Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Servet Öztürk, kalp hastalarının hangi şartlarda oruç tutabilecekleri, oruç tutması riskli hasta grupları hakkında bilgi verdi.

Orucun sağlıklı bir kişi için yararları var mıdır?

Orucun sağlıklı kişiler için yararlı olduğu, eski tarihlerden beri bilinen bir gerçektir. Oruç tutanlarda kalp damar sisteminde pıhtılaşma olaylarının azaldığı gösterilmiştir. Gene oruç tutanlarda iyi huylu diye bilinen yararlı kolesterol (HDL) artmakta, kötü huylu kolesterol ( LDL) ile trigliserid düzeyleri de dengede kalmaktadır.

Koroner kalp hastalığı için bir risk faktörü olan homosistein'in oruç tutanlarda en düşük düzeylere gerilediği gösterilmiştir. Bu bulgularla sağlıklı kişilerde orucun koroner kalp hastalığından koruduğu, koroner kalp hastalarında hastalığın ilerlemesini önlediği veya azalttığı rahatlıkla söylenebilir.

Oruç, kalp hastalarını nasıl etkilenmektedir?

Kalpteki sorundan kasıt, koroner kalp hastalığıdır. Bazı kurallara uyulduğunda oruç tutmak, koroner kalp hastalığını olumsuz yönde etkilememekte ve ani krizlere yol açmamaktadır. Ancak, iftarda aşırı miktarda, yağlı, kalorili yemek tüketimi, gündüz içilemeyen sigaraların iftar sonrası ardı ardına içilmesi hastalar için risk faktörleridir.

Ramazan ayında hastanelerin acil servislerine, iftar ile sahur arasında tokluk süresinde başvuru olmaktadır. Eğer, iftarda kısa sürede aşırı yemek alışkanlığı olmazsa, ramazanda kalp krizleri büyük ölçüde azalacaktır.

Koroner kalp hastalığı olanlar iftarda ve sahurda neler yemeli?

Kalp diyeti, çok zorlayıcı hayattan bıktırıcı bir diyet değildir. Kalp hastalarına önerilen beslenme tarzı, sağlıklı kişilere de kaliteli yaşam sürmeleri için tavsiye edilen bir beslenme tarzıdır ve Ramazan ayında daha da önem kazanmaktadır. Tereyağı, sakatatların yağları, koyun etinin içerdiği yağlar ve sığır etinin görünen yağlarıyla margarinler uzak durmak çok önemlidir. Tüm bunların yanında aşırı kalorili hamur işleri ve tatlılardan kaçınılması da gereklidir.

Kalp ve damar sağlığı açısından olumsuz etkileri olan bu besin maddelerinden yalnızca Ramazan ayında değil, kişinin tüm yaşantısı boyunca uzak durması sağlık açısından çok önemlidir. Sağlıklı beslenme tarzı, şeker hastalıkları ve kansere karşı da koruyucu etkiye sahiptir.

İftarda hızlı ve ağır yemekten kaçının

İftarda kesinlikle hızlı yemek yememelidir. Öncelikle çay, ekmek ve peynirle ya da çorba ile hafif bir kahvaltı yaparak, mümkün olduğunca bol sulu, kızartılmamış, aşırı yağlı gıdalar tercih edilmelidir. Makarna, komposto ve hoşaf idealdir. Hamur işlerinden vazgeçilemiyorsa; kızartılmamış ve fırında pişirilmiş, bol sebzeli olmalısı ve ölçülü yenmesine dikkat edilmelidir. Nohut, mercimek, fasulye de tavsiye edilmekle birlikte baklagillerin sindirimi zor olduğundan az miktarda yenmelidir. Midenin asit salgısını artıran baharatlar ramazanda hiç tüketilmemelidir.

Sahurda ise çok yemek uzun süre tok tutar inancından vazgeçilmelidir. Çünkü ne kadar çok ve hızla kan şekerini yükselten tatlılar yenirse, o kadar çok acıkılır. Sahur sofraları kahvaltı gibi hazırlanmalıdır. Su ve mineral ihtiyacını karşılayacak gıdalar yanında ölçülü miktarda yumurta, süt, yoğurt, peynir veya lifli gıdalar (sebze yemekleri) tüketilmelidir. Bunlar, hem kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlar, hem de aşırı mide salgısına neden olmadıkları için acıkmayı da geciktirir.

Kalp hastalarının hepsi oruç tutabilir mi?

Koroner kalp hastalığı tedavi edilmemiş kişiler için oruç tutmak risklidir. Özellikle bol yağlı, kalorili ve hızlı yenilen iftar yemeklerinden sonra bu hastaların kalp krizi geçirme riskleri yüksektir. Koroner damarların tıkanmasına bağlı enfarktüs, yıllarca iyi tedavi edilmemiş yüsek tansiyonun kalp kasını yorması sonucu kalp büyümesi, tedavisi zamanında yapılmamış kalp kapağı hastalıkları veya kalp kasının hastalığı gibi nedenlerin yol açtığı kalp yetersizliği varsa, hastalar ilaç kullansalar bile oruç tutamazlar.

Kalp yetersizliği olan kişiler, vücutlarında artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanır. İlaçların etkisiyle oruç zamanı aşırı tuz ve su kayıpları olur. Bu durum, bayılmalara hatta şoklara neden olabilir. İftarda, vücuda yüklenen aşırı su ve tuz, zaten sınırda pompalama gücü olan kalbi aşırı çalışmaya zorlar. Bunun yanında hızlı ve bol yemek sonrası, sindirim mide bağırsak sisteminin kan dolaşım hızı artar. Bu da kalbe %20 ek yük getirir. Aşırı yük, kalp yetersizliğine yol açar.

Oruç tutanlar sıcak havadan nasıl etkilenir?

Oruç tutacak kişinin Ramazan ayını dinlenerek mi, az çalışarak mı geçireceği, nerede ne şartlarda çalıştığı, sıvı ve elektrolit kayıpları için önemli bir etkendir. Artık pek çok ilaç günümüzde günde tek doz almakla etkili hale getirilmiş olmakla birlikte yine de sıcak havalarda 15-16 saati bulan oruç süresinde ilaç alınmaması, bazı hastalar için sakıncalı olabilir. Kişilerin çalışma ortamları da önemlidir. Klimalı bir ortamda masa başı çalışan bir kimse veya Ramazan ayını yaylada tatil gibi geçirmeyi planlıyan bir koroner kalp hastası oruç tutabilirken, yaz aylarında güneş altında efor sarf ederek çalışan sağlıklı bir genç oruç tutamayabilir.

Bunun için oruç tutmak isteyen hastaların kendi durumları hakkında doktorlarını bilgilendirerek, görüş ve öneriler doğrultusunda hareket etmeli ve ilaç düzenlemelerini de doktorları ile birlikte yapmalıdır.

Koroner kalp hastalığı olduğunu bilmeyen hastalar için Ramazanda ne gibi önerilerde bulunulabilir?

Kalp hastalığı riski olan kişiler oruç tutmak istiyorlarsa mutlaka kontrolden geçmelidir. Ramazanda özellikle iftardan sonra sınırda veya gizli olan koroner hastalığı, bir kalp krizi ile ortaya çıkabilir. Bu da kişi için çok büyük riskleri beraberinde getirebilir.

Prof. Dr. Servet Öztürk
Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı


Ç(Alıntıdır...)



Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 404
favori
like
share
kul34 Tarih: 14.08.2009 09:36
Allah razı olsun
çok guzel bır paylaşım elıne sağlık
sevgi Tarih: 05.08.2009 17:12
Emeğinize Sağlık