Bugün bir kâğıt ve bir kalem verilse elimize,
Denilse ki; yaşayacağın her günü yaz bu kağıda
Her günü, her saati, her dakikayı
Hiçbir anını boş geçmeden
Ve yine denilse ki
Yazdıklarından başka hiçbir şey, gelmeyecek başına…


Sabah saatin sesiyle gözlerimi açtım. Saati kapattım, ayağımı yere indirdim ama önce yorganı açtım. Terliklerimi giydim, banyoya girdim yüzümü yıkadım. Mutfağa geçtim a bir dakika kızımı uyandırmadım. Tamam, şimdi kahvaltıyı hazırlamalıyım, iyi düşünmeliyim hiçbir şey atlamamalıyım!
Çayı demledim, ekmeği dilimledim, peyniri çıkardım mı? Ya unutursam, tamam telaş yok. Peki, bu sabah kısmı böyle olsun. Artık öğle saatlerine geçmek istiyorum, saat oniki ama ben eşimi ve oğlumu uyandırmadım! Yine telaş yok o zaman eşim işe, oğlum okula gitmesin öyle yazayım.
Ama herkes kendi hayatını yazacak. Dolayısıyla eşimde yazacağına göre ya bugün için çok önemli bir toplantısı olacağını yazmışsa.
Hayır! Hayır! Hayır!
Ben benim için tasarlanmış olan hayatı yaşamak istiyorum!
Ben yapamadım, yani daha ilk günün ilk yarısında iflas ettim. Bu bir kurgu belki ama yazdıklarımın dışında hiçbir şey yaşayamayacak olmak fikri gerçekten korkunç.
Tekrar düşünelim kahvaltıda ne yiyeceğim kaç tane zeytin kaç lokma ekmek hepsini tek tek yazmalıyım. Çünkü bir tane fazla olmuyor.
_ çok güzelmiş bir tane daha yeseydim?
_ yok, o öyle olmuyor yazman gerekiyordu

Bu kurguyu herkes kendi bakış açısıyla yorumlayacağından dolayı olaylar daha da karışık bir hal alacaktır. Yeni evli bir çiftimiz var ve bu çiftin tek bir arabası var. İkisi de arabayı yarın kendilerinin alacaklarını yazıyorlar. Sabah oluyor hanımefendi üç saniyelik bir farkla arabayı kapıyor.
- Beyefendi ne yapacak onun hikâyesi burada tıkanıyor mu?
- Arabayı kaptırdığına göre evet ama belki başka seçeneği vardır :)

Diğer bir tarafta biri patronun işe gelmemesi gerektiğini yazmış. Öbür tarafta da patron herkesten önce iş yerinde olması gerektiğini yazmış. Peki, şimdi kimin istediği olacak?
Çocuklarda biri servis geç kalsın biraz daha uyuYayım diye yazmış. Diğeri erken gelsin demiş gidip okulda ders çalışabilmek için. Peki, burada kimin istediği olacak?
Birinin istediği olsa diğeri karşı çıkacak. Diğerinin istediği olsa birileri karşı çıkacak ve bu yüzden dolayı tam bir kaos ortamı oluşmuş olacak.

Aklımıza gelen her şeyi deneyebiliriz. İstediğimiz yöntemleri uygulayabiliriz ancak bize özel dizayn edilmiş hayatların bir gününü dahi yakalıyor olabilmemiz imkânsız. Sadece küçük bir senaryo bile bize her şeyin alt üst olabileceğini gösteriyor. Mükemmel bir döngünün içinde yaşıyor olduğumuzun farkında mıyız acaba? Hayatı çok iyi, hata vermeden işleyen bir fabrika olarak düşünelim. Bu fabrikanın çalışanları da bizleriz. Hepimize kendi kişilik özelliklerimize göre görevler verilmiş. Kimimiz patron olmuş, kimimiz işçi, kimi bu fabrika için ne geliştirebilirimin derdine düşmüş. Biri ekonomisinden sorumlu olmuş diğeri çalışanları nasıl memnun ederiz kısmından sorumlu.

Peki, o zaman bizler neden hep şikâyet eder dururuz?
_diğer birimde çalışanlar cumartesi de tatil yapıyor ve biz yapamıyoruz.
_iyide onlarda gece çalışıyorlar sen çalışıyor musun?
_.......

Bizler bize verilene rıza göstermek varken, bize verilene rıza göstermek zorunda bırakıyoruz kendimizi. Hayatı kendimize zorlaştırıyoruz, başkalarıyla uğraşmaktan kendimize dönüp bakmıyoruz.
_ bak bunun evi var, diğerinin arabası var ama benim hiçbir şeyim yok.
_ onlarında hiçbir şeyleri yoktu ama onlar senin gibi şikâyet etmediler. İçinde bulundukları durumu kabul ettiler. Sonra ellerindeki imkânlarını kullanıp bu günlere geldiler. Ama sen daha durumunu kabul etmedin ki önce bunu yap. Ne istediğine karar ver ve bunun için bedel öde.

İçinde bulunduğum dünyayı değiştirmek yerine işe, kendimi değiştirmekten başlayabiliyor muyum? Şikâyet etmeyi bırakıp çözümler sunmayı başarabiliyor muyum? Mesele bir şeyin yokluğunda şikâyet etmekte değil. Mesele o şeyin varlığında o şeyden maksimum fayda sağlayabilmekte. Sonra ondan keyif alabilmekte ancak yok olduğunda da kabullenebilmekte.

Hayat kimi için bir tiyatro sahnesi, kimi için bir masal, kimi içinse bir oyun. Ancak ne olursa olsun bu hayat yaşanılası bir hayat. Ve bu hayatı istediğimiz gibi yönlendirme yetkisi de ellerimizde. Gelecekte pişmanlıklar yaşamamak için bugünden tedbirimizi alabilmek dileğiyle.
Sevgiler…


Melike Katmer

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 364
favori
like
share