güneş saatleri

Amasya Müze Müdürü Arkeolog Celal Özdemir, Müze bahçesinde bulunan çam kozalağına benzeyen saat, şekil bakımından Osmanlı Güneş Saatleri arasında tektir" dedi. Müze Müdürü Celal Özdemir, müze bahçesinde koruma altına alınan Osmanlı dönemine ait Güneş Saatinin Ramazan aylarında iftar vaktinin belirlenmesinde de kullanıldığını söyledi. Özdemir şöyle konuştu; "çam kozalağına benzeyen saat, şekil bakımından Osmanlı Güneş saatleri arasında tektir. Üst üste üç kaide üzerine oturtulmuş boyu 1,10 santim eni 80 santim olan güneş saati beyaz mermerden yapılmıştır" dedi.

Güneş saatinin vakitleri nasıl belirlendiğini anlatan Müze Müdürü Özdemir, saatin üst kısmında bulunan düz kısmına yerleştirilen milin gölgesinde yaklaşık 45 derece meyilli gövde üzerindeki hareketine göre vakit tayin edildiğini kaydederek kadran adı verilen satıh dikine on bir kalın şeritle ikiye bölündüğünü şeritlerin her birinin altına birer palmet işlendiğini söyledi. Öte yandan saat üzerindeki kalın şeritlerden yedi tanesi ortalarında dikey olarak açılan bantların ikiye bölündüğünü bu bantlarında yarım saatlik dilimleri gösterdiğini belirten Özdemir, müzeyi gezen yerli ve yabancı turistlerin saate ilgi gösterdiklerini belirtti. Özdemir, "2006 yılında Müzemize kazandırdığımız Osmanlı Güneş Saati 15. Yüzyılda Sultan Bayezıd Külliyesi ile yapılmış külliyenin bahçesinde yüzyıllarca kullanılmış daha sonra Saray Düzü Kışlası bahçesine taşınmış en son olarak müzemize kaldırılmıştır. Ustası bilinmeyen saat beyaz mermerden yapılmış saat form olarak kozalak görünümünde ve biçim olarak ünik bir eserdir. Osmanlı döneminde bu formda yapılmış böyle bir eser yok. Güneş saati çok ama bu formda Osmanlı döneminde yapılmış başka eser olmadığı için türünün tek örneğidir. Çam kozalağına benzeyen saat, şekil bakımından Osmanlı Güneş Saatleri arasında tektir" dedi. 2007 yılında Amasya’yı 220 binden fazla yerli ve yabancı ziyaretçinin tercih ettiğini anlatan Özdemir, Osmanlı Güneş saatinin ziyaretçilerin müze gezilerinde en çok ilgisini çeken eser olduğunu söyledi.



Standart Osmanlı Güneş Saati

Amasya Müze Müdürü Arkeolog Celal Özdemir, Müze bahçesinde bulunan çam kozalağına benzeyen saat, şekil bakımından Osmanlı Güneş Saatleri arasında tektir" dedi. Müze Müdürü Celal Özdemir, müze bahçesinde koruma altına alınan Osmanlı dönemine ait Güneş Saatinin Ramazan aylarında iftar vaktinin belirlenmesinde de kullanıldığını söyledi. Özdemir şöyle konuştu; "çam kozalağına benzeyen saat, şekil bakımından Osmanlı Güneş saatleri arasında tektir. Üst üste üç kaide üzerine oturtulmuş boyu 1,10 santim eni 80 santim olan güneş saati beyaz mermerden yapılmıştır" dedi.

Güneş saatinin vakitleri nasıl belirlendiğini anlatan Müze Müdürü Özdemir, saatin üst kısmında bulunan düz kısmına yerleştirilen milin gölgesinde yaklaşık 45 derece meyilli gövde üzerindeki hareketine göre vakit tayin edildiğini kaydederek kadran adı verilen satıh dikine on bir kalın şeritle ikiye bölündüğünü şeritlerin her birinin altına birer palmet işlendiğini söyledi. Öte yandan saat üzerindeki kalın şeritlerden yedi tanesi ortalarında dikey olarak açılan bantların ikiye bölündüğünü bu bantlarında yarım saatlik dilimleri gösterdiğini belirten Özdemir, müzeyi gezen yerli ve yabancı turistlerin saate ilgi gösterdiklerini belirtti. Özdemir, "2006 yılında Müzemize kazandırdığımız Osmanlı Güneş Saati 15. Yüzyılda Sultan Bayezıd Külliyesi ile yapılmış külliyenin bahçesinde yüzyıllarca kullanılmış daha sonra Saray Düzü Kışlası bahçesine taşınmış en son olarak müzemize kaldırılmıştır. Ustası bilinmeyen saat beyaz mermerden yapılmış saat form olarak kozalak görünümünde ve biçim olarak ünik bir eserdir. Osmanlı döneminde bu formda yapılmış böyle bir eser yok. Güneş saati çok ama bu formda Osmanlı döneminde yapılmış başka eser olmadığı için türünün tek örneğidir. Çam kozalağına benzeyen saat, şekil bakımından Osmanlı Güneş Saatleri arasında tektir" dedi. 2007 yılında Amasya’yı 220 binden fazla yerli ve yabancı ziyaretçinin tercih ettiğini anlatan Özdemir, Osmanlı Güneş saatinin ziyaretçilerin müze gezilerinde en çok ilgisini çeken eser olduğunu söyledi.





