Onur İlter

Ellerinde kocaman renkli meşeler, hani şu gözünüze dayayıp gökyüzüne baktığınız ve alacalı bulacalı bir sürü renk gördüğünüz, kraterlerin içinde keşiflere çıktığınız meşelerden. Bazısı yetmiş beşlik bazısı yüzlük meşeler. Sarıya çalan kırmızı bir toprak, beyaz spor ayakkabıları ile ayakta bekleşen çocukları akşam yiyecekleri bir azar için hazır kılmakta.

Çocuklardan birisi sarı saçlı. Sarı demek yanlış belki de; hani şu sarı olduğunu düşündüğünüz biri sorsa sarı diyeceğiniz ama aslında içinde kahverenginden siyaha doğru bir sürü ayrı ton barındıran bir renk bu çocuğun saçları. Bir çok kadının garip bir isim taktığı ve kuaföre gidip özenle boyattığı bir saç rengi bu.
Çok sessiz bir an olduğuna yemin ederdim isteseniz. Çok sessiz, çocukların yüzlerindeki ciddiyete bakarsanız çok önemli bir an bu.

Hepsi bir noktada kilitlenmiş sanki. İçlerinden birisi yavaşça ilerliyor. Dizlerini sarıya çalan kırmızı toprağa koyuyor ve tam hedefe kilitleniyor. Bir ayağı hafifçe bükülmüş yerden destek alıyor, bir ayağı yüzü koyun yere yatmış, sırtı neredeyse yerle paralel. Sağ elinde şeffaf, içinde mavi turuncu ve sarı, s harfi çizen renk öbekleri ile bir meşe var. Baş parmağı işaret parmağının ilk kıvrımı üzerinde meşenin hemen gerisinde konumlanmış. Az sonra bir darbe ile meşeyi itiyor bu çocuk. Onun saçları siyah. Simsiyah, ayrıntısı yok denebilir.

Pazartesi günleri okuldan sonra tüm çocukların toplandığı bu geniş alan bir cümbüş gibi olur bazen. Pembe rengini seven kızlar da vardır burada sürekli oğlanlar gibi kot pantolon ve spor ayakkabı giyen hınzır kızlar da; onlar maviyi de yeşili de çok severler. Kızlar ip atlamaktan hoşlanır ya da sek sek oynamaktan. Bazen oğlanları da görüyorum tek ayak üzerinde “dört-beş”ten altıya atlamaya çalışırken.

Tüm çocukların bir arada sık sık oynadığı tek oyun ise saklambaç. Saklambaç dendi mi ipler omza atılır, meşeler cebe. Sek sek alanı boşalır, bahçede uğurböceği toplayan çocuklar oluşan büyük çembere dahil olmak için koşmaya başlar. Çember oluşur, güneş biraz daha denize doğru alçalmışken ilk ebe seçilir. Ben o sırada artık dayanamayıp balkona çıkar ve saklananları yukarıdan gözetlerim. Çok sessiz bir an olduğuna yemin ederim şimdi. En son yer bulamayanlar da oraya buraya atlar ve yere kapanırlar. Herkes nefesini tutmuştur. Ebe arkasını dönmeden önce herkesi uyarır. Önündekileri, arkasındakileri, sağ ve sol tarafında bekleşenleri, ha bir de saklanmayanları şimdiden sobelediğini bağıra bağıra söyler.

Bu ilk anda en sevmediğim şey içeriden beni çağıran bir sestir. Daha ilk dakikasında içeri gidip başka önemli işler yaparak başını kaçırdığınız bir konser gibidir bu. Öfkeyle içeri dalar, perdelere takılır debelenirim.

- Ne var? Ne oldu?
- Büyük felaket be Tete! Koşasın!

Bu kadın bir şeyi düzgün yapamaz mı diye düşünerek koşarım mutfağa. Mutfakta her türlü belayı başına alacak kadar sakardır Fatoş. Fatma benim temizlikçim. Ama burada yaşıyor sanki. Bazen evine gitmiyor mu ne? Sürekli etrafta görüyorum onu. Ya banyoda ya mutfakta, sürekli onun bunun yerini değiştiriyor. Bana Dede diyor, yaşlıyım ya. Kendisi de pek genç değil halbuki. “Amca Bey” derdi ilk zamanlar şimdi dedesi olduk. Esmerce, iri bir kadın Fatma. Yine musluğun contasını bozmuş. Hatta yemiş diyelim, su mutfağa girdiğimde tencereye doğru fıskiye gibi fışkırıyordu.

