Jane Fonda kimdir - Jane Fonda biyografisi

Jane Fonda (d. 21 Aralık 1937, New York) ABD'li kadın sinema oyuncusu.
Henry Fonda'nın kızı olan Jane Fonda, Actor's Studio'da öğrenim görüp, kısa bir süre sahneye çıktıktan sonra, 1960'ta sinemaya geçti. Peşpeşe oynadığı filmlerle (Cat Ballou, 1965, Son Gerçek ya da Atları da Vururlar [They Shoot Horses, Don't They, 1909], vb.), kısa sürede dönemin en iyi kadın oyuncuları arasında sayılmaya başlanıp, 1971'de Fahise (Klute), 1978'de Eve Dönüş (Comming Home) adlı filmlerle iki kez Oscar ödülünü aldı.
Kadın hakları için çalışıp, Vietnam Savaşı'na karşı çıkarak ve azınlık topluluklarının haklarının korunması için çalışarak toplumsal alanda da etkili olup, bir yandan da sinema oyunculuğunu sürdürdü: Agnes of God (1982), Stanley ve İris (Stanley and Iris, 1990), vb.



Okurlar, “My Life So Far” “Şimdiye Kadarki Hayatım” adlı kitapta Fonda’nın çok yönlü kişiliğini yakından tanıma fırsatı buluyor. Otobiyografisinde, gerçek hayattaki rolleriyle yüzleşen Jane Fonda, aynı zamanda gençlik yıllarında yaptığı bir siyasi hata nedeniyle de af diliyor.
"Benim de anlatacak bir hikayem olduğunun farkına vardım. Eğer bu hikayeyi dürüst bir biçimde kaleme alabilirsem pek çok kişiye de yardımım dokunacağını düşündüm" diyen; aktris, siyasi eylemci, sağlıklı yaşam uzmanı, hayırsever ve yazar olarak tanınan Jane Fonda, Hollywood’un efsanevi isimlerinden Henry Fonda ve New York sosyetesinin tanınmış simalarindan Frances Seymour’un kızı olarak dünyaya geldi.

Varlıklı bir ailenin sunabileceği tüm ayrıcalıklara ve imkanlara sahip bir çocukluk geçiren Fonda, kitabında, aslında anne ve babasının kendisine sıcak bir yuva vermekten uzak olduklarını itiraf ediyor. Babası Henry Fonda’yı soğuk, iletişim kurması imkansız ve sevgisiz bir kişi olarak anlatan Fonda, annesi Frances Seymour’la olan ilişkisinin de son derece mesafeli olduğunu belirtiyor. Çesitli psikolojik sorunlarla da boğuşan anne Seymour, Jane henüz 12 yaşındayken intihar etmiş...Fonda, annesinin intiharının, ruhunda çok büyük yaralar açtığını ve bu travmanın üstesinden gelmesinin çok uzun yıllar aldığını söylüyor.

Jane Fonda’ya göre küçük yaşta annesiz kalmak, kendisini mükemmel bir insan olma yönünde adımlar atmaya itmiş:

Fonda, "Tabii ki hiç kimse mükemmel değildir. Ancak çocuk yaşta bunun farkında olmazsınız ve her zaman kendinizi kusurlu görürsünüz. Yeterince başarılı olmadığınızı düşünürsünüz. Bir sevgiliniz yoksa ya da evli değilseniz var olmadığınız fikrine kapılırsınız. Bu durumda da gerek kendinizi ispatlamak gerekse etrafınızdakileri tatmin etmek için elinizden gelen herşeyi yapmaya çalışırsınız" şeklinde konuşuyor.
Jane Fonda, kitabında, gençlik yılları boyunca zayıf kalmak için kendisini adeta açlığa mahkum ettiğini itiraf ediyor. Fonda ayrıca kişiliğini romantik ilişkileri çerçevesinde oluşturmaya çalıştığını, bunun sonucunda da evliliklerinin basarısızlıkla sonuçlandığını söylüyor. Jane Fonda, üç kere evlenip boşanmış... İlk evliliğini Fransız film yönetmeni Roger Vadim ile yapan Fonda, Vadim’den boşandiktan sonra siyasi eylemci ve eski senatörlerden Tom Hayden’la evlenmiş.. Üçüncü evliliğini ise medya devi Ted Turner’la yapan ve Turner’dan da ayrılan Fonda, evlilikleriyle ilgili hiçbir pişmanlik duymadığını söylüyor:
Hayatına giren bütün erkeklerin çok iyi insanlar olduğunu ve hepsinden çok şey öğrendiğini anlatan Fonda, özel hayatında bir çok hayal kırıklığı yaşamasına rağmen profesyonel hayatıysa başarılarla dolu...

