Kâinat penceresinden bu kâinata nazar eden her akıl sahibi gayri ihtiyari kendisini bu kâinatın efendisine hemen teslim eder. Ona tazarru ve niyaz eder. Hak Teâla bu alemi zaten gücüne kuvvetine ve yüce şanına alâmet olsun diye yarattı. Bütün eşyada onun varlığı gizlidir. Her şey bir hikmete mebnidir. Abes olan hiçbir şey yoktur. Yeter ki âleme ibret gözüyle bakabilelim.
Nitekim; ibret gözüyle âleme bakan ârifler, her şeyde nice hikmetler görmüşlerdir. Allah (cc) dostları da böylece Hak Teâlanın yaptıklarının sırlarına vakıf olmuşlar, eşyanın harflerinden mananın özüne ulaşıp Allah (cc)a yakınlık ve onun yüksek huzurunu bulmuşlardır.
Âlem ki temam nüsha-i hikmettir.
Manasını fehm eyleyene cennettir.
Mahrum-ı şühûd olanların çeşminde
Zindan-ı belâ çâh-ı gam ü mihnettir

(Bu âlem baştan sona bir hikmet sayfasıdır. Manasına anlayabilen için cennet sayılır. Bakmasını bilmeyenlerin gözüne ise bir belâ zindanı, bir eziyet ve üzüntü, sıkıntı kuyusu olarak görünür. )
Havadaki zerreler, dağlar, taşlar, yağmur damlaları, nehirler, denizler, gök kubbenin her parçası, gezegenler, ateş,hava, su, toprak, madenler, bitkiler, hayvanlar ve varolan her şey, her zaman gece-gündüzden her biri Allah Teâlaya senâ edip Onun varlığını ve birliğini açığa çıkarmak ve bildirmek için bir lisandır. Nitekim Hak Teâla Nazm-ı Keriminde İsra Suresinin 44. âyeti kerimesinde:
*O3N(QP-O DNGO 'D3QNEHN'*O 'D3QN(R9O HN'DR'N1R6O HNENFR AJGPFQN HN'PFR EPFR 4NIR!M 'PDQN' JO3N(QP-O (P-NER/PG HNDCPFR DN' *NARBNGOHFN *N3R(J-NGOER 'PFQNGO CN'FN -NDJEK' :NAOH1K'
Yedi kat gökler, yer ve bunlardan olan melekler, insanlar ve cinnîler Allah Teâlayı tesbih ederler. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, halim ve gafurdur.(İsra 44)
'PFQN AI .NDRBP 'D3QNEHN'*P HN'DR'N1R6P HN'.R*PDN'AP 'DQNJRDP HN'DFQNGN'1P DN'JN'*M DP'OHDPI 'DR'NDR(N'(P
Göklerin ve yerin yaratışılında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklı selim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.(Âli İmran 190)
BODP 'FR8O1OH' EN'0N' API 'D3QNEHN'*P HN'DR'N1R6P HNEN' *O:RFPI 'DR'JN'*O HN'DFQO0O1O 9NFR BNHREM DN' JO$REPFOHFN
De ki ; göklerde ve yerlerde neler var , bakın (da ibret alın) ! Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz. (Yunus 101)
Yukarıda zikrettiğimiz ve bunun dışındaki yüzlerce âyet insanoğlunun kâinata ibret nazarıyla bakmasına emir ve tavsiye etmektedir. Hikmet ehli zerrede Zül-celal Hazretlerinin azâmetini müşahede ederken ; nifak, fısk ve küfür hastalığına duçar olanlar ise koca kâinatta zerreyi bile görememektedir. Yeter ki bakmasını bilelim. Yeter ki bakışımız ibretle olsun. Rabbimizin âyeti sayılamayacak kadar çoktur. Rabbim bizleri bakıp da göremeyenlerden eylemesin!( Amin)

HNEN' .NDNBR*O 'DR,PFQN HN'DR'PFR3N 'PDQN' DPJN9R(O/OHFP
Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat 56)
Ayrıca insan bu kadar nimetle donatıldıktan sonra elbette başıboş bırakılamaz idi. Bu durumu Rabbimiz şöyle beyan ediyor:
#NJN-R3N(O 'DR%PF3N'FO #NF JO*R1NCN 3O/KI
İnsan başıboş bırakılacağını mı zannediyor?(kıyame 36)
Ubudiyet: Her yönüyle Allah(cc)ın emirlerine ittiba, nehiylerinden de ictinab demektir. Kulluk ifadesi sadece namaz, oruç, zekat ve hacc ibadetini içine almaz. Mükellefin kul ile, Allah(cc) ile ve toplum ile olan münasebetlerini de içine alır. Tırnak kesiminden devlet idaresine kadar her şeyi içine alır. Kulluk; aşığın maşuğa sarıldığı gibi Allah(cc)ın emirlerine sarılmak; vebadan kaçar gibi de yasak olan her şeyden kaçmaktır. Kulluk, Allah(cc)ın koymuş olduğu sınırı aşmamak ve Hak yoldan şaşmamaktır.
Allah(cc) a kulluk ölüme kadar devamlılık arz eder. Şöyle ki:
HN'9R(O/R 1N(QNCN -N*QI JN'R*PJNCN 'DRJNBJF
Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.(Hicr 99)
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetnamede insanın ubudiyyete mecbur olduğunu şöyle ifade ediyor: Ey Aziz! Marifet ehli demişlerdir ki: Hakk Teâla iki cihanı ve onlarda olanları tamamen insan için vermiştir. Ta ki âlemde olan sanatlara bakıp eşyada bulunan hikmetleri bilsin. Hepsinin örneğini kendi vücudunda bulduğunda nefsini tanıyıp ondan Allah Teâlayı tanısın. Çünkü Allah Teâla Kuranı Kerimde Zariyat Suresi 56 âyetinde cinleri ve insanları ancak bana ibadet etmeleri ve beni bilmeleri için yarattım. buyuruyor.
İnsanoğlu sen bilesin
Alemin mecmuu sensin
Âdem oğlu öyle bir macundur ki
Hem melek hem hayvan ahlakı taşır
Hayvana meyletse ondan beterdir
Meleğe meyletse ondan iyidir

