Üç Yaş Çocuğu - Bilişsel Gelişim - Üç Yaş Bilişsel Gelişim

Üç yaş ; kendi özvarlığının farkına varma ve negativizm.
Planlı Motor Hareketler

Üç yaş çocuğu; merdivenleri tutunarak da olsa her iki ayağını peşpeşe atarak çıkmaya, bir ayağını diğerinin yanına getirerek tek tek de olsa merdiven inmeye başlar. Düşmeleri azalır, topa tekme vurması daha bir isabet kazanır. Fermuarını çeker, cırt cırtlı ayakkabısını giyer, ilikleyemese de düğmelerini rahatlıkla açar. Çorbasını az çok dökmeden içebilir. Takısız da olsa cümle kurar. Çevrenin kendinden farklı olduğunun artık yeterince farkındadır. Obje devamlılığı sağlanmış, ayrılma ve yabancı anksiyeteleri son bulmuştur. Artık bir yabancının anu anneden uzaklaştırması, kendisi, annesi ve çevre bütünlüğünün bozulacağı korkusunu yaratmaz. Kendisi, annesinden de çevreden de farklıdır. Onlarla bir bütün değildir. Bir önceki dönemde annenin onu evde bırakıp dışarı çıkması olay olurken, o şimdi annesini kapıdan uğurlar. Hatta anaokuluna gider. Anaokuluna gidiş gibi anneden ayrılırken bu dönemde hala olay çıkarıyorsa mutlaka bir sorun vardır.

Çevresini yeterince fark edebildiğinin, kendini çevreden soyutlayabildiğinin bir diğer kanıtı çocuğun her şeye “hayır” diyerek itiraz etmesidir. Şimdi sırada; yeni fark ettiği kendini, başkalarına fark ettirmek vardır. Bu “asilik” değil, kendini çevreden ayırt edebildiğini ispat etme çabası yani olumsuzluk (negativizmdir).

Üç yaş çocuğunun çizgileri, iki yaş çocuğunun çizgilerinden farklı olarak seyrekleşir. Çizgilerin başlangıcı ve devamlı kalemin kağıda daha yumuşak ve kontrollu temasını yansıtır. Kol gücü yerini giderek parmakların ince hareketine bırakmaktadır. Çizgilerdeki bu kontrollu kararlılık ince motor hareketlerdeki gelişmenin işaretleridir. Çizgilerdeki bu özen, resmin anlatımına yansımaz. Çizgiler çiziktirmeden öteye geçemez. Anlaşılan çevreyi algılamaya başlayan beynin, duyusal imajları yorum yeteneği henüz parmakların ince motor hareketlerine yansıyacak kadar gelişmemiştir.

Sembolleştirme ve İnsan Figürü

Üç yaşın ortalarına doğru parmaklar beyinden aldığı komutlara yavaş yavaş uymaya başlar. Eğri çizgilerin az çok birleşmesinden oluşmuş bir baş ve ondan çıkan çizgilerde kol, bacak ve saçlar ayırdedilir. Görsel uyaranlar ile beyne aktarılan insan şekli, artık beyinde yorumlanabilmekte ve bu yorum parmaklara aktarılarak çizgilerle ifade edilebilmektedir. Yani, parmakların tek tek ve birlikte hareket edebilmeleri, beynin hareketi önceden planlama yeteneği ile zaman ve mekanda hassasiyet kazanır. Çocuk, beynindeki yorumu, ince motorunun gelişmişliği seviyesinde çizgilerine aktarabilir. İlk insan figürünün kolları, başın bir bölgesinden, bacakları başka bir bölgesinden çıkar. Boyun ve gövde anlaşılan dikkatten kaçmaktadır. Başta ağız ve gözleri temsil eden yine eğri çizgilerden oluşmuş daireler görülür.

Çocuk, bunları karşısına bir insan modeli alarak yapmaz. Belleğine aldığı insanı resmeder. Bu beynin bilişsel, yani algılama, organize ederek kaydetme ve tekrar kullanabilme yeteneğindeki hafızanın gelişmekte olduğunun ilk sinyalidir. Ayrıca bir imajı birebir bir çizgi ile ifade edebiliyor olması da sembolleştirme yeteneğinin geliştiğini gösterir. İlk sembolleştirme; ismine yanıt verme ve ilk kelimeler ile birlikte, lisanın anlama ve anlatma aşamalarında belirir. Bu imajın birebir çizgi ile sembolleştirmesi, lisan yeteneğinin iki-ikibuçuk yıl kadar geç, yaklaşık 3,5 yaşlarında ortaya çıkar.

Çocuk canlı bir objeyi değil, hafızasına kaydettiği bir imajı çizgilerinde sembolize eder. Bu ise, beynin gerçek bir bilişsel yeteneğidir ve bilişsel yetenek basamaklarına paralel bir gelişme gösterir.

