[font=Tahoma]Mutlu olmak için o kadar çok, ama o kadar çok sebebimiz var ki! Peki neden mutsuz olmayı tercih eder insanlar?
Neden tercih ederiz?
Mutlu olmak için, ille de yaşamımızda farklı bir şeylerin olması mı gerekli?
Hâli hazırda yaşadığımız şu hayatın içinde bizi mutlu kılmaya yetecek onca şey varken
Sanki mutluluklarımızı, ilerde bir zamanlara ertelemişiz
O zamanın gelmesini bekliyoruz
Elimizin altındakilerin, elimizin altında dururlarken kıymetini bilmediğimizden mutlu olamıyoruz
Bir zaman gelip de onlar da fani olup, yanımızdan gölge gibi kayıp giderken, bu kez de onları yitirmenin ve zamanında onlarla mutlu olamamanın mutsuzluğu kaplıyor içimizi
Önce üzülüyoruz
Sonra üzüldüğümüze üzülüyoruz
Ne garip
Mutluluk sebeplerimiz bize özel şeylerdir
Kimimiz bir aileye sahip olduğu için şükredip, mutlu olur; bir diğerimiz sıhhatini şükre vesile ederek, mutlu kılar hayatını
Ve sayılamıyacak kadar çok neden
En mutsuz insanın bile, mutlu olmak için birden çok sebebi vardır
Sanırım önemli olan, bunun farkında olabilmek
Bu farkında oluş da başlı başına bir mutluluktur
Bir düşünsek,
biz hiçlik karanlıklarındayken, bu âlemde yokken, yaratıldık
bize bir varoluş nimeti lutfedildi
Ve bize bir kimlik verildi:
İnsan
Dağ olmadık yaratılırken, taş olmadık, sinek olmadık, koyun olmadık, bir bahçede ot olmadık insan kimliğiyle yarattı bizi
yaratan
Bir hayat verdi ki, bu kimlikle biziz hayattan en mükemmel istifade eden
Sonra bize bir kalp verdi ki, tüm kainatı, tüm âlemleri içine alabilen herşeyi sevebilen bu kalbi kendi sevgisini, muhabbetini tanıtmak için verdi ve kendini bize sevdirdi yaratan yeryüzünü bir sofra yapıp önümüze serdi İçinde binbir türlü hazineler
Ya bunları anlayabilmemiz, onu tanıyabilmemiz için verdiği akıl nimeti?
Ve insanı, yani bizi kendisine muhatap aldı âlemlerin Rabbi Âlemleri yaratan
Ve binbir türlü duygularla, hislerle doldurdu sinemizi herşeyden, ayrı bir tad alabilmemiz için O’nu bütün isimleriyle tanıyabilmemiz için
Ve İman nimetiyle bizi nurlandırdı
Evet bizler Allah’ı tanımasaydık eğer, imanımız olmasaydı, yakıcı ve boğucu nasıl bir ızdırabın, azabın, karanlığında kalırdık?
İman nimetini öyle bir Rahmetle, öyle özel bir ikramla bizlere nasip etti ki,
İslâmiyetle bizi şereflendirdi
Habibi olan, âlemlere rahmet olan, Rasul-ü Ekrem (asm) ‘a ümmet eyledi
Daha ne olsundu ki?
Sanırım mutlluluğu uzaklarda aradıkça, ömürlerimiz hiç tükenmese bile, asla onu bulamayacağız
Mutsuz olalım diye yaratılmadığımızı anladığımız an
ve
60-70 senelik bir ömrün imtihanlarının, sıkıntılarının geçici olduğunu ve bize ebedi mükafatlar bırakacağını düşündüğümüzde
ve
Geçici olmayan, ölümsüz bir âlemde bizlere ikrâm etmek isteyen, şu misafirhânenin sahibi olan Zatın, o ebedî âlemin mutluluğunu, nümune nev’inden bu âlemde bahşettiğini farketiğimizde
Mutluluk daha ne olabilir ki?


"Alıntı..."
__________________

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 392
favori
like
share