Fazl-İhsan İle İlgili Ayetler - Fazl-İhsan - Ayetler

Siz ise, bundan sonra da yüz çevirdiniz. Eğer, Allah´ın üzerinizdeki fazlı (lütuf ve ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gerçekten hüsrana uğrayanlardan olurdunuz. (2/64)

Böylece, onları Allah´ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut´u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer, Allah´ın insanların bir kısmı ile bir kısmını def´i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (2/251)

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği, yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah, (ihsanı) bol olandır bilendir. (2/261)

Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah, (rahmetiyle) geniş olandır bilendir. (2/268)

O, kime dilerse rahmetini tahsis eder Allah, büyük ´lutuf ve ihsan (fazl)´ sahibidir. (3/74)

Andolsun Allah, size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O´nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki, sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra siz yılgınlık gösterdiniz isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü´minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. (3/152)

Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, bir bolluk (fazl) ve Allah´tan bir nimetle geri döndüler. Onlar Allah´ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (3/174)

Allah´ın bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu onlar için şerdir; kıyamet günü cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. Göklerin ve yerin mirası Allah´ındır. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (3/180)

Allah´ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah´tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten Allah, herşeyi bilendir. (4/32)

Bu fazl (bol ihsan) Allah´tandır. Bilen olarak Allah yeter. (4/70)

Eğer, ikisi ayrılacak olurlarsa Allah her birine ´genişlik (rızık ve ihsan) kaynaklarından´ kazandırır (ihtiyaçlardan korur.) Allah, (rahmetiyle) geniş olandır hüküm ve hikmet sahibidir. (4/130)

Allah´a and içiyorlar ki (o inkâr sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkâr sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah´ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. (9/74)

Onlardan kimi de: "Andolsun eğer, bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah´a ahdetmiştir. (9/75)

Onlara kendi bol ihsanından verince ise onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir. (9/76)

Andolsun Allah, Peygamberin Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir çok esirgeyicidir. (9/117)

Allah hakkında yalan uydurup, iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler. (10/60)

Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O´na tevbe edin. O da, sizi adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin. Eğer yüz çevirirseniz, gerçekten ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım. (11/3)

Mutlu olanlar da artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe orada süresiz kalacaklardır. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsandır. (11/108)

Şüphesiz Allah adaleti ihsanı yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan) kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. (16/90)

Hepsine onlara da bunlara da Rabbinin ihsanından ´arttırarak-veririz.´ Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir. (17/20)

Biz ona İshak´ı ve Yakub´u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o ahirette salih olanlardandır. (29/27)

Bizim uğrumuzda cihad edenlere şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçek şu ki Allah ihsan edenlerle beraberdir. (29/69)

Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) Allah´a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah´a varır. (31/22)

Gerçekten biz ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. (37/80)

"Gerçekten sen rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz." (37/105)

Ona da İshak´a da bereketler verdik. İkisinin soyundan ihsanda bulunan (muhsin olan) da var açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da. (37/113)

Şüphesiz biz ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. (37/121)

Rableri katında dileyecekleri herşey onlarındır. İşte bu ihsanda bulunanların ödülüdür. (39/34)

İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize dua eder; sonra tarafımızdan ona bir nimet ihsan ettiğimizde der ki: "Bu bana ancak bir bilgi(m) dolayısıyla verildi." Hayır; bu bir fitne (kendisini bir deneme)dir. Ancak çoğu bilmiyorlar. (39/49)

Bundan önce de bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak, Musa´nın kitabı var. Bu da zulmedenleri uyarıp korkutmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile olan bir kitaptır. (46/12)

Muhammed Allah´ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rüku edenler secde edenler olarak görürsün; onlar Allah´tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat´taki vasıfları budur: İncil´deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış derken onu kuvvetlendirmiş derken kalınlaşmış sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va´detmiştir. (48/29)

Allah´tan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak. Allah, bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. (49/8)

Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı. (51/16)

İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır? (55/60)

Öyle ki, Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) Allah´ın fazlından hiçbir şeye ´güç yetirip-sahip olmadıklarını´ ve fazlın muhakkak Allah´ın elinde olduğunu onu dilediğine verdiğini bilip-öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir. (57/29)

(Bundan başka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki onlar Allah´tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp Allah´a ve O´nun Resûlü´ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar sadık olanlar, bunlardır. (59/8)

Bu Allah´ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük fazl sahibidir. (62/4)

Eğer, Allah´a güzel bir borç verecek olursanız onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah, Şekûr´dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden) Halim´dir (cezayı vermekte acele etmeyendir). (64/17)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1233
favori
like
share
1sidelya Tarih: 07.08.2009 20:55
Şüphesiz Allah adaleti ihsanı yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan) kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. (16/90)


________Paylaşım için tşkrler arkadaşım...