Bilişsel gelişmenin işlevsel olmayan mantık dönemi

Gerçekten de, kaba ve ince motor hareketlerin ve lisan gelişiminin kendine yetecek kadar geliştiği bu dönemde, bilişsel gelişim oldukça ilkeldir. Obje devamlılığının kazanılması ile birlikte duyusal motor dönem bitmiş yerine işlevsel olmayan bir mantığın ilk öğeleri yeni yeni belirmeye başlamıştır. Bu gelişmekte olan mantığa göre;

a) Cansız objeler canlıdır (animizm). Çocuklar maddelerin cansız olabileceğini algılayamaz. Ona göre her şey canlıdır. Yani bardak düşüp kırılsa, ona göre bardağın kırılma sebebi; yerçekimi ile bir kütlenin yere düşmesi, sert zemine çarpması değil, bardağın canlılara özgü bir özelliği, örneğin, hastalığı ya da yorgunluğudur. Bize göre anlaşılması güç olan bu mantığın doğal olarak işlerliği ve işlevselliği yoktur.

b) Peşisıra olan iki olay arasında sebep-sonuç ilişkisi vardır (phenomenalism). Yani uykusu geldiğinde tesadüfen fıstık yemiş ve hemen akabinde uyumuşsa, uyumamak için bir daha fıstık yemez. Fıstığın peşi sıra gelen uyku ona göre fıstıktandır. İki olay peşpeşe olmuşsa, ikinci olayın sebebi mutlaka ilk olaydır. Ona göre iki olay gelecekte de peşpeşe olacaklardır.

c) Sezgileri ile karar verir. (intuitism). Yanlışlıka 10 tabak kıran biri, bilerek bir tabak kıran birinden daha suçludur. Çünkü daha çok tabak kırmıştır. Bilerek kırmanın anlamını bilmediğinden sezgileri ile karar verir.

d) Bencildir, kendinden başkasını düşünmez (egocentricism). “Yavrum kes şu gürültüyü bak abin ders çalışamıyor” u anlaması mümkün değildir. Çünkü sadece o vardır, onun için abi olsun, kim olursa olsun önemi yoktur.

e) Anında adalet adalettir (immanent justice). Cezasını da ödülünü de anında bekler. Geciktiği zaman cezayı da ödülü de neden aldığını söyleseniz de anlamaz. Ceza veya ödül gelmeden hemen önce hangi davranışı yapıyorsa o davranışın cezalandırıldığını ya da ödüllendirildiğini sanır. Yani ağlarken susması için ona bir oyuncak verilse, ileride oyuncak istemek için ağlamak gerektiğini anlar. Çünkü ağlama sebebi oyuncağın verilme sebebini çoktan geride kalmıştır.

Kaba ve ince motor hareketlerini oldukça iyi yapan, lisanı kendini az çok ifade edecek kadar kullanabilen çocuğun, bu dönemdeki resim yeteneği, hemen hemen çevreyi algılama ve bilişsel mantık seviyesindeki gerilikle eşdeğerdedir. Bu nokta oldukça önemlidir. Çünkü bu, resim yeteneğinin gelişmesinde, bilişsel mantık gelişiminin, ince motor ve lisan yeteneğinden daha etkili olduğunu gösterir. Nitekim bilişsel gelişmenin bu yeni aşamasında ilerlemekte olan çocuk dört yaşına doğru görsel uyaranların beyinde oluşan imajlarını ilk kez taklit edebilmeye başlar. Harflerin ilk taklitleri ortaya çıkar. Taklit yeteneğine birebir eşleme yeteneği eklendiğinde resimde sembolleştirme yeteneği ortaya çıkmış olur. Bu yeteneklerin orataya çıkış sırası, esasında beyinde motor alanların gelişme sırasını takip eder.

Primer motor alanın gelişmesi ile birlikte parmakların tek tek hareketleri kazanılır. Premotor alanlardaki gelişmesi ile başparmak ile birlikte diğer parmakların koordine olarak kullanabildiği komplike hareketler görülür.

Üç yaşın sonlarına doğru, çocuk resimlerinde burun belirir. İnsan figüründe, çocuğun en çok dikkatini çeken baştır. Başta en çok işlenen ise yüzdür. Hatta özenle portre çalışılır. İnsan yüzündeki detayları farke debilmek dikkat gerektirir. Bu detayları çizmek için sabır göstermek ise dikkat süresinin yeterliliğinin işaretidir. BU her iki yetenek, yani dikkat ve yeterli dikkat süresi ilerideki akademik başarının ilk yapı taşlarıdır. Öğrenebilmek için çocuğun dikkate ve bu dikkati bir alanda bir süre toplayabilmeye ihtiyacı olacaktır. O nedenle üç yaş, ana okuluna başlamak için iyi bir yaştır.


Doç. Dr. Sabiha Paktuna Keskin
Pediatrist, Pediatrik Nörolog
Uluslararası Tıp
Çocuk Beyin Hastalıkları

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 368
favori
like
share