islami makale

Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık." (Kamer Suresi, 49)

Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları "tek bir an" içinde yaratmış olmasıdır. Bu, Allah Katında evrenin yaratılış anından kıyamete kadar olan her olayın yaşanmış ve bitmiş olması demektir. İnsanların önemli bir bölümü, Allah'ın henüz yaşanmamış olayları önceden nasıl bildiğini, Allah Katında geçmiş ve gelecek tüm olayların nasıl yaşanıp bittiğini ve kaderin gerçekliğini bir türlü kavrayamazlar. Oysa "yaşanmamış olaylar" bizim açımızdan yaşanmamış olaylardır. Çünkü biz Allah'ın yarattığı zamana bağlı olarak yaşamımızı sürdürürüz ve hafızamıza verilen bilgiler olmadan hiçbir şey bilemeyiz. Allah, dünyadaki imtihan ortamı gereği "gelecek" olarak isimlendirdiğimiz olayları hafızamıza vermediği için, gelecekte ne olacağını da bilemeyiz. Allah ise zamana ve mekana bağlı değildir, zaten bunların tümünü yoktan yaratan O’dur. Bu nedenle Allah için geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi olup bitmiştir. Kader gerçeği, Allah'ın Hafız (Muhafaza eden, Koruyan) sıfatının, sonsuz gücünün, kudretinin ve büyüklüğünün tecellilerinden biridir.

Geçmiş ve geleceğin gerçekte Allah Katında yaratılmış ve yaşanmış olarak saklı ve hazır olaylar olması bize çok önemli bir gerçeği gösterir: İnsan nasıl geçmişini değiştiremezse, geleceğini de değiştiremez. Çünkü geçmişi gibi geleceği de yaşanmıştır; geleceğindeki tüm olaylar, ne zaman, nerede, ne yemek yiyeceği, kiminle ne konuşacağı, ne kadar para kazanacağı, hangi hastalıklara yakalanacağı, ne zaman, nasıl, nerede öleceği hepsi bellidir ve bunları değiştiremez. Çünkü bunlar zaten Allah Katında, Allah'ın hafızasında yaşanmış olarak bulunmaktadır. Sadece bunların bilgisi henüz kendi hafızasında değildir.

Kaderin Yalnızca İnsanlara Özgü Olduğu Yanılgısı

Birçok kimse kaderin, Allah’ın yalnızca insanlar için takdir ettiği ve sadece insanın kim olduğunu, nasıl şartlarda hayatını sürdürdüğünü, yaşamında karşılaştığı temel olayları kapsayan bir yazgı olduğunu düşünür. Bu kişilerin yanlış inanışlarına göre insanlar bir kader üzerine yaşarken, diğer varlıklar bu kaderin bir parçası değildir. Oysa sadece insanların değil, tüm canlıların, eşyaların, Güneş'in, Ay'ın, dağların, ağaçların kısacası evrendeki her varlığın Allah Katında belirlenmiş bir kaderi vardır. Örneğin kırılan bir antika vazo, kaderinde tespit edilen anda kırılmıştır. Birkaç yüzyıllık bu vazo, daha ilk imal edilirken, kimlerin kullanacağı, hangi evin hangi köşesinde, hangi eşyalarla birlikte duracağı Allah Katında belli olarak üretilir. Vazonun her deseni, üzerindeki her renk kaderde tespit edilmiştir. Vazonun hangi gün, hangi saat, hangi dakika, kim tarafından nasıl kırılacağı da Allah Katında belirlenmiştir. Söz konusu vazoyu kıran kişi, birkaç saniye önce bile bundan habersizken, Allah Katında o an yaşanmıştır ve bilinmektedir.

İdeolojilerin ve Evrenin de Bir Kaderi Vardır

İnsanların ve diğer varlıkların yanı sıra ideolojilerin ve dünyayı saran akımların da bir kaderi vardır. Geçtiğimiz yüzyılda milyonlarca insanın katledilmesine sebep olan komünizm, faşizm ve bunların fikri temelini oluşturan Darwinizm gibi kanlı ideolojiler, yaşadığımız yüzyılda insanlık tarihinin kara sayfalarındaki yerlerini çoktan almışlardır. Sapkın inanışlar ve batıl dinler de yaşadığımız yüzyılda İslam ahlakının hızla yayılması ve benimsenmesiyle yok olmaktadır. Yüce Allah batılın hak ile yok olacağı gerçeğini bir ayette şöyle bildirmiştir:

"Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)

Aynı şekilde Dünyamızın içinde bulunduğu sonsuz büyüklükteki evrenin de bir kaderi vardır. Hiç şaşmayan bir yörüngede ilerleyen galaksiler, canlı yaşamını mümkün kılan Güneş, yıldızlar ve diğer gezegenler Allah’ın emri gelince kaderde belirlendiği şekilde yok olacaklardır. Allah’ın gücünü, kudretini ve evrenin her noktasına hakim olduğunu kavramamızı sağlayan bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilmiştir:

Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve Yücedir. (Zümer Suresi, 67)

Kaderi Kavramak Allah’a Teslim Olmaktır

Kaderi gereği gibi kavrayabilmek, Allah’a teslim olmak ve yaşadıklarımızı tevekkülle karşılamak açısından çok önemlidir. Bu önemli gerçekten gafil yaşayan insanlar, hayatları boyunca hep endişe ve korku içinde olurlar. Örneğin çocuklarının geleceği için çok endişelenirler. Hangi okulda okuyacağı, nasıl bir meslek sahibi olacağı, sağlığının nasıl olacağı, nasıl bir hayat süreceği gibi konularda tevekkülsüz bir gayret içindedirler. Elbette ki bu tarz konular insan yaşamında önem verilmesi gereken noktalardır. Ancak burada kastedilen, gelecek hakkında akılsız bir endişe duyarak, Yüce Rabbimiz’e tevekkül edilmesi gerektiğinin unutulmasıdır. Çünkü her insanın, daha tek bir hücre olduğu halinden ilk okuma yazma öğrendiği ana, üniversite sınavında verdiği cevaplardan hayatı boyunca hangi şirkette ne iş yapacağına, hangi kağıtlara kaç kez imza atacağına, nerede ve nasıl öleceğine kadar her anı Allah Katında bellidir. Bu nedenle akıl ve vicdan sahibi bir insanın bu gerçeği kavrayarak, Allah'a ve O’nun yarattığı kadere gönülden teslim olması gerekir. Allah'a gönülden teslim olarak boyun eğenler, hem Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmayı umabilirler, hem de dünyada ve ahirette, güven ve mutluluk içinde huzurlu bir yaşam sürerler.

Her Durumda Allah’a Yönelmek

Kaderi kavramak iman edenlerin imanlarını ve teslimiyetlerini artırır. Bu nedenle insanın göstermesi gereken en güzel tutum, kaderde meydana gelen olaylarla eğitilmek, bu olaylardaki hikmet ve hayırları görmeye çalışarak, daima, kaderi yaratan sonsuz merhametli, şefkatli, adaletli, kullarını esirgeyen ve koruyan Rabbimiz’e yönelmektir. Yüce Allah, Kuran'da, insanların yaşadıkları herşeyin önceden bir kitapta yazılı olarak bulunduğunu şu şekilde bildirmektedir:

Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın... (Hadid Suresi, 22)

Bu makale, Önce Vatan gazetesinde 19 Mayıs 2006 tarihinde yayınlanmıştır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 406
favori
like
share