Ramazan ayın kaçında başlıyor?
Filan gün
Yapma yahu, bir şey kalmamış!
Öyle ya, geldi mübarek"

Hayatımıza, günlerimizin, sözlerimizin içine böyle girer her yıl Ramazan O koca on bir ay sorgusuz sualsiz geçip gitmiş ve bir bakmışsınız oruçtan, teravihten, iftarlardan konuşmaya başlamışız
Çarşıda pazarda Ramazan hareketliliği Hafiften bir telaş, tatlı bir heyecan Bir ibadetin alışverişle, fiyat artışlarıyla, Ramazan fırsatçılığıyla anılması pek hoş değildir aslında Fakat orucun, hayatı kendine göre düzenlemeye, insanı ve sokağı yavaş yavaş hazırlamaya başladığını görmek güzeldir Sokakta konuşulmaya, gazetelerde, televizyonda söz edilmeye başladı mı, dışarıda akıp giden hayat Ramazan iklimine girdi demektir

İnsan başka neyi böyle bekler; hangi randevuya böyle sevinçle, heyecanla ve kendini büsbütün değiştirerek, eğiterek hazırlar ki! İşte bunun için oruç dediğimiz gök armağanı, yeryüzünün en köklü ve en büyük devrimidir Kendi irademizle boyun eğer ve hayatımızın akışını onun emrine veririz Vaktin bir emre göre düzenlenmesi, dakikaların, anların beklenir olması, zamanı pervasızca harcayan ahir zaman insanı için ne büyük ve ne anlamlı bir tecrübedir!

Ramazan geldi, geliyor; filan gün sahura kalkıyoruz, filan gece ilk teravih bekleyişine girmiş insanın hali, görülmeye değerdir Çokça sevinç, biraz endişe, biraz şaşkınlık Ama ilk sahur, ne olduğunu tam anlayamadan tutulan o ilk gün orucu ve kendini adamakıllı özleten ilk iftar Sonraki günler için endişeye yer olmadığını haber verir Oruç başlamıştır ve bir ırmağa girmiş gibi onun götüreceği yere doğru yüzülecektir

Oruçla girilen ilk günün sabahında, insan yüzlerini gözlemenin tahmin edemeyeceğiniz bir keyfi vardır

Kimisi üç ayların başından beri hazırlıklı, alışkın, rahat Sıradan bir gün onun için Gözlerinden, yüzüne vuran aydınlıktan, arzusuna kavuşmuş insanlara mahsus o rahatlık, o mutmain olma hali okunuyor Kimi sahurla uykusu bölünmüş ve bir daha uyuyamamış olmanın şaşkınlığı içinde, sevinçli ama kafası bir o kadar da 'Bugünü nasıl geçireceğim?' sorusuyla meşgul Kimi daha günün ilk saatlerinde susamış olmanın ve koca günü nasıl geçireceğinin endişesiyle ne yapacağını, nerelere gideceğini bilemez halde Kimi de sahura kalkamamış, biraz o saadeti yaşayamamanın burukluğu vurmuş yüzüne, biraz da yavaş yavaş kendini hissettirecek açlığı nasıl bertaraf edeceğinin derdinde Daha pek çok, pek çok haleti ruhiye ile sokağa çıkmış insanların yüzleri, içlerinde kıpırdayıp duran huzurla karışık endişelerin resmini verir Ama oruca başlamış her faninin yüzünde illa ki, başka hiçbir zaman, hiçbir dünya saadetinin temin edemeyeceği bir asudelik, bir mutluluk çizgisi ve masumiyet görülür

Evet, masumiyet! Aradığım kelime buydu

Oruç ne yapar, nasıl eder bilinmez, yöresine uğradığı, varıp misafir olduğu her insanın yüzünde bir masumiyet çiçeği açtırır Bunu, şu bizim dünyamızın kuralları, kaideleri, sebep ve sonuç ilişkileri ile açıklamak, anlatmak mümkün değildir Bu, olsa olsa, orucun öte dünyalı bir armağan oluşuyla ilgilidir

Hakikaten hayret vericidir Bir sabah kalkarsınız, o tanıyageldiğiniz insanlar gitmiş yerine bambaşka birileri gelmiştir Huysuzlukların, asık suratların, böbürlenmelerin, kaskatılıkların yerinde yeller esiyordur Uysal, haddini bilir, gülümser biri duruyordur karşınızda

Benzi hafif sararmış, dudakları kurumuş, gözleri hafifçe mahmur ve tabii ki o çocuksu masumiyet Bu, orucun insana bağışladığı yeni yüzdür Yalnız yüz müdür? O arınmış kalptir; incelmiş, durulmuş, sükunete ermiş ruhtur Bir adım bile olsa, dünyadan geçmiş olmanın verdiği saadettir

Ramazan'da insan yüzleri, izlemeye doyum olmaz bir masumiyet galerisidir

Benliğinden, gururundan sıyrılmış insanın içindeki yalınlıktır bu Kat kat olmuş o perdelerin, maskelerin, yerleşip kalmış yapmacık, zoraki ifadelerin dökülmeye başlamasıyla galiba asıl yüzü, kendine mahsus ifadesi ortaya çıkar insanın

Bunu oruca, o büyük terbiyeciye borçluyuz Gururu kırar, ben dağlarını eritir, kendinden başkasını görmeyen gözlerin perdesini indirir, dili kirleten sözleri azaltır, kalbin yaralarını iyileştirir Bir büyük bakımla bizi yeni doğmuşluğun o masum çağına doğru yaklaştırır Aslında adamakıllı insan kılar, olması gerekeni oldurur İnsanı o büyük acziyle tanıştırır

'Acz' ne büyük bir saadettir!

Bana öyle gelir ki, o masumiyet galerisini güzelleştiren yüzlerin bütün sırrı, bu 'acz' sözcüğünde saklıdır Aczini idrak etmek, insanın insan oluşuyla yeniden tanışmasıdır Küçük, masum, temiz, yeryüzünde kısacık bir sefere çıkmış o çaresiz yolcuyla O sararmış beniz, o utangaç yüz, o belli belirsiz gülümseme, bu yolcunun yüzünden başkası değildir Ve yeryüzünde bu güzel yüzü geri getirecek, onu sahibine yeniden armağan edecek başka bir kuvvet yoktur

Oruç evet, bir anlam denizidir Bir sevaplar ansiklopedisi Bu denizin bir damlası, o kelimeler ülkesinin bir harfi de insanı güzelleştiren sırrıdır Gezegenimizi büsbütün yaşanmaz bir yer olmaktan koruyan sebep de bu olmalıdır İnsanların, oruç günlerinde yüzlerinde biriktirdiği güzellik! Dünya döndü, döndü ve bize güzellikler bağışlayan orucun yörüngesine girdi Öyleyse hep birlikte arınıp güzelleşeceğiz, yeryüzü de güzelleşecek

Ali ÇOLAK


Ç(Alıntıdır...)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 622
favori
like
share
lordmaster Tarih: 05.08.2009 17:20
yüreğine sağLık
sevgi Tarih: 05.08.2009 17:13
Emeğinize Sağlık