Mevlana hazretleri tanıdığım en büyük aşıklardandır. Benim yanımda leyla ile mecnun bu kadar büyük bir etkiye sahip değildir. çünkü mevzu bir kişiyi çok sevmeden çok her kişiyi sevebilmektir. mevlana aşk ve şevki ile bir zirvedir onu alıp tasavvufa ve tefekküre sevk eden şeyde yine bu ikisidir. o sema yaparken sadece dönmüyor semalar açıkıp geziniyor hatta alemi seyre dalıyordu.
bundan dolayı anadoludan çıkmayan mevlana dünyanın düzlüğünün ilimden sayıldığı o zamanda dünyayı kavunun içindeki yumurtaya benzetiyor ve onu en ince ayrıntısına kadar anlatıyor tasvir ediyordu.
Mevlana aynı zamanda maddeyi elinin tersiyle yiterken mananın derinliklerine dalıyor ve bunlar güller deriyordu. Ve şimdi biz onu sadece sema dansı (sema bir dans değildir) ustasıdır diye yetkiliağızlardan duyuyor ve acı acı gülüyoruz. Ve ben anlıyorum kiş onu bu şekilde tasvir edenler ondan hiç nasiplenmemişler.
Mevlanaya şemsi (şemsi termizi; mevlanın en yakın arkadaşı) görünce döndüğü sema yaptığı için isnatta bulunuyoruz ama ona bunu soranlara verdiği cevabı duymuyoruz;
'düya güneşin etrafında dönüyorsa bende şemsin(şems arapça güneş demek) etrafında dönüyorum'
Halbuki o zaman dünyanın hiç bir yerinde ne dünyanın yuvarlak olduğundan nede dünyanın hem kendi hemde güneş etrafında döndüğünden bahsediliyordu...

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1345
favori
like
share
matrakSsS Tarih: 21.05.2007 11:42
Allah razı olsun
by_ufuk Tarih: 14.09.2005 11:07
emeğin ve paylaşımın için çok saol kardeş
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:31
Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,

Hoşgörülükte deniz gibi ol,

Ya olduğun gibi görün...

Ya göründüğün gibi ol...
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:31
Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâat olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi,

uyuması, Hakkın emrini tutması, yerine getirmesi içindir. Sakın Haktan başkasını dost edinme!

Çünkü halkın dostu olmak, halkın gözüne girmek ömürsüzdür, ancak yarım saat sürer.
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:31
Şu tenimiz ruhumuzun bir köşküdür. Orası bir tepe, bit yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik

dostumuz, yârimizdir. O, bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu, korkunç bir çölden geçer.

Yürekli bir er, Rüstem gibi bir yiğit olmayan oraya nasıl varabilir? Oraya varacak kişi, bir pehlivan

gibi hasmını yere vuran, çeşitli gıdalarla bedenini besleyen, kuvvetli, güçlü kişi değildir. Oraya

varacak kişi, nefsini yenen, kendi benliğini yıkıp alt eden, dünya âşığı değil, Allah âşığı olan kişidir.

Böyle bir kişinin bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce, o bedenden tohum nasıl baş

verir yücelirse, tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş ağacı yükselir, boy atar. Nurlu bir gönül

erinden başka, o nura âşık olan kimdir? Aşk mumu, pervanenin gönlünden başka neyi yakar?
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:29
Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır,

ondan hiçbir şey eksilmez. O olduğu gibi durur. Bir kuşu bir dağın üstüne konsa, sonra uçup gitse,

dağda bir fazlalık veya bir eksiklik görünür mü?
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:29
Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha

ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur

gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:28
Ey benim canım, şu toprak perdesinin ötesinde, gizli bir zevk, gizli bir mutlu yalayış vardır. Her şeyi

gizleyen bu örtünün altında, yüzlerce güzel Yusuflar vardır. Bu ten, bu görünen beden ortadan

gidince, asıl varlığın olan ruhun kalkar. Ey sonsuz olan ruh, ey fani olan ten! Bu halin nasıl

olduğunu anlamak istersen, her gece kendine bak. Uykuya dalınca tenin ölmüş gibidir. Ruhunsa

cennet bahçelerine kanat çırpmaktadır.
omasozturk Tarih: 12.09.2005 15:27
Mutlu olmanın sırrını Peygamber Efendimizden öğren de, Allah sana ne verirse ona razı ol. Başına

gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam

elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla. Zaten o sana yabancı değildir, onunla

aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba,

hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını

üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.