Conneticutlı 2 çocuk annesi Martha yaklaşık 20 yıldır depresyonla baş etmeye çalışmaktaydı. Pek çok psikiyatrist ve psikologla görüştü ve pek çok farklı ilaç tedavisi uygulandı ancak hiç biri yeterince yararlı olamadı ya da faydaları uzun süre devam etmedi. Geçen Haziran ayında Columbia Üniversitesi ndeki New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü nde yürütülmekte olan yeni bir tedavi yönteminin deneme aşamalarından haberdar oldu.

Bu yöntem depresyonun sürekli aşağı çektiği bir dönencenin içinde kendini bulan Martha ve Martha gibi milyonların bir mıknatıs yardımı ile beynindeki bir merkezi hedefleyerek düzensiz sinirsel devirlerin yeniden ayarlanması ilkesini hedefliyordu. Kaybedeceği hiçbir şey olmadığının bilincinde olan Martha bu yeni yöntemi denemeyi kabul etti ve kısa sürede kendini bir sandalyede otururken buldu. Hilal şeklinde gri bir alet kafasının tepesine seri halde manyetik çarpmalar veriyordu.

Tedavinin her oturumu 1 saat sürdü. Bu tedavi 6 hafta boyunca, haftada 5 kez uygulandı. Martha 3. haftanın sonunda değişimin sinyallerini fark ettiğini belirtiyor. Eylül itibari ile duygu durumunda belirgin bir düzelme olduğunu, yemek ve gün ışığı gibi şeylerden yeniden keyif almaya başladığını ifade ediyor. Tekrar oturumlar için aralıklı olarak Enstitüye geri dönen Martha 6 aylık bir tedavi süresi içinde tüm semptomlarının köşeye sıkıştığını belirtiyor.

Dünyanın farklı bölgelerinde faaliyette bulunan araştırma merkezlerinden doktorlar tarafından bu alanda bildirilen başarılı sonuçlar bunun bir şans olmadığını açıkça gösteriyor. Ulusal Mental Sağlık Enstitüsü (The National İnstitute of Mental Health) dikkatini çekmiş olacak ki, New York Enstitüsü ve farklı 3 araştırma grubuna daha geniş kapsamlı, 240 depresyon hastası üzerinde yapılan ve manyetik uyarım ile placebo etkisini karşılaştıran bir çalışma teklifi sundu.

Enstitüdeki çalışmayı yöneten Dr. Sarah Lisanby, Önümüzdeki birkaç yıl içinde Manyetik Uyarı Tedavisinde tekrarlama oturumlarının emniyetli ve faydalı olduğu konusunda daha iyi bilgilere sahip olacağız diye çalışmaları yorumlamıştır. Ayrıca bu yeni tedavi tekniğinin anksiyete bozuklukları, şizofreni, felç, hatta epilepsi tedavilerinde kullanımına yönelik merak da medikal alanda gittikçe artmaktadır.

Bunların hepsi sadece başlangıç. Araştırmacılar, manyetik uyarı tedavisinin en azından beynin çeşitli bölgelerinin birbirleri ile olan ilişkisinin çözülmesi ve bazı sinyallerin çatıştığında nelerin ters gittiğine dair ipuçlarının elde edilmesinde yeni bir anlayış getireceğini savunmaktadırlar. Şu anda yapılamayan ise, belki de çekinilen, manyetik uyarının neden kişilerinin sıkıntılarını hafiflettiği sorusunun yanıtı vermektir.

Ancak öncelikle bir iki noktayı belirin hale getirmekte fayda vardır. Bu tür manyetik uyarımın eklem iltihaplarından şikâyet edenlerin bileklerine doladıkları veya sırtlarına bağladıkları çubuk mıknatıs ile her hangi bir ilişkisi yoktur. Bunun aksine, transkranial manyetik uyarımda MRIda kullanılanlara benzer sofistike elektromıknatıslar kullanmaktadır. Bu elektromıknatıslar o denli küçüktür ki kişi elinde tutabilir ve bu uygulama hiçbir karışıklık, gürültü patırtıya neden olmaz. Ayrıca beyni uyaran manyetik çarpmalardan çok bunların bir eko gibi sinir hücrelerinde yarattığı elektriksel akımdır. Çarpma sıklıklarının bazıları sinir yollarını uyararak hızlandırırken, bazen de onların duyarsızlaşmasına neden olabilir.

Bu anlatılanlar, elektroşok tedavisine oldukça benzerlik göstermekteyse de aslında benzer değildir. Wake Forest Üniversitesinde felçli hastaların tedavisi ve kısa sürede iyileşmelerinde manyetik uyarım tedavisini kullanma üzerine çalışmalar yapan nörolog Dr. George Wittenberg, Manyetik uyarım akımı gerçek bir elektriksel bağlantı olmaksızın arttırıcı akıllıca bir yöntemdir. demektedir. Tüm beyni etkileyen Elektroşok tedavisinden farklı olarak, manyetik uyarım sadece üst yüzey veya cortexteki belirli alanları etkilemektedir. Ayrıca elektroşok tedavisinde olduğu gibi tedavi her hangi bir nöbete yol açmadığından, kas gevşetici kullanımına veya anesteziye gerek yoktur, ayrıca hafıza kaybı tehlikesi de bulunmamaktadır. Hastalar manyetik uyarım sırasında akım başladıktan itibaren yalnızca kafataslarında ufak bir çekme hissederler.

