Öncelikle dilenme Islâm nazarında çok kötü bir kazanç yoludur. Rasûlüllah Efendimiz (sav): "Kişi ister, ister.. nihayet kıyamet gününe yüzünde bir parçacık et yokken gelir", "Ihtiyacı yokken dilenen, ateş topluyor demektir"(E1-Hindî, VI/495; Ibn Hacer, Bulug'1-Meram, (Serhi) N/144) buyururlar. Kur'ân-ı Kerim; iffetlerinden ötürü ihtiyaçsız sanılan, insanlardan israrla istemeyen fukarayı över ve verilecek olanların onlar olduğunu bildirir. (K. Bakara (2) 273) Dilenmenin kötülügü konusunda ayrıca çok ve açık hadisler mevcuttur. (bk. el-Hindî, agk.)

Ancak bazı Kur'ân ayetlerine, Rasûlüllah (sav)'in fiiline ve sözlerine baktığımızda dilenene verilmemesini ve onun reddedilmesini değil, aksinin olması gerektiğini görürüz: Kur'ân'da iyıliğe (birre) ulaşma yolları sayılırken, akraba, yetimler, miskinler ve yolda kalmışlarla beraber dilenenlere de malı gönül hoşnutlugu ile vermekten söz edilir. (K. Bakara (2) 177) Aynı ayette arkasından zekât da zikredildiğine göre, onlara verilen zekâtın dışında bir verme olacaktır. Ayrıca iki ayette daha takva ehli ve cennet ikramına lâyık insanların özellikleri sayılırken "onlar ki, mallarında dilencinin ve mahrumun bir hakkıvardır" ifadesi kullanılır. (bk. K. Zâriyât, (51) 19; Me'câric, (70) 25) Demek ki, hakikaten mahrum olana da, mahrum olup olmadığı bilinmeyen dilenciye de vermek gerekir.

Ayrıca Kur'ân'da: "Isteyeni (dilenciyi) de azarlama" diye bir ayet daha vardır. (K. Duhâ 10) Gerçi bunu "dilenen" değil de "soran", yani dini öğrenmek için soru soran şeklinde anlayanlar da olmuştur. (bk. Kurtubî XX/101)

Ama ilk akla gelen mânâ dilenendir ve bunda diğer mânâ bulunsa dahi dilenci mânâsını da içermediğine dair hiçbir işaret yoktur.

Rasûlüllah Efendimiz fiili hayatı boyunca kendisinden kibarca isteyenlere verdiği gibi, kabaca isteyenleri de boş çevirmemiş ve "bunlar ya çirkin sözlerle benden mal istemek ya da beni cimri göstermek arasında beni muhayyer bıraktılar. Ben cimri değilim" buyurarak onlara da vermiştir.(bk. Müslim, Zekât,127 (Davudoğlu V/479 vd.)),

Efendimizin sözlerinden anlaşılan da budur: "Sizden biriniz (kendisinden) dileneni boş çevirmesin ve istediğinde vermemezlik etmesin, hatta kolunda iki altın bilezik görse dahi"(Kurtubî, XX/101), "Eğer miskin (dilenciler) yalan söylemiyor olsalardı, onları boş çeviren iflah olmazdı".(E1-Hindî, VI/362) "Dilenciyi az (da olsa) bir şeyle ya da güzellikle geri çevirin. Çünkü insan ve cin olmayan (melek) size uğrayıp Allah (cc)'in bahşettiği nimetler konusunda nasıl davrandığınıza bakıyor olabilirler".(Kurtubi, agek.; Benzer hadis için bk. el-Hindî, VI/390. (5) E1-Hindî, VI/363) "Kimden Allah (cc) için diye istenir de verirse ona yetmiş hasene yazılır".(5) "Allah (cc) için, deyip dilenen mel'undur, Allah (cc) için diyerek dileneni boş çeviren de melundur, yeterki bir kötülük istemiş olmasın", "Allah (cc) için diye, sadece cennet istenir".(E1-Hindî, VI/502-503) Bu hadislerin sihhat derecelerini tek tek araştırmış değiliz. Ancak çok ve aynı anlamda oluşları aksi yönde de bir hadisin bulunmayışı dilencilere de vermenin uygun olduğunu gösterir.

