Düzenli olarak zeytinyağı yeme alışkanlığına başlamanın, neredeyse sigarayı bırakmak kadar sağlıklı bir adım olabileceğini biliyor muydunuz?


İdrarınızda yapılacak mikroskobik maddelerin ölçümü sayesinde vücudunuzun kansere karşı ne kadar güçlü bir savaşçı olup olmadığı anlaşılabilir. Maddeleri şarapnel parçaları gibi düşünün.Çok fazla olmaları vücudunuzun çok fazla zarar görmesi(darbe alması) demektir.

Zeytinyağı tüketin. yapılan bir çalışma gösteriyor ki; zeytinyağı alımını artıran kişilerin idrar örneklerinde daha az zarar verici maddelere rastlanılmıştır.

Peki bu "daha az" la kastedilen miktar nedir? Bir damlası sigara içen bir kişinin içmeyi bıraktığı zamanki idrar örnekleriyle aynıdır.

Az yağlı bir beslenme hayatı uygulayarak ve yağ tükettiğiniz zamanlarda ise bu yağların sağlığa yararlı olan doymamış yağlar olmasıyla Gerçek Yaş'ınızı 6 yıla kadar gençleştirebilirsiniz .

Zeytinyağı bir bütün olarak sizin için yararlı maddelerden oluşmaktadır. Ancak bu maddelerin hangisi sizin kansere karşı olan mücadelenizde size yardım eder?

Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda zeytinyağı içeriğinde bulunan fenolik maddelerin kansere karşı savaşta en güçlü yardımcılarımızdan biri olduğundan şüphe ediliyordu. Fenolik maddeler antioksidan içerirler.
Ancak son bir çalışma ışığında etkilerinin daha az olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Değişen miktarlarda fenolik bileşenli 3 değişik çeşit yağ test edilmiştir ve ortaya çıkan çeşidin idrar örneklerinde bulunan hücrelere zarar veren maddelerin miktarında çok az bir değişiklik oluşturduğu görülmüştür. Araştırmacılar tekli doymuş yağların antıkanserojenı k bir etkisi olduğunu düşünüyorlar.

Zeytinyağı mono doymuş yağlardan daha zengin olduğundan sadece kalp için koruyucu değil aynı zamanda kanser içinde sınırlayıcıdır. Bu da açıklıyor ki, Kuzey Avrupa ile kıyaslandığında beslenmeleri yağ üzerinde yoğunlaşan Güney Avrupalılar daha düşük kalp hastalıkları ve kansere yakalanma riskine sahiptirler. Ancak önemli bir uyarı da akılda tutulmalıdır: Çalışmalara katılan kişiler beslenmelerinde zeytinyağı kullanmamışlardı r. Normalde tükettikleri yağların yerine kullanmışlardır. Bu miktar da yaklaşık olarak günlük 5 çay kaşığıdır.

Beslenmenizde tereyağı ve margarin yerine zeytinyağı kullanın böylece aldığınız toplam kalori miktarını artırmış olmazsınız


Bakınız zeytinyağının faydaları konusunda National Geographic Web Sayfasında neler yazıyor:

Zeytinyağını aydınlatmada kullanabilirsiniz, zeytinyağıyla yıkanabilir ya da gıcırdayan kapı menteşelerini yağlayabilirsiniz. Zeytinyağı, kozmetiklerin temel maddesidir. Elmaslar zeytinyağıyla parlatılır. Krallar, bebekler ve ölüm döşeğindekiler zeytinyağıyla meshedilir. E vitamini deposudur. Kolesterol içermez. Eşsiz bir koruyucudur; balığın, peynirin hatta şarabın yıllarca bozulmadan kalmasını sağlar. Kızgın zeytinyağı savaşta ve işkencede çok etkili bir silahtır. Ve tabii ki onu yiyebilirsiniz. 4000 yıl boyunca Akdeniz kültürlerinde, paradan ilaca pek çok kullanımıyla yaşamın ayrılmaz bir parçasıydı. Şimdi bu eşsiz ve her işe yarayan meyve özü Akdeniz'in dışında da keşfediliyor.

