Korkuyorum henna’, sana değen kalem aşk kesilecek!

Konuşursa kelam, seni onlarda sevecek!








Sana mı düş/tü henna , düşmek dile? Bir gül iken evvel, rayihanla neşveyledi kıyamet bile!

Sen ki başımın tacısın! Baş ki, önüne akmış boş bir tas, c/isminle muamma... Tepeden tırnağa aşk kesildim , sorma! Aşk ki , her başa ayrı bela. Bela da imtihandan gelmedir cana. Öyleyse dövelim mi iştiyakımızı dualayla? Bil ki aşk, iki cami arası beynamaz , gözlerimizin farziyetini mübah bilen! Ki aşk değil midir, sütten kesilmeden büyüyen sübyan. Eyvah , daha doğmadan yetimlikle mi imtihan olunacaktı yavrumuz henna'm. Bak, işte yağmur, ılık ağlamaklı gözleri aynı sen…

Sarıl/sana sırılsıklam! Ta tut bizi, ya bırakma! - ilk rüzgarla uğra - lütfen…


Buyur ...Yol senin ... Ölümden git henna’, ardın sıra meyilliyim.

En çok kendime dürüstüm bilirsin, yalancınım işte . Özledim, altını çiz!

Adın mahrem kılınmış madem, bu ‘na’ faslı nerden düştü hecenin sol yanına . Kutsa , ömür helaldir sana. Tut, canım çıkar, tut can çık/ar, bir can kaça çıkar ? Toplasak, çift dil yanığı bir yar(a) ederdi ama, kan tutar beni henna’, tut , kanar!


Altı üstü hayat işte, bu nasıl keşişleme henna’?

Ölmek dediğin, ödünç bir soluğu iade değil de ne? Ve yaşamak; ölüme kaçamak, ölümcül kaçak!

İblisin kitabetince karma, oysa asıl dersiz topsuz olan yaşanamamışlıkta… Neden bu kadar zor henna’, üç günü günün sahibine hibe? Künyede kul iken, ne bu kendimizi hiçlikten ziyade bilme. Seni senden ibaret bilme, senden ötede bir ben, benden öte bir bilen’i bil önce. Sonra gel, maksudumu dinle!

Dağıldık yine henna’ , topla hüznümü, ayrılık işkillenmesin!



Kilitli kapı... Sesim yetişmiyor paslı sürgüye , emredişlerimi pervasızca eşik altından aşırıyor aşk!

Önce beni düş henna’, önce ben bir düş(üş)! Ve ahirinde sen, kaç yüz görümlüksün uykudan firari sızdığımız helum gecede?

Ey gözleri gönül urbasında unutulmuş huri ziyneti, eğil biraz yamacıma, - bitme diyorum sana.. dilime gömdüm seni..

Sadece öl henna’- …


Tutunduğum dalın hürmetine, inzivada sabr soluyan bikrlerin sahibine , kuşları yuvalarında rızıklandırana andolsun ki, içimde çıkarsız bir araf’sın henna’, O’ndan geri benden öte…

Sen hangi kıssadan düştün hisseme, nar’ı bilir misin? Öyleyse aminle aşkı, geç benden henna’, aşka maşuku kurban eylemek için çok geç!

İddetini bekliyor yalnızlık, nafakamı kesti vehleten. Senin yoksuluna dünya loş bir kuyu henna’, boş bir kuytu. Anneli ağlayışlarımdan geçeli yıl üstüne yol oldu.

Bana annem gibi bakma henna’, korkuyorum, sahibim hak koyacak araya!

Ey son nefeste gözlerime işveli perde olan nefs billuru!
Ey mekruh ibadetin şaibeli ecri !
Günde beş vakit çağırırken huzura Halîk , ne haddine ki her nefeste üç kez sesliyorsun kapına. Estağfurullah , kulluktan aciz olan sana kul olmayı nasıl becersin?

Hadi beni yar/at! Parçala şiltesini gözlerimin! Mumla değil henna’, parmaklarımı avucunla hırpala! Yap/boz , toplama benliğimin kimyasını. Seni sana kur, seni bende kuruntula. Ayıkla aşka çalan yanlarımı, kurtlandı yasak elma. Gözümü diktim henna’, yeter ki bekleyenim ol Arafat ta.

Seni sevecek kadar şeytana uydum! Şeytana uyma , s/al beni henna’…


Ahh ne yanından tutsam adının , felahıma mai aşksın !

Sen , işraka doğ(rul)muş en katmerli günahsın! Bil ki, mesti hayranınım nar-ı ayazda! Yandım ve yandım! Ya sen henna’, ya ; illa sen! Ey şifa marazlı ahsen! Özlemek, çıldırmanın önsözü, en d/okunulası mahfî saifesiyse ölüm kitabetinin, ısla parmağını aşk/la, çevir ömrün dalını ! Böylesi iğfal ah ne arsızca!

Oku beni hatmet , ruhuna bağışla ! Tozumu al, üfle cürmüme sesini henna’..

Yaşamak için gerektin sen... Peki ya şimdi vuslatın gerdeğinde , ölüme peçe indirmekte neyin nesi henna’?

Andolsun ki, sen ölümce güzelliksin..

Aşka nikahının mihri ölümse, ve ölüm senden öte güzellikse;


Boş'ol!

Boş'ol henna’!!!

..

Son talak aşkta!



(Adın yoksa, adımın ne hükmü var hayata...)



[right]Züleyha Çay [/right]

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 517
favori
like
share