, ölü yakma işlemi ‘isteyen ve gerekli işlemleri tamamlayan belediyelerce yapılabiliyor. 225. maddeye göre ise cesedin yakılabilmesi için; ölünün olağan-dışı sebepten ölmediğine ilişkin bir rapor, ölünün hayatta iken cesedinin yakılmasını istediğine ilşikin bir vasiyet ya da üç tanık, ölümün bir cinayet sonucu gerçekleşmediğini kanıtlayan, Emniyet’ten alınmış bir belge gerek. 2

26. maddede ise yakım işleminden sonra kalan küllerin mezarlık idaresince korunması gerektiği belirtiliyor.

Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun ardından Zincirlikuyu Mezarlığı girişine bir krematoryum yapıldı, ancak hiç kullanılmadığı için 4.5-5 yıl sonra yıkıldı.

“ÖLÜLERİ YAKMA CEMİYETİ” VARDI

Türkiye’de Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda defin işlemleri düzenlendi. 1930 tarihli kanunun ölülerin yakılmasını düzenleyen hükümler içeriyordu. Eski Ankara Belediye Başkanı Vedat Dalokay zamanında DA 1975-1976 yıllarında bir krematoryum yapılması girişiminde bulunuldu, ancak yaşama geçirilemedi.

Umum Hıfzıssıhha Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1930 yılından bir yıl sonra İstanbul’da ‘Ölüleri Yakma Cemiyeti’ kurulmuş. Cemiyetin kuruluş ilanları, 1931 tarihli gazetelerde duyurulmuş. Hatta duyurularda, “Mısırlı bir hanım tarafından Şişli’deki likör fabrikasının arkasındaki arazinin cemiyete bağışlandığı” belirtilmiş.

İSLAM’A UYGUN DEĞİL.. AMA DİNDEN ÇIKMAZ!

Eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş İslam, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ölülerin yakılmasına izin vermediğini söylüyor. Ateş, “İslam’da insan sağken de öldükten sonra da yakılamaz. Ölüler yıkanır, kefenlenir ve toprağa verilir” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem ise, cesedin yakılması talebinin İslam dini sınırları içinde yer almadığını, bu nedenle Müslümanların yakılamayacağını söyledi. Yeprem, cesedin yakılmasının ise kişinin dininden çıkması anlamına gelmediğini belirterek, Müslümanlığın doğum ile ölüm arasındaki sürece bağlı olduğunu, öldükten sonra cesedin yakılmasının bunu etkileyemeyeceğini sözlerine ekledi.

TÜRKİYE’DE DURUM!

Türkiye’nin turistik bölgelerinde yaşayan kimi yabancılardan bu yönde talep geliyor. Türkiye’de cenaze işleri yapan bazı firmalar bunu yapabiliyor! Ölen kişi hangi ülkenin vatandaşı ise oradaki krematoryumlara başvuruluyor. Cenazenin külleri geri geldiği zaman, denize atılacaksa atılıyor, gömülecekse gömülüyor.

YAKILMAK İSTEYEN ÇOK AMA KREMATORYUM YOK

Opera sanatçısı Leyla Gencer’in yakılarak küllerinin İstanbul Boğazı’na serpilmesini vasiyet etmesi, Türkiye’de çok sayıda kişinin cesedinin yakılmasını talep ettiğini ancak krematoryum bulunmaması nedeniyle bunun gerçekleşemediğini ortaya çıkardı.

Avrupa Cenaze Hizmetleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olan ve Antalya’da ailesiyle kurduğu Fempa adlı şirketle, cenaze ve nakil hizmeti veren Murat Arslanoğlu, yıllardır krematoryum mücadelesi veriyor.

Türklere ve turistlere cenaze ve nakil hizmeti veren şirketlerine çok sayıda cenaze yakma talebi geldiğini, ancak yasal engel bulunmamasına rağmen bunun gerçekleştirilemediğini anlatan Arslanoğlu, yetkileri olmasına rağmen belediyelerin buna yanaşmadığını öne sürdü.

Arslanoğlu, “Krematoryum kurmanın maliyeti yaklaşık 1 milyon doları buluyor. Bunu ancak belediyeler yapabilir. Her yıl yaklaşık 700 kişi için cenaze hizmeti veriyoruz ve bunun yüzde 3-4’ü yakılmak istiyor. Antalya’da yaşayan turistler de bu hizmetin olmamasından şikâyetçi” dedi.

KÜLLERDEN “YÜZÜK” YAPILABİLİYOR

Ceset yakmada son moda, küllerden pırlanta yüzük yapılması.. Yakım işleminden sonra ortaya çıkan küller, laboratuvar ortamında 3 ay gibi birt sürede elmas ve pırlanta haline getirilip takı olarak kullanılabiliyor.

MELİH GÖKÇEK REDDETMİŞTİ

Din değiştirip Budist olan ve “Padmapani Paramabindu” adını alan Haluk Aslaniskender adlı bir kişi, Ankara Belediyesi’ne başvurarak, “İnandığım din gereğince öldüğüm zaman yakılmak istiyorum” talebini iletmişti. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek talebi reddetmişti.

BÜYÜKŞEHİR: TALEBE BAĞLI

İstanbul Mezarlıklar Müdürlüğü konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapıyor:
“Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na göre; belediyeler, Sağlık Bakanlığı’nın izni ile ihrak fırınları yaptırabilirler. Bir cesedin ihrak fırınında yakılabilmesi için; ölünün olağandışı bir sebepten ölmediğine ilişkin doktor raporu, cesedinin yakılması için şahsın hayatta iken bıraktığı vasiyet veya en az üç şahsın bu durumu şifahen tasdiki, ölümün adli vaka olmadığını belirten polis raporunun tanzim edilmesi gerekir. Küller özel bir kaba konularak mezarlık dahilinde muhafaza edilir. Bugüne kadar müracaat eden olmamıştır. Ancak yoğun bir talep gelirse değerlendirilecektir.”

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 11481
favori
like
share
ILNUR Tarih: 31.07.2009 19:34
pek iç açıcı olmasa da ilginç bilgiler paylaşım için teşekkürler