İnsan kulluk macunuyla yoğrulursa meleklerin seviyesine çıkar şehevât macunu ile yoğrulursa  (D GE '6D belki hayvandan daha aşağı mertebeye düşer. İşte belirleyici ölçü kulluktur.
Kaldı ki insanoğlu Allahı Rabb olarak tanıdığına B'DH (DJda şahitlik etmiştir.
Bu şahitlik :
HN'P0R 'N.N0N 1N(QOCN EPFR (NFI '/NEN EPFR 8OGOH1PGPER 0O1QPJQN*NGOER HN'N4RGN/NGOER 9NDI 'NFRAO3PGPER 'NDN3R*O (P1N(QPCOER BN'DOH' (NDI 4NGP/RFN' 'NFR *NBOHDOH' JNHREN 'DRBPJEN)P 'PFQN' COFQN' 9NFR G0N' :N'APDJFN
Kıyamet gününde Biz bundan habersizdik. demeyesiniz diye Rabbin âdemoğullarından onların bellerinden zürriyetlerini aldı ve onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (onlarda ) Evet ( Rabbimiz olduğuna) şahit olduk dediler Âraf 172.
Allah (cc) Rab olduğuna şahitlik eden insanoğlunun ruhu : Ey Allahım yalnızca sen hakkıyla mabutsun. Kulluk ancak sana yapılır. Senden başka terbiye edici nizam koyucu yoktur. diye haykırmıştır. Ama insanoğlu bu şahitliği maalesef unutmuştur. Çünkü insanın F3J'F kökünden geldiği, Rabbini ve Elestü deki verdiği sözü unutması sebebiyle kendisine bu isim verildiği de söylenmektedir.
İnsanoğlu ayrıca yerin, dağın, taşın yüklenemediği ağır bir emaneti de yüklenmiştir. Bu emanet :
'PFQN' 9N1N6RFN' 'DR'NEN'FN)N 9NDNI 'D3QNEHN'*P HN'DR'N1R6P HN'DR,P(N'DP AN'N(NJRFN 'NFR JN-REPDRFNGN' HN'N4RANBRFN EPFRGN' HN-NENDNGN' 'DR'PFR3N'FO 'PFQNGO CN'FN 8NDOHEK' ,NGOHDK'
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, ( sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi ( bununla beraber onun hakkını tam yerine getiremedi). Çünkü o çok zalim, çok cahildir. (Ahzab 72)
İnsana yüklenen emaneti işlenmesinde sevap, terkinde ikab(ceza) olan ibadet ve davranışlarla akıl ve düşünce kabiliyetidir. Kulluk ve akıl emanetine riâyet edilmezse zulüm ve bilgisizliğe sapılmış olur. Bu emaneti vermekle Allah(cc) insanı teklifleriyle sorumlu tutmuş ve böylece onu imtihan etmiştir.(Suud Terceme s:426)
İnsan dünyaya kesb-i kemâl, seyr-i cemâl için gelmiştir vecizesinin manası insan akıl ve irade emanetlerini Rahman ın emirleri doğrultusunda kullanıp dünyadayken Hakka boyun eğerse ahirette Cemalullahı doya doya seyredecektir. Eğer bu emaneti kulluk sınırı dışında kullanmaya kalkarsa hem kendine hem de diğer insanlara zulmetmiş olacak ve cahillerden addedilecektir.
B'D 'DF(I(5DI 'DDG 9DJG H 3DE):D# JCED 9(/ 'D#JE'F ('DDG -*I *CHF AJG .E3 .5'D:'D*HCD 9DJ 'DDG H'D*AHJ6 'DJ 'DDG H'D*3DJE D#E1'DDG H'D16' (B6'! 'DDG H'D5(1 9DI (D#! 'DDG.
Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor :
Bir kulda beş haslet bulunmadıkça imanı ikmal etmiş olmaz:
1-Allah(cc)a tevekkül
2-Allah(cc)a tefvizi umur
3-Allah(cc)ın emrine teslimiyet
4-Allah(cc)ın kazasına rıza
5-Allah(cc)ın imtihanına sabır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 543
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 21.05.2007 08:43
Allah razı olsun
by_ufuk Tarih: 10.03.2006 03:33
[COLOR=burlywood]Paylaşımın için çok sağol,ellerine sağlık.Bu güzel bilgiler için tekrar sağol.
Allah (c.c) razı olsun.
sulfato Tarih: 06.09.2005 19:49
saqol usta