Türkiye Meyveciliğine Bakış - Türkiye Meyveciliği - Türkiye Meyve Yetiştiriliciği

Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü oluşturan ve üç yanı denizlerle çevrili olan ülkemizde meyvecilik kültürü tarihin çok eski dönemlerine kadar uzanmaktadır.



Anadolu'da yapılan kazılar bundan 4-5 bin yıl önce incir, zeytin, nar, keçiboynuzu, üzüm, ceviz, kestane, ayva, antepfıstığı, badem, elma ve armut gibi önemli meyvelerin bu topraklarda yetiştiğini göstermiştir. Yabani olarak yetişen ve meyvelerinden yararlandığımız alıç, kuşburnu, böğürtlen, karayemiş, iğde, melengiç, mahlep vb. daha bir çok meyve türü de ülkemizde doğal olarak yetişmektedir. Ülkemizde eskiden üzüm ve meyve yetiştirilen alanlara genel olarak bağ denilmekteydi. Hala da Anadolunun bazı yerlerinde meyve bahçelerine bağ adı verilmektedir. Bahçe deyimi ise (bağçe-küçük bağ) eskiden Türk evlerinin önündeki küçük alanlar için kullanılmakta iken günümüzde daha çok ticari meyve yetiştirilen alanlar için kullanılmaktadır.

Yazın serinletici ve iştah açıcı özelliğiyle taze meyveler sevilerek yenirken, badem, ceviz vb. kuru meyveler ile kayısı, dut vb. kurutulmuş meyveler de kış gecelerinde ailelerin vazgeçilmez çerezleri olarak tüketilmektedir. Meyveler ayrıca meyve suyu, konserve, reçel, marmelat, pekmez olarak da günlük yaşamımızda yer almaktadır..

Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra ülkemizde meyve yetiştiriciliği bilimsel ve teknik temellere dayanarak gelişmesini sürdürmeye başlamıştır. Bir çok meyve türünde artan üretim miktarına paralel olarak kişi başına düşen meyve miktarı da artmıştır. 1930-1940'lı yıllara kadar çeşitli meyveler ve özellikle de bazı subtropik meyveler (muz, portakal, limon ve mandarin gibi) ülkemizin bir çok bölgesinde satın alınamayacak kadar pahalı iken, bugün hemen her yerde bol miktarda ve ucuz fiyatla bulunmaktadır.

Türkiye günümüzde her yıl 12 milyon ton dolayında meyve üretimiyle hem ülke içi gereksinimini karşılamakta hem de dış satım yapmaktadır. Türkiye sahip olduğu çeşitli iklim farklılıkları nedeniyle elmadan antepfıstığına, muzdan fındığa kadar her ülkeye nasip olmayan meyve türlerini yetişirebilmektedir. Bu yüzden, Türkiye meyve yetiştiriciliği bakımından kendine yeterli sayılan ender ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.

Günümüzde meyve bahçelerinin işletilmesinde modern yöntemler kullanılmaktadır. Ticari meyve yetiştiriciliğinde gübreleme, ilaçlama, budama vb. bakım işleri düzenli olarak yapılmaktadır. Özellikle turunçgil, kiraz ve çilek tarımında uygulanan teknikler meyvecilikte ileri ülkelerle yarışacak düzeye gelmiştir. Öteki meyve türlerinde de modern yetiştirme teknikleri uygulanmaya başlanmıştır. Örneğin, elma üretimi için son yıllarda bodur ağaçlarla sık dikim bahçeler kurulmaya başlanmıştır.

Ülkemiz, mevcut meyve yetiştiriciliğine ek olarak önemli bir meyvecilik potansiyeline de sahiptir. 1990'lı yıllardan itibaren yeraltı sularının kullanılmaya başlamasıyla birlikte İç Anadolu Bölgemizde ticari meyvecilik gelişmeye başlamıştır. Yine, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde sulama olanaklarına paralel olarak önemli bir meyvecilik potansiyeli doğmuştur. Ayrıca, önceleri, taze tüketime yönelik meyve bahçeleri pazarlama kolaylığı yüzünden daha çok büyük kentler ve ana ulaşım yollarının yakınında kurulurdu. Ancak günümüzde ulaşımın yaygınlaşmasıyla birlikte pazarsızlık yüzünden değerlendirilemeyen ve meyveciliğe uygun arazilarin de üretime girmeye başladığı görülmektedir.

Ülkemizde değişik meyve türlerine ait çok sayıda meyve çeşidi bulunmaktadır. Örneğin ülkemizdeki elma çeşidi sayısı 500'ün üzerindedir. Gerek yurt dışından getirilen çeşitlerle gerekse yurt içinde yapılan ıslah çalışmalarıyla mevcut meyve çeşitlerinin sayısı giderek artmaktadır. Meyve bahçesi kuran bilinçli üreticiler pazar tarafından beğenilen kaliteli ve verimli çeşitleri yetiştirmektedir.

1980'li yılların ortasından itibaren çiftçiler meyve yetiştiriciliğine ciddi bir şekilde yönelmeye başlamıştır. Bunda meyveciliğin, tarımın kazançlı bir dalı olduğunun anlaşılmasının payı büyüktür. 2000'li yıllardan itibaren tarım dışı mesleklerden de kişilerin meyve bahçesi kurmaya heves ettikleri dikkat çekmektedir.

Mevcut meyve bahçelerinin önemli bir bölümünün arazi büyüklüğü ekonomik ölçülerde değildir. Meyve bahçelerinin "kapama" olarak kurulmasına önem verilmelidir. Yani, 5-10 dekarlık bahçeler yerine 50-100 dekar ya da daha büyük alanlarda ve az sayıda türden ve standart çeşitlerden bahçeler kurulmalıdır. Meyve bahçelerinin kapama olarak kurulması üreticimizin rekabet gücünü arttıracaktır. Yetiştirilecek meyve çeşitlerinin dış pazarın da istekleri dikkate alınarak seçilmesi durumunda dış satım olanakları gelişecektir. Bu amaçla sadece dış pazara yönelik bahçelerin kurulması da düşünülebilir.

Ülkemizde meyve fidanı üretimi artık daha çok özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Çeşitli bölgelerde büyük fidanlıklar ya da fidan üretim kooperatifleri bulunmakla birlikte, sertifikalı ve kaliteli fidanlar yeteri kadar üretilmemektedir. Bu arada bir çok küçük özel fidancı da standart dışı fidan üretmektedir.

Ülkemizin sahip olduğu bol güneşlenme bir çok Avrupa ülkesinde yetişmeyecek kalitede meyveler üretilmesine olanak vermektedir. Modern meyvecilikte kaliteli meyve üretimi esas olmakla birlikte, son yıllarda "iyi tarım uygulamaları" çerçevesinde çevreye dost bir şekilde meyve üretmek de büyük önem kazanmıştır. "İyi tarım uygulamaları" yakın gelecekteki meyve ticaretinde kaliteyi belirlecak ve uluslararası rekabette etkili olacak önemli bir konudur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 319
favori
like
share