SON dört pazar günü "Eğitim üzerine düşünceler" başlığı ile yazı yazdım. Bugün beşincisini okuyorsunuz. Son dört yazıdaki ana fikirleri özetlersek, şöyle bir liste çıkıyor:


1. Okullarımızın çok büyük bölümünde doğru dürüst kitap yoktur, kütüphane yoktur. Eğitimin gelişmesi için okullarımıza kütüphaneler yapıp buraları kitaplarla doldurmak zorundayız.


2. Eğitimin kalitesi açısında sınıflardaki öğrenci sayısının düşük tutulması gerekir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı azaltılmalıdır.


3. Çocukların gelişmesi farklılıklar gösterir. Bu nedenle, eğitim sürecinin özellikle başlarında müfredat odaklı değil, öğrenci odaklı eğitim önemlidir.


4. Eğitimde teknolojinin kullanımı kaçınılmazdır.


MALİYETE ORTAK OLMAK


Bu tespitleri yaptıktan sonra düşünmemiz gereken eğitimin maliyetidir. Toplum olarak eğitimin maliyetini çok fazla düşünmeye alışık değiliz. "Eğitim devletin görevidir" diyerek işin içinden sıyrılma eğilimi içindeyiz. Her şeyi devletten beklemek gibi bir alışkanlığımız var. Bu alışkanlığımızı değiştirmek zorundayız.


Eğitim devletin görevi de olsa, devlet de eğitim için kaynaklar bulmak zorundadır. Devletin tek kaynağı bizlerden topladığı vergilerdir. Vergi vermeye alışık olmayan bir toplum olarak eğitime giden kaynakları kabul edilebilir düzeylerin altında sınırlandırmak kaçınılmaz olmaktadır. Eğitimde en büyük sorunlarımızdan biri kaynak eksikliğidir.


Okulları kitaplarla doldurmak para ister. Sınıflardaki öğrenci sayısını azaltmak daha çok dersliklerin yapılmasını ve daha çok öğretmenin yetiştirilip istihdam edilmesini gerektirir. Yani, para lazımdır. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azaltmak daha fazla öğretmen gereksinimi yaratır. Öğrenci odaklı eğitim öğretimde ihtisaslaşmayı gerektirir. Yani, öğretmene yatırım yapmayı gerektirir. Okullarımızı en son teknoloji ile donatmak da para ister. Kısacası, eğitim para ister, hem de çok para ister.


Eğitim bir yatırımdır. Yatırımların içinde getirisi en geç gelen ve en pahalı yatırımdır. Eğitime yeni yaklaşımlar geliştirildikçe, teknoloji ilerledikçe eğitim aynı zamanda hızla pahalılaşan bir yatırım olmaktadır.


Bu şartlar altında, eğitim devletin görevidir diyerek eğitimin tüm yükünü vergi verenlerin üzerine yıkmak eğitime ayrılan kaynaklarda doğal bir sınırlandırma getirmek anlamına gelir. Mali durumu yeterli olan ailelerden eğitimin maliyetine ortak olmalarını talep etmek giderek kaçınılmaz hale gelmektedir. Buna da alışmak zorunda kalacağız.


FİYAT ARTIŞLARI


Özel okulların açılmasını ve mali durumu olanak veren ailelerin çocuklarını özel okullara göndermelerini teşvik etmek bu yönde atılmış bir adımdır. Ama, yeterli değildir. Kalite devlet okullarında da artırılmalıdır. Aileler devlet okulu kötü diye çocuklarını özel okullara göndermemelidirler. Bu yolla teşvik yanlış teşviktir.


Devlet okulları da mali durumu olanak veren ailelerden belli bir ölçüde eğitimin maliyetini alabilmelidir. Aksi taktirde, artan maliyetlerle devletin başa çıkması olanaksız hale gelecektir. Eğitimin kalitesi kaçınılmaz olarak düşecektir. Zaten de, öyle olmaktadır.Özel okulların fiyatının da giderek artması kaçınılmaz olacaktır. Okul ücretlerinin enflasyon oranında artmasını beklemek eğitimin kalitesinden ödün vermek olacağını toplum olarak idrak etmek zorundayız.
Ercan KUMCU

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 589
favori
like
share