Jane Fonda1960’lı yılların en çok aranan film yıldızlarından biri olan Fonda, zamanın en ünlü komedilerinden Cat Ballou, Neil Simon’un "Barefoot in the Park" ve artık klasikleşen bir bilim kurgu fantazi filmi olan "Barbarella" ile ününü pekiştirdi. Oscar Ödülleri’ne ilk kez 1968 yılında “They Shoot Horses Don’t They” adlı, Amerika’daki büyük buhran zamanında geçen bir dramla aday olan Fonda, ilk Oscar’ını 1971’de, bir hayat kadınını canlandırdığı "Klute" aldı filmle, ikincisini de yedi yıl sonra, bir Vietnam Savasi gazisinin öyküsünü anlatan Coming Home aldı filmle aldı.

Jane Fonda, bu filmde hem yapımcı, hem de oyuncu olarak rol almanın, Vietnam Savaşı’na karşı olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Fonda’nın Vietnam Savaşı ile olan ilişkisi ise bundan sonra daha farklı bir hal alıyor.
Fonda, Kuzey Vietnam’a düzenlenen savaş karşıtı bir gezi sırasında gazetecilerin, Vietnamlıların Amerikan uçaklarını düşürmekte kullanığı bir uçaksavarın üzerinde poz verirken fotoğrafını çekmelerine izin veriyor. Bu olaydan sonra bazı çevrelerde “Hanoi Jane” olarak anılmaya başlanan Fonda’yı bu davranışı yüzünden başta birçok Vietnam gazisi olmak üzere askeri ve siyasi çevreler, hala affedemiyor. Jane Fonda ise amacının, Vietnamlılara ait bir uçaksavarın üzerinde fotoğraf çektirmek olmadığını söylüyor ve “hayattaki en büyük pişmanlığım” olarak tanımladığı o an için hem Amerikan halkından hem de askerlerden özür diliyor.
"O fotoğraf, iki yıl boyunca yaptığım herşeyi yerle bir etti. Askerlerle beraber çalışmam, onların haklarını savunmam, askerleri eğlendirmek için çıktığım turlar, herşey bir anda yok olup gitti. Çok büyük pişmanlık duyuyorum. Askerlerin kendilerini ihanete uğramış hissetmelerine yol açtığım tüm davranışlarımdan dolayı defalarca özür diliyorum. Amacım onları üzmek değildi " diyen Fonda, siyasetle olan ilişkisini 1980’li yıllarda da devam ettirdi. İkinci eşi Senatör Tom Hayden ile işbirliği yapan Fonda, “Ekonomik Demokrasi Kampanyası” adlı kâr amacı gütmeyen kuruluşa mali destek sağlamak için aerobik egzersiz ve sağlıklı yaşam video kasetlerini satışa sundu. Fonda, Amerika’da tüm zamanların en çok satan ve bu alanda adeta bir devrim yapan bu video kasetlerinden milyonlarca dolar gelir elde etti. İşte tam bu sıralarda Fonda, babası Henry Fonda ile birlikte rol alabileceği bir film projesiyle karşılaştı. “On Golden Pond” “Altın Göl” adlı bu filmin hikayesi, baba-kız Fondaların gerçek hayattaki zorlu ilişkisine çok benziyor. Film, Henry Fonda’ya, 1982’de ölmeden kısa bir süre önce kariyerinin ilk Oscar Ödülü’nü kazandırdı.

Jane Fonda, Michael Vartan ve Jennifer Lopez, Monster-in-Law filminden Jane Fonda bugün, 1991’de medya devi Ted Turner’la evlendikten sonra yerleştiği Georgia eyaletindeki Atlanta kentinde yaşıyor. Fonda, Atlanta’da 1995 yılında kurduğu “Georgia Campaign for Adolescent Pregnancy” adlı kuruluşta bluğ çağı hamileliklerini önleme çalışmalarına devam ediyor. Jane Fonda, otobiyografisini kaleme almanın kendisine hayatta yaptığı yanlışları kabul etme yeteneği kazandırdığını söylüyor. Fonda’nın kitabının ana teması ise değişmek için hiçbir zaman geç olmaması...

"Hata yaptığınızı kabul etmek ve hatalarınızdan ders çıkarmak, önemli bir erdemdir. Yaşlandığınızda bunu kabul etmek belki de daha iyi çünkü bazı insanlar için yaşlanmak, hayatın en olumsuz ve hatta korkunç yanıdır. Ancak yaşlılığınızı nasıl geçireceğiniz, sizin elinizdedir" diyen Fonda'nın “My Life So Far” kitabı, New York Times gazetesinin en çok satanlar listesinde üst sıralardaki yerini korumaya devam ediyor.

Jane Fonda’nın Jennifer Lopez ile birlikte rol aldığı komedi filmi “Monster in Law” ise sinemalarda geçtiğimiz hafta gösterime girdi. 15 yıl aradan sonra sinemaseverlerle yeniden buluşan Fonda bu komedi filminde müstakbel gelinine karşı acımasızca davranan bir kayın valideyi canlandırıyor.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 786
favori
like
share