Ibrahim b. Edhem: "Dilenciler ne iyi adamlardır; ahirete bizim için azık taşıyorlar" demiş. Ibrahim en-Nehâi de: "Dilenci ahiretin postacısıdır. Kapınıza kadar gelir ve yakınlarınıza bir şey göndermek istiyor musunuz? diye sorar" dermiş. (Kurtubî, XX/101)

6. Ancak kişi yollarda oturup herkese el uzatanlara birşey vermek zorunda değildir. Bizzat kendisinden dilenen olur ve "Allah (cc) için, Allah (cc) rızası için" diye dilenirse ona az da olsa mutlaka bir şey vermeli ve öyle diyerek dilenmesinin çok kötü olduğunu ona uygun bir dille anlatmalıdır. Cami içlerinde dilenenlere ise bir şey vermemesi -Allah'u a'lem- daha uygun olur. Çünkü böylece bir bidatin önüne geçmiş olur. Ihtiyacı olmadığı halde dilenmeyi bir meslek haline getirdiğini bildiği kişilere de -bizzat kendisinden istemedikçe- vermemesi daha uygundur. Ama her halûkârda dilenciyi azarlamamak bir Allah emridir. Dilenciye hem verip, hem de onu inciten bir davranışta bulunmaktansa güzel bir sözle onu savmak da Allah (cc) emridir.(bk. K. Bakara (2) 263)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 978
favori
like
share
Turkuaz81 Tarih: 26.09.2005 18:02
Sahtekarlar her ne kadar cok olsada , bence vereceğimiz bir ekmek parası ne bizi fakir nede karşıdakini zengin eder, dediğim gibi karşımıza çıkanın kim olduğunu bilemeyiz..
tarkın Tarih: 26.09.2005 13:18
paylaşımın için sağol kardeş. :20:
DeNiZKiZi Tarih: 26.09.2005 12:59
Bilgiler icin cok tesekkurler kardesim , demekki yol kenarlarinda herkeze elini acan dilencilere vermemek dogruymus . Ya geneldede boyle olmuyormu ya pazarlarda ya yol kenarlarinda oturup cocuk kucaklarinda sadece senden degil her gelen gecenden para istiyorlar ,ayrica haberlerdede goruyoruz bu kisilerin uzerinden dunya para cikiyor ortam oyle kotu olduki bu sekilde gercek ihtiyac sahiplerinide karalamis oluyorlar kimseye guvenemiyorsun iste o zaman .Birde kapi kapi dolasip oglum ameliyat olacak yada hasta kizim hasta vesaire sebepler ve bide sahte bir raporla gezenler var bunlara ne diyeceksiniz .Tek birsey soyluyorum bence en dogru soz Allah islah etsin boyle sahte muhtac numarasina yatip milleti dolandiranlari !!!
PALADAYI Tarih: 26.09.2005 11:51
ALLAH razı olsun kardeşim ellerine sağlık
hicbirsey2001 Tarih: 26.09.2005 11:01
Ne dilenci maceralarım oldu, okudukca onları düşündüm, kimisinde hata yapmışım kimisinde de doğru yapmışım.

Ama her durumda dilenciyle karşılaşmak insanı zor durumlara sokuyor
akilles Tarih: 26.09.2005 10:27
Gerçekten ihtiyacı olan bir dilenci gördüğümde yüreğimden bir parça vermek isterim.Ahirette bunlar + olarak geri dönecektir diye inanıyorum.Biz kendimizi bildikten sonra yalancı da olsa düzenbaz da olsa İhtiyacı var gibi görünenleri es geçmeyelim derim ben
Turkuaz81 Tarih: 25.09.2005 17:09
Her ne kadar duygu sömürüsü yapılsada şu sözü yabana atmamak gerekir:

"Her gördüğünü Hızır her geceyi Kadir bil"
Cemalettin_ Tarih: 24.09.2005 19:49
sagol kardesim böyle biligilerle birbirimizi belgilerndirelim, savabtir, ALLAH razI olsun
sulfato Tarih: 24.09.2005 15:23
haklısın abi ama bazıları çok inandırıcı oluyor