- Tete gaz!
- Yahu Fatoş kapasana be kadın gazı!

Su gelmiş söndürmüş ocağı. Bizim ıspanak gene bol sulu olacak şimdi. Fatoş geri kaçar. Ben gazı kaparım. Tencere neredeyse taşacakmış, yenmez ki bu ıspanak şimdi. Fatoş’a da kızamam ki. Korkmuş işte. En çok da benden korkar halbuki hiç de kızmadım bunca zamandır ona.

- Geçti işte be Fatoş. Otur bir su iç.
- İstemeeem, istemem Tete!

Bir hafta su da içmez bu kadın şimdi. Fatoş’a para veririm kalın kadife kabanını giyer, fırlar sokağa. İkişer pide yaptırsın bari. Ben yine balkona koşarım. Fatoş sanki bir zıpkın gibi koşmuş merdivenlerden. Çocukların arasından koşarken:

- Ha buratatır! Burta!
- Can! Sobe!

Bir dolu küfrü duymaz bile. Koşa koşa kaybolur ağaçlı sokağın içinde. Çocuklar yine bağrışır:

- Sayılmaz! Sayılmaz!
- Oğlum görmüştüm zaten. Sayılır!
- Atma lan, oynamıyorum ben!

Fatoş, gördün mü be yaptığını. Bunların anlaşması yarım saat sürer şimdi. Yeşil tabureyi çeker, çökerim köşeye. Çok geçmeden oyuna yeniden başlar bizim veletler. Sarı saçlı olanı ebe olmaktan kurtulmuştur, sobelenenler için yeni bir şans doğmuştur. Kızlar mızıkçı oğlanları sevmez. Kızlar mızıkçılık yapmayı sever. Son saniyede biri daha katılır oyuna. Son gelen ebedir. Hiç de sorun etmez ebe olur son gelen. Gruba katılmak için harika fırsattır bu. Uzun uzun sayar. Çocuklar saklanır. Dedim ya tam o an yine bir şey olur. Zil çalar. Gelen Fatoş. Çocuklardan çekinmiş arkadan dolanıp gelmiş. Hemen kapıyı açar içeri geçerim. Bizim ıspanak önce çöpe dökülür sonra etraf silinir. Pideler soğumadan tabaklara konur, masa açılır. Ben bir türlü dönmem masaya, pidem elimde balkonun köşesine siner izlemeye devam ederim oyunu. Fatoş bol şekerli bir çay koyar.

- Tete öne tönesin!

Duymam bile. Çaydan bir yudum alırım.

- Bir bitmez be oyunları.
- Yahu Fatoş niye bozuyorsun be kadın oyunu.
- Bozmam be Tete, ha bak oynarlar devam.

Güler gene dönerim arkamı. Pidem biter; diğerini kapar yine oyunu izlerim. Çayım soğur, Fatoş yeniler, farkına bile varmam. Akşam yemeği saati gelir. Çocuklar annelerine yalvarır, ay n’olur anneleri birazcık daha, Özlemler daha oynuyor ama, son el bu. Yalvarmaların sonu bitmez, bazı anneler katır gibi inatçıdır, çocuklar eve girer, kardeşlerinden hırsını çıkarmak isteyen kızlar, bak senin yüzünden diye çekiştirirler çocukları. Onlar ablalarından daha çok isterler aşağıda kalmayı halbuki. Oğlanlar toz toprak apartmana girer. Sona kalan bir çocuk vardır. Onu babası çağırır eve. Balkona çıkar babası, o da hemen eve koşar. Sanki hep balkondadır gözleri. Babası sessizce içeri geçer. Sokakta üç beş tane kedi kalır. Güneş de batmış. Bizim balkonun ışığı yanar.

- Çay var mı be Fatoş?
- Ha koyem Tete!
- Koy be Fatoş.

Çok sessiz bir andır işte. Ben de masaya dönerim artık. Sanki annem beni de eve çağırmıştır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 450
favori
like
share