Kadim Zamanlar - Tarihte Kadim Zamanlar - Kadim Zamanlar Hakkında

Kadim sözlük anlamıyla Meydan Larousse’a göre, çok eski ve başlangıcı geçmişin derinliklerinde kaybolmuş demektir.
Yeryüzü kabuğunu oluşturan karalar bundan 400 milyon yıl önce Güney Kutbunda toplanmış olan Gondwana (Pangea) isimli tek bir kıtadan oluştuğu, yeryüzü Tethys adı verilen bir okyanus ile kaplı olduğu zaman içinde Pangea’nın parçalanarak kuzeye doğru hareket ettiği ve bugünkü kıtaları oluşturduğu bilinmektedir.
Pasifik Okyanusunun doğusundaki Nazca Plakası yılda 6 cm’lik bir hızla Kuzey Amerika kıtasının altına kaymakta olduğu da bilinmektedir. Nazca plakasının kuzeyinde Farallon isimli bir kıtanın çok eskiden mevcut olduğu ve bundan 50 milyon yıl önce Kuzey Amerika kıtasının altına doğru hareket ederek battığı bugün bilinen gerçekler arasındadır.
"Ancak günümüzün Yer Fiziği Bilimi'nin kabul ettiği gerçeklerin dışında Pasifik Okyanusu'nda Mu Kıtası isimli bir kıtanın var olduğunu ve sulara gömüldüğünü kabul etmek yerine dünyanın çeşitli yerlerinde bazı eski uygarlıkların olabilirliğini kabul etmek, Yer Fiziği bilimine ters düşmemek için daha uygun olacaktır."
B. Albert 1991
Bilinmeyen Geçmiş
Bilimsel olarak bilinen ilk kara parçası M.Ö. 400 milyon yıl
Üzerinde anladığımız anlamda yaşam barındırma olasılığı yüksek olan hatta zaman zaman sulara batan diğer hareketli kıtalar M.Ö. 50 milyon yıl
Son parçalarının Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde yattığı var sayılan Mu Kıtası M.Ö. 40 milyon yıl ile 1 milyon yıl
Mu uygarlığının hayatta kalmayı başarmış son torunları M.Ö. 80.000 ile 36.000 yılları arası
Bir başka batık uygarlık olan Atlantis M.Ö. 70.000 ila 35.000 yılları arası
Uygar insana ait bulunmuş ilk kanıtlar olan 2500 adet taşlaşmış Nacaal kil tabletleri M.Ö. 15.000 yıl
Mayalar M.Ö. 15.000 ile 950
İsis – Osiris – Horus üçlemesi M.Ö. 12.000 ile Milat
Uygurlar M.Ö. 8.000 ile 800
Antik Çin-Hint M.Ö. 5.000 ile M.S. 1.200
Kadim uygarlıklara ait izleri bulmak imkansız denecek kadar zordur. Çünkü üzerinde yaşadığımız gezegenin ekolojik şartları çeliği bile 2500 ile 3000 yıl arasında tamamen bozunuma uğratarak toprağa dönüştürmektedir. Elimizdeki en eski kanıtlar Naacal Tabletleri 15.000 yaşındadır. 15.000 senenin öncesi ise her türlü spekülasyona ve yakıştırmaya açıktır. Günümüzden 9.600 yıl öncesine kadarını bugün bilimsel olarak tartışıyor ve sorguluyouz. İnsan türü olarak 10.000 yıldır yaşadığımızın farkındayız.
Üzerinde anladığımız anlamda yaşam barındırma olasılığı yüksek olan hatta zaman zaman sulara batan diğer hareketli kıtalar M.Ö. 50 milyon yıl önce oluştuğu biliniyor. Mantık yeteneği olan ilk canlıların 40.000 yıl önce ortaya çıktığı söyleniyor. Tarihin başlangıcı ise 10.000 yıl öncesine gidiyor.
Bir uygarlığa bilimsel ilerleme yoluyla kendi kendini mahvedebilecek düzeye varabilmesi için ortalama 10.000 yıl tanırsak bizim uygarlığımızdan önce de dünyada bir ya da daha çok uygarlığın gelmiş geçmiş olması için yetecek zaman payı vardır.belki teknik yönden ilerlemiş her uygarlık er geç , rastlantı eseri ya da bir planlama sonucu olarak atom gücünü keşfedecek ( Bizim için 10.000 yıl sürdü ) ve keşfedince de ya bu büyük gücü kontrol altında tutabilmek ya da uygarlığın mahvolmasını göze almak gibi bir ikilemle karşı karşıya gelecektir. Eğer böyle bir dünya uygarlığı gerçekten vardı da kendi mahvını kendi yaratarak yok olduysa bunun anıları elbette destanlarda bulunacak ya da bilinmyen bir çağa yorumlanan anakronistik kalıntılarla anlaşılmayan dev harabelerle kendini belli edecektir.