Topkapı Sarayı 3. avlusundaki III. Ahmet kütüphanesinin yanındaki güneş saati

Mekanik saatlerin tam olarak kullanılmaya başlanmadığı dönemlerde usturlap denen aletin yanı sıra, su ve güneş saatlerinden de faydalanılırdı. Güneş saatlerinin geçmişi çok eski uygarlıklara Mısır’a ve Çin’e gider. Güneş saatleri özel olarak hazırlanmış bir çubuğun, güneşin hareketlerine uygun bir şekilde, mermer veya taş bir zemin üzerine düşen gölgesini temel alarak zamanı ölçmeye dayanır.
Günde beş kez namaz kılan, Ramazan’da da iftar ve sahur vaktini doğru bir şekilde bilmek zorunda olan Müslümanlar, zamanın ölçülmesine büyük bir ihtiyaç duydular.
Güneş saatlerinin (eski adıyla, basite) Osmanlı coğrafyasında yaygınlık kazanmaya başlaması dönemin şöhretli bilim merkezlerinden Semerkant Rasathanesi’nin yöneticiliğini yapmış astronom Ali Kuşçu’nun İstanbul döneminde gerçekleşti. Fatih Sultan Mehmet 200 akçe gibi yüksek bir gündelikle Ali Kuşçu’yu 1472′de İstanbul’a getirerek Ayosofya Medresesi’ne hoca olarak atadı. İstanbul’un enlem ve boylamlarına ilişkin bilinen eski değerleri düzelterek işe koyulan Ali Kuşçu, ilk basiteyi Fatih Camii’nde yaptırdı. Osmanlı’da Ali kuşçu ile yayılmaya başlayan güneş saatleri, yatay (masa tipi) ve dikey kadranlı (duvar tipi) olmak üzere iki çeşittir. İstanbul’da kayıtlara geçmiş 53 güneş saati arasında en yaygın grubu dikey kadranlılar oluşturuyordu. Bunların şehirdeki en gelişmiş örneklerini Üsküdar Mihrimah Sultan Camii’nin güneybatıya bakan dış cephesinde ve Eminönü’ndeki Yeni Camii’nin avlusunun Mısır Çarşısı’na bakan dış cephesinde görebilirsiniz.
Mihrimah Sultan Camii’nin Selman Ağa Çeşme Sokak tarafındaki kapıdan girerseniz, güneş saatinin bulunduğu mermer levhayı hemen sağınızdaki cephede demir tırnaklarla monte edilmiş bir şekilde görürsünüz.

Saatin üst kısmında ve sağ alt köşesinde sülüs hatla yazılı güzel bir kitabe dikkati çekiyor. Bu yazılardan, güneş saatini Saatizade Muhammed Arif’in 1769 (Hicri 1183) yılında yaptığını, Yeni Camii muvakkidi Derviş Yahya Muhiddin’in de taş üzerine çizdiğini anlıyoruz.
Güneş saati üzerindeki içbükey ve dışbükey yedi burç çizgisi, altı zaman dilimi oluşturuyor.
Yengeç’ten Oğlak’a sıralanan bu yedi burç, dilimlerin içinde ikişer ikişer gösteriliyor. Bu burçların bazıları solda, öğle çizgisinin (hatt-ı zeval) hemen dışında yer alırken, bir kısmıda yukarıda gün batımı çizgisinin hemen üzerinde konumlanıyor. Burçlar en altta yengeç (seretan) ile başlar ve yukarıya doğru aslan (esed), başak (sümbüle), terazi (mizan), akrep (akrep), yay (kavs) şeklinde sıralanıyor. Günbatımı çizgisinin üzerinde ise sağa doğru oğlak (cedi), kova (delv), balık (hut), koç (hamel), boğa (sevr) ile devam edip ikizler (cevza) burcu ile bitiyor.
Necip Fazıl Kısakürek, Saat isimli şiirinde zamanın şeytani acımasızlığı üzerine, “Zaman bir işvebaz kaçak hayalet / Eskiyenin kement atar boynuna” diyordu.




Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2299
favori
like
share