Geçen sene Fethiye dolaylarında kısa bir tatil macerası yaşarken yolumuz Saklıkent dolaylarına düştü. Kısmetimizde oranın zeytinyağlarını keşfetmek varmış. Yol kenarlarında kağıtlara yazılmış "zeytinyağı bulunur" yazıları durup yazının ve evin sahibinden zeytinyağı almamıza sebep oldu. Orada bulunan yerel zeytinyağı fabrikasından elde edilmiş. Litresi 1.5 milyon falandı. Köyde banka olmadığı için cebimizde kalan son paraya birkaç litre yağ alabildik ancak. O anda renginin güzelliğini, sonradan tadını farkettik. Üstelik fiyatıda bizim çarşıda pazarda aldıklarımızdan çok daha uygundu. (Yenilen zeytinle, yağının çıkartıldığı zeytinin başka olduğu, yurdumuzun Ege, Marmara Bölgeleri'nde, Karadeniz kıyılarının Sinop'tan Polathane'ye kadar, güneyde Adana, Tarsus, Ceyhan vadisi, Urfa, Maraş bölgelerinde çok zeytin yetiştirildiği ve Mudanya yakınlarında yetiştirilen Tirilye zeytininin çok lezzetli olduğu Hayat Ansiklopedisi bilgileri arasında yer almakta.)

Zeytinyağ ile geçmişimi kısada olsun özetlemeye çalıştım. Şimdi gelelim biraz daha faydalı bilgilere:

Zeytinyağı : Sadece zeytin ağacı (Olea europaea sativa Hoffm. et Link) meyvelerinden elde edilen yağlardır. Solvent kullanılarak ekstrakte edilen veya reesterifıkasyon işlemi görmüş (naturel trigliserid yapısı değiştirilmiş) yağlar ve diğer cins yağlarla karışımı bu tanımın dışındadır.

Çeşnili Zeytinyağı : Naturel yemeklik zeytinyağlarına değişik baharatlar,meyve ve sebzeler veya bunların doğal aroma maddeleri katılarak çeşnilendirilmesi ile elde edilen, tat ve koku dışındaki diğer özellikleri naturel zeytinyağı için verilen özellikleri taşıyan yağlardır.

Prina Yağı : Prinanın (zeytin küspesi) solventlerle ekstraksiyonu sonucu elde edilen, reesterifikasyon işleminden geçmemiş, diğer yağlar ve karışımları ile karıştırılmamış yağlardır.Prina yağı hiçbir koşulda zeytinyağı olarak adlandırılamaz.

Ürünlerin özellikleri aşağıda verilmiştir:

a) Naturel Zeytinyağları : Zeytin ağacı meyvesinden doğal niteliklerinde değişikliğe neden olmayacak bir ısıl ortamda, sadece yıkama, sızdırma, santrifüj ve filtrasyon işlemleri gibi mekanik veya fiziksel işlemler uygulanarak elde edilen, berrak, yeşilden sarıya değişebilen renkte, kendine özgü tat ve kokuda olan doğal halinde gıda olarak tüketilebilen yağlardır.

Ekstra Naturel Sızma Zeytinyağı : Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her 100 gramda l.0 gramdan fazla olmayan yağlardır.
Naturel Birinci Zeytinyağı : Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 2.0 gramdan fazla olmayan yağlardır.
Naturel İkinci Zeytinyağı : Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 3.3 gramdan fazla olmayan yağlardır.

b) Rafine Zeytinyağı : Zeytin ham yağının doğal trigliserid yapısında değişikliğe yol açmayan metodlarla rafine edilmeleri sonucu elde edilen, sarının değişik tonlarında rengi olan, kendine özgü tat ve kokuda bir yağdır. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 0.3 gramdan fazla olmamalıdır.

c) Riviera Zeytinyağı : Rafine zeytinyağı ile gıda olarak doğrudan tüketilebilecek naturel zeytinyağları karışımından oluşan, yeşilden sarıya değişen renkte, kendine özgü tat ve kokuda bir yağdır. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda l.5 gramdan fazla olmamalıdır.

d) Rafine Prina Yağı : Ham prina yağının doğal trigliserid yapısında değişikliğe yol açmayan metodlarla rafine edilmeleri sonucu elde edilen, rengi açık sarıdan kahverengi sarıya kadar değişebilen bir yağdır.Rafine prina yağı olduğu gibi veya naturel zeytinyağları ile karıştırılarak tüketime sunulabilir. Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 0.3 gramdan fazla olmamalıdır.

e) Karma Prina Yağı : Doğrudan gıda olarak tüketilebilecek naturel zeytinyağları ile yemeklik rafine prina yağı karışımından oluşan bir yağdır. Bu yağların duyusal özellikleri karışımda kullanılan yağların duyusal özellikleri arasında değişir.Serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her l00 gramda 1.5 gramdan fazla olmamalıdır.( Tarım ve Köyişleri Bakanlığından: TÜRK GIDA KODEKSİ Yemeklik Zeytinyağı ve Yemeklik Prina Yağı Hakkında Tebliğ (Tebliğ No : 98 / 7 ))

