Sesimi Duyan Var mı - Yusuf Emre Aslan

Yaşamın güzelliklerinin zıttı olan, belki yaşama tat veren ama istenmeyen bir olay: Deprem.
Yaşanmak istenmeyen ama elden bir şey gelmeyen bir afet. Yaşamıştık onu. Söylemesini, hatırlamasını istemediğim, belki de hayatımın bana bıraktığı en derin izin anı.
17`siydi Ağustos`un. Gecenin karanlığının çöktüğü, ,insanın duygulara yelken açtığı bir gece. Bilemezdik bulunduğun, cennet dediğin mekanın bir süre sonra cehennem olacağını. 17`siydi Ağustos`un. Bilemezdik ilerde bu gecenin bir matem gecesi olacağını. Bilemezdik 17 Ağustos deyince tüylerimizin diken diken olacağını.
Uykudaydı bütün İstanbul, uykudaydı İzmit, uykudaydı Adapazarı, Gölcük. Sessizlik sarmıştı şehri. Fırtına öncesi sessizlikti bu ve fırtına koptu. Büyük gürültünün ve sarsıntının etkisiyle, uyuyan şehrim yıkılmıştı. Sessizliği bozan feryat figanlar, binanın çöküş sesi... Uyuyan şehrim uyanmadan ölüme gitmişti.
Yaşadığım bina yıkılmıştı. Göçük altında nefes alıyordum artık.Çıkmamın olanaksız olduğunu düşünüyordum. Ne yapacağımı ve neye uğradığımı bilemeden duruyordum kıpırdayamayacak kadar küçük olan boşlukta.
Annemi düşünüyordum, babamı düşünüyordum. Nerdelerdi acaba? Yıllardır ayrılmayan, acıyı tatlıyı birlikte yaşayan o insanların birliktelikleri öteki dünyaya da mı birlikte gitmişti? Anne, baba diye bağırıyordum bir umutla. Umudum kısa sürüyordu,yıkılıyordum. Her seferinde biraz daha yoruluyor, sesimi daha çok çıkarmaya çalışıyordum; olmuyordu. Daracık yerde, üzerimdeki yükle, sesim bile çıkmıyordu artık. Ağlıyordum. Bir çözüm olmayacağını bile bile ağlıyordum.
Kurtarma ekiplerinin gelmesini bekliyordum, bu yalnızlığı bozması için. Dışardan siren sesleri geliyordu. Anlaşılan kurtarılacaktım. Yüzüm gözüm toz içinde, kaskatı kesilmişti vücudum. Ekipler üst taraftan birkaç kişiyi çıkarmaya koyulmuştu sanırım. Umudum vardı çıkacağım diye. Sadece umudum vardı zaten. Çok yavaş bir şekilde müdahale ettiler diyordum. Bilemiyordum, ayakta kalan bir binanın dahi olmadığını. Ses çıkarmaya çalışıyordum. Telefonumu arıyordum dışarıyı arayabilmek için. Bulamıyordum. Hareket alanım kısıtlıydı ve telefon acaba nereye düşmüştü?
Yukarıdaki çalışma sesleri gittikçe bana yaklaşıyor, içime bir umut doğuyordu. Kısa bir süre sonra dışarıda olacaktım. Gittikçe yerimin daraldığını farkettim. Yukarıda çalışan makinenin verdiği titreşim betonun üzerime doğru gelmesine neden oluyordu. Zaten dar olan yerim gittikçe daralıyor, duvar beni iyice sıkıştırıyordu.
Bir şeyler yapıp sesimi duyurmalıydım. Bulamıyordum ses çıkarmaya yarayan sert bir cisim. Hala anne, baba diyordum. Demek ki sesim hiç çıkmıyor; çünkü kimse ilgilenmiyordu. Beton üstüme geliyor, ben ağlıyordum. Yaşamım buraya kadarmış diye düşünüyordum. Film şeridi geçiyordu gözlerimden, yaşadığım güzel dünlere dair. Ve ben bağırıyordum hala:"Sesimi duyan var mı?"

Yusuf Emre ASLAN

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 354
favori
like
share