Peki, neden bir kişi beyninde küçük elektrik akımlarının oluşturulmasına izin versin? NIHM için depresyon tedavisinde manyetik uyarımın kullanılması çalışmaların takip eden Güney Karolina Tıp Fakültesinden psikiyatrist Dr. Mark George , Beyinin hem kimyasal hem elektriksel faaliyetleri olan bir organ olduğu unutulmamalıdır demektedir. Prozac, Zoloft gibi ilaçlar beyindeki kimyasal dengesizliği hedef almaktadır, ancak bu problemin sadece bir kısmını içerir. Oldukça problemli yan etkilerine rağmen elektroşok tedavisi, uzun süreli şiddetli depresyonda halen en etkili yöntem olarak uygulanmaktadır.

Her ne kadar araştırmacılar Transkranial manyetik uyarımın çalışması hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını açıkça itiraf etseler de bazı fikirleri olduğu bilinmektedir. Bilinmektedir ki beyinin farklı bölgelerindeki sinir hücreleri birlikte, bir uyum içerisinde hareket etmektedir. Özel olan cortexin yargılama yapma ve hayatlarımızı planlama işlemlerinde etkili bölgeleri ile limbik sistemin duygular ağırlıklı bölgelerini bağlayan zincirlerdir. Depresyona yönelik bir teori, depresif duygu durumunun bu zincirlerdeki bir dengesizlikten kaynaklandığını veya bu dengesizliğe bağlı olduğunu belirtmektedir. Tıpkı bir bilgisayarın formatlanması/ sıfırlanması gibi periyodik manyetik uyarımlar sonucu bu bölgelerdeki akımlar yeniden yapılandırılabilmektedir

Hiç kimse bu yeniden yapılandırmanın ne kadar süreceğini veya beyindeki farklı bir bölgenin uyarılmasının ne gibi sonuçları olacağını bilmiyor. Ancak bu durum nörologların TMU yu farklı alanlarda ve bölgelerde kullanmalarını engellememektedir. Örneğin MRI travmanın oluştuğu beyin bölgelerini ve hangi diğer bölgelerin bu işlevleri üzerine almaya çalıştığını belirleyebilmektedir. Uyarım veya duyarsızlaştırmanın uygun birleşimi felçli hastaların tedavisinde sorunları çözebilir mi/ umut verici bir yaklaşım olabilir mi?

Dr. Randall Benson, Detroitte Wayne Eyelat Üniversitesinde 28 felçli hasta ile çalışmalarını yürütüyor. Bu çalışmalar var olan ve hali hazırda uygulanan terapilerin artık faydalı olmadığı ve konuşma sorunları yaşayan hastalara TMU uygulanmasını içeriyor. Öncelikle bu kişiler beyin taramasından geçerek, hangi konuşma merkezlerinin halen kısmen de olsa aktif olduğu belirleniyor. Daha sonra TMU bu bölgeleri hedef alarak uygulanıyor. Benson bu uygulamayı; Konuşma ve dil beyinde belli bir ağ ile düzenlendiğinden, bir merkezin uyarılması tüm ağda etkili oluyor. şeklinde açıklıyor.

Harvard Tıp Fakültesinde biraz farklı bir araştırma yürüten Dr. Alvaro Pascual-Leone, felçli hastaların konuşmalarında farklılıklar görmeye başladıklarını bildiriyor. Aktif olan, telafi edici alanlardaki çalışmayı desteklemek yerine, Pascual-Leone ve ekibi iyileşmeyi bloke eden alanlardaki sinir yollarını zorlamayı hedefliyor ve bunu ilk tepki olarak beyin hasarlı alanlardaki aktiviteyi kesmek ister şeklinde açıklıyor. Böylelikle bu uygulama hafif miktarada zarar görmüş olan sinir hücrelerine yeniden yapılanma şansı verir. Fakat bazı felçli hastalarda, engelleyici sistem çalışmaya devam eder. Bu sinir hücrelerini hedefleyen manyetik uyarı ile, Pascual-Leone iyileşme sürecini hızlandıracağını düşünmektedir.

Bu bilim adamları sadece akıllıca bir tahminle baş döndürücü şekilde karışık bir organı-insan beynini- tedavi ettiklerini itiraf eden ilklerdir. Fakat Marthanın depresyonla yaptığı uzun savaş sonrasında hayatını nasıl geri kazandığını anlatırken ses tonunu duyduğunuzda, bunun denemeye değer bir risk olduğuna karar veriyorsunuz.

Çeviri: Uzm. Psk.Hande Sinirlioğlu

Kaynak: Time Dergisi, 21 Mart 2005

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 649
favori
like
share
tarkın Tarih: 09.09.2005 14:13
verdiğin bilgiler için sağol