En iyi yağ, natürel sızma zeytinyağı. Zeytinyağının, katkısız olduğu anlamına gelen bu tanımı hak etmesi için "sıcak pres" ten geçirilmeden yalnızca mekanik işlemlerle çıkarılmış olması, asit oranının yüzde birden daha az olması, tadıyla kokusunun titizlikle belirlenmiş bir dizi ölçüte uyması gerekiyor. Bu konuda kararı, uzman çeşnicilerden oluşan heyetler veriyor. Tam olarak hiçbir kategoriye girmeyen yağlar da kabul görüyor, ama bunlar natürel sızma zeytinyağı kadar makbul ve besleyici değil. Yağlar piyasaya "natürel zeytinyağı," "rafine zeytinyağı" ya da sadece "zeytinyağı" olarak sunuluyor. Bunlar aslında, bir miktar natürel sızma zeytinyağı eklenerek tadı ve rengi zenginleştirilmiş hafif rafine yağlar olduğu belirtiliyor

"Zeytinyağı" sözcüğüne, Türkçe'de ilk kez, Harzemşahlar döneminde yazılmış olan, Arapça-Türkçe Mukaddimet Ul-edeb adlı sözlükte rastlandığını, zeytinyağının özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerimizde yoğun olarak kullanıldığı, günümüzde zeytinyağı üreten belli başlı kuruluşların yanında, zeytinyağının geleneksel üretimini sürdüren bölgelerimiz de bulunmakta olduğunu N.KADIOĞLU ÇEVİK, 'folklor.org' sitesindeki Türk Mutfak Kültürü başlıklı yazısında belirtiyor. (Kişi başına yıllık zeytinyağı tüketiminde ise Suriye, Tunus gibi ülkelerin bir hayli gerisinde olduğumuzu yazmadan edemiyeceğim.)

Geçenlerde Prof. Dr. Osman GÖKÇE'nin 'foresteconomics' isimli internet sitesinde "Türkiye'de Zeytin-Orman İlişkileri" yazısını okudum. Bu yazının öneriler kısmında aynen şunlar geçiyordu:

1- Neresinin zeytin neresinin orman olması gerektiği konusundaki karar bilimsel bir karardır. Ve de bu çok karışık bir iş değildir. Ancak bu konuda hiç kimse bu en doğru yolu tutmak istemiyor. Aklına ne gelirse ve canı nasıl isterse öyle davranıyor. Bu gün konuşulan konuda da böyle yapılıyor. Birinci önerimiz bu yanlışlığı terk etmeliyiz.

2- Bilimsel yolun izlenebilmesi için de konu ile ilgili bilimsel bir karanlık olmamalıdır. Bu konuda bilimsel karanlık var mıdır? Kanımızca yukarıda sunulmaya çalışılan araştırmalara karşın bu konuda hala bilinmeyen bazı karanlık noktalar vardır. Bu bilgi boşlukları da üzülerek belirtmeliyim ki zeytincilik kesimine aittir.Ve de bu görev bu güne kadar ilgili kuruluşlar tarafından ihmal edilmiştir. Zeytinin teknik ve ekonomik optimumları gerektiği biçimde ortaya konulamamıştır. Bu tür araştırmalar bireysel araştırmalardan çok kurumsal araştırmalar olmak zorundadır. Dolayısı ile ikinci önerimiz zeytincilikteki bu bilimsel bilgi boşluğunun en kısa zamanda ilgili kuruluş ya da kuruluşlarca doldurulmasıdır.

Bu iki araştırma da göstermektedir ki olaya mikroekonomi açısından bakıldığında, orman alanlarına tesis edilmiş marjinal zeytinliklerin karlılıkları orman ağaçlarının karlılık düzeylerine bile ulaşamamaktadır.

3- Biz istesek de istemesek de yarışmacı bir ekonomik dünya düzeni içinde yaşamak ve var olmak zorundayız. Dünya piyasalarında yarışamayacak üretim dalları sürekli sarmaşıklar gibi desteklenerek ayakta kalamaz. Zeytincilik üretim dalı da bu kurala tabidir. Bu nedenle, dünya zeytinciliği ile yarışamayan verimsiz topraklar üzerinde çok düşük verimli ve yalnızca ağaç ve alan büyüklüğüne dayanan zeytin varlığı ile bir yere varılamaz. Bu bakımdan zaten marjinal alanlara yerleşmiş olan zeytinciliğimizi daha da uçlara doğru itmemeliyiz. Dolayısı ile makiliklerin zeytinliklere dönüştürülmesi gibi bir hevesten vakit geçmeden vazgeçilmelidir.

Sonuç olarak yabani zeytin ağaçları keyfi olarak aşılamak verimli sonuç vermiyor. Zeytinyağının faydaları say say bitmiyor. Arda zeytinyağını çok seviyor ve Türkiye zeytinyağını fazla tüketmiyor!

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2239
favori
like
share