Konu ile ilgili..
Pasifik okyonusuna gömüldüğü düşünülen Büyük Güneş İmparatorluğu Mu Uygarlığı
Atlantis miti
Çin’deki , Meksikada’ki, Mısır’daki ve dünyanın çeşitli yerlerindeki Piramitler ve piramit ustası İmhotep
Miami, Bermuda ve San Juan arasında kalan Bermuda Şeytan Üçgeni
Bolivya’da bulunan Tiahuanaco kenti
Güney Amerika yerlileri Aztekler, Mayalar, İnkalar, Aymara
İngiltere’de bulunan Stonehenge
Troia (Truva)
Türkiye'deki Yeraltı Şehirleri
Kutbun ötesindeki ülke
Meşe adasındaki Para Çukuru
Yunanistandaki Ntavelis Mağarası
Agharta
Kayıp uygarlık Şamballa
Dünyanın hemen hemen bütün mitlerinde geçen Büyük tufan ve Nuhun gemisi
Babil Pili, Dendera tapınağı duvarlarındaki tüp, Ashoka sütunu, Antikytherada bulunan yıldız ölçerin bulunduğu Tarih öncesinden kalma cisimler
Ahid sandığı
Peru’daki Nazca Düzlüğü
Piri Reis'in Haritası
Babil kulesi
Paskalya Adası’ndaki heykeller
Yok olan kavimler
Nemrut dağındaki Commagene (Kommagene) Krallığı'na ait kral Antioch’un mezarı
Basit bir dürbünden bile haberi olmayan ama astronomik buluşlar yapan Dogon Kabilesi
Bilinen ve bulunan en eski dinsel yazılar Ölü deniz yazmaları
Uygar insana ait bulunmuş ilk kanıtlar Naacal Tabletleri
Yok edilen İskenderiye Kütüphanesi
Antik astronotlar
Gizli örgütler


Bermuda Şeytan Üçgeni bulunduğu bölgede başlı başına bir muamma olgusu olmuştur. O bölgede şimdiye kadar sayısını kimsenin bilmediği kadar fazla kayıp vakası yaşanmıştır ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmamıştır. Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından "doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı" olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis'in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta'nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb'un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi .
Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok dusuk ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve "hidrat" denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde haline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu "tebeşir gazlar" erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar bir boşluk(girdap-vakum) oluşur ve okyanus adeta delinir. O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, gazın kaldırma kuvveti gemileri taşıyacak güce sahip değildir. Gazın yükselmesi sona erince boşluk tekrar suyla dolar ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar. Uçakların düşerek kaybolması ise gene aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez vakum, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve o boşlukta hava olmadığı için oksijen de olmaz. Böylece uçak da, hızla okyanus tabanına doğru dolunun her daim boşa akması gibi çekilir. Tabi tüm bunlar birer iddiadan -en azından şimdilik- öteye gidemiyor, ama Bermuda Şeytan Üçgeni sırrını uzun bir süre daha saklamaya devam edecek gibi görünüyor

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 532
favori
like
share