[FONT="Arial Narrow"]Ne güzel diyorlar: “Oruç tutmak, kendini tutmaktır.” Sahiden, biz orucu değil de, oruç bizi tutuyor sanki. Esaretimizi, köleliğimizi, zincirlerimizi söküp atıyor, bizi bizde bulduruyor, yani esaslı bir özgürlük yaşatıyor bize.

Oruç yoluyla oruçluya verilmek istenen mesaj nedir, ne gibi şeyler vurgulanır, uyarıcı nitelikleri nelerdir… Mutlaka çeşitli anlamlar yüklenmiştir tuttuğumuz oruca, bunun ne derece farkındayız, kim bilir belki de sadece yememek-içmemek gibi bir mantık ile tutanlarımız vardır onu. Hayır, -tutun dediği oruç ile- bize bir şeyler demek istiyor O. Peki diyoruz bizde, tutuyoruz orucumuzu, gün boyu yemiyoruz-içmiyoruz. Yalnızca bu mu, daha temkinli, daha itinalı hareket ediyoruz, en azından olması gerekenin bu olduğunu biliyoruz. Demek ki, çok gizli mesajlar yok aslında, yani oruca çeşitli anlamlar yüklemek, onun uyarıcı niteliklerini anlamaya çalışmak zor değil esasen.

Tutmak deyince ne geliyor aklımıza: Bir şeylere sahip olmak, bir şeyler karşısında sahiplenici davranmak gibi şeyler… Öyleyse, tutmak denilen şey, oruç ibadetinin vazgeçilmezi ve tutulan bu orucun sakındırıcı nitelikleri var. Esas mesele şu aslında: Sakınmak! Tuttuğumuz oruç karşısında neyi, kimden, nasıl sakınıyoruz… İşte tutulan oruç sakındırmakla birlikte uyarıyor. O halde oruç bizi tutuyor, bizim orucu tuttuğumuz söylemi yüzeysel kalıyor. Yani orucun derinliklerine indikçe, çeşitli mesajları algılayabiliyoruz. Ne güzel, farkında olarak tutuyorsak orucu. Evet, bu önemli. Orucu farkında olarak tutmak!

Kardeşlerim; Şuurlu bir şekilde düşünmek, davranmak ve esasen onu hayatımıza uygulamak bizler için çok mühim olmalıdır. Mühimlik verilen şeyin farkındalığı açığa çıkar, işte bu farkında olmak durumu bize kim bilir ne kazançlar sağlıyordur, yararımızadır yani, sağlıklı bir durumdur.

Oruç demişken; esaslı, gerçek, sahici özgürlükten söz etmeden geçmeyelim. Evet, gerçeklik payı var. Yaşadığımız bu yeryüzü, yalan ve sahtekarlıklar barındırıyor, işte bu barındırma durumu, şüphesiz insanın iç dünyasını da etkiliyor. Özgürlük diyerek aldandığımız şeyler renkli yalanlarla süslü olabiliyor, biz de bunun adına özgürlük diyebiliyoruz, ardından talihsiz bir tapınma durumu çıkıyor ortaya. İşte bu yalanın karşısına geçip, bin kere, milyon kere hayır diyebilmeyi öğrenmeliyiz, bunu başarabiliriz, insan isek/insan olduğumuzu iddia ediyorsak bunu mecburuz. Gerçek özgürlüğü açığa çıkarmak, gerçek özgürlüğü tadabilmek, ve esasen gerçek özgürlüğü yeni nesillerle tanıştırabilmek için…

Sözün özü: Oruç bir ibadettir, mutlaka diğer ibadetler gibi bir manası vardır. Onu tutmak ya da onun bizi tutması kendimizle olan bir yüzleşme gibidir, bir sınav ile karşı karşıyayızdır. Kimimiz bunun farkındadır, farkında olan kişi hal ve hareketlerini ona göre tayin eder. Oruç, bizi bizimle yüzleştirir, kendimizi adam akıllı tanıyabilmemizi sağlar. Yaşadığımız müddetçe bir sınava tabi olan bizler, ektiğimizi biçeceğiz. Ya bize verilen bu hayatı, heba edeceğiz, ya da O’nun için layıkıyla yaşayacağız. Farkında olanlardan, yüzleşenlerden, gerçek özgürlüğü tadabilenlerden, sakınmayı bilenlerden, kendini tutabilenlerden olmamız temennisiyle…

Afşin Selim

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 415
favori
like
share
MAVi Tarih: 12.08.2009 05:46
Allah razı olsun yaklaşam ramazan bayramı için çok ideal yerinde bir konu.Emeğinize sağlık..:3:
alp-perss Tarih: 10.08.2009 22:41
ayrıca,
ne büyük nimettir ki akşam orucu açmakla sorumluyuz.yok ben gecede oruç tutacağım deme lüksüne sahip değiliz.
ya oruc yılın yarısı olasa idi.yani 6 ay oruç tutmak.işte bunun zorluğunu yaradan bildiğinden ancak nefsimizin altından kalkabileceği kadar sorumluluk yüklemiştir insanlara.bu büyük bir iyilik değil mi?

bu konuda bir başka nimet daha:
bakınız yılın 365 gün den değil de 354 gün üzerinden hesap edilmesi yaani yılda 11 gün oruç ayının beri gelmesi de ayrıca bir nimettir.eğer 365 gün üzerinden hesap edilse idi ramazan her yıl aynı aya denk gelirdi ki yazın bu daha zor olurdu.hiç değilse her mevsime denek gelmesi iyi bir durumdur.her ne kadar farkında olamasak ta bu böyledir
alp-perss Tarih: 10.08.2009 22:30
oruc tan maksad nedir?
maksat öncelikle yaradanın emirlerinden birini yerine getirmektir.farz olan bu ibadeti gücü yeten herkesin yerine getirmeye çalışması Allaha olan inanç ve bağlılığını gösterir.bu bir ibadet şekillerinden birisidir.ancak şekil ve mantık bakımından diğer ibadetlerden tamamen ayrıdır.şöyle genelde bakıldığında ibadetlerin insan hayatına çekidüzen vermesi ve her şeyimizle yaradana olan bağlılığımızı ifade eder.bizlere sayılamayacak derece ve çeşitlilikte nimetler veren yaradan,oruc emri ile bizleri bir imtihana tabi tutmaktadır.bu öyle bir imtihan ki senede bir ay boyunca Allahın emirlerini yerine getirmekle şeytan ve nefsin emirlerini yerine getirmek arasında bir tercih yapmak durumundayız.aynı zamanda bu bizlere nefis ve şeytanın 24 saat boyunca ger hafta,ay,yıl vel hasıl öbür boyunca sürekli bizimle cedelleştiğini anlatır,anlamamızı sağlar.


diğer yönden normalde yenmesi gereken -haram olmayan-şeyleri sırf yaradan istedi diye bunce nimetlerden vazgeçmek,çatlarcasına susansa da normalde haram olmamasına rağmen su dan vazgeçip rıza-i ilahi uğruna sabredebilmek karşılıksız bırakılacak bir durum değildir.bunun sevabını yine yaradanımız bizlere verecektir.hoş karşılık beklemeden yaıplması gerekir ibadetlerin ama bunda ilk sevinç anı daha akşama yaşanır.sofralar hazırlanıp akşam ezanı beklenir.ezanla dualar edilir ve yine yaradanın emretmesi sayesinde oruç açılır,iftar edilir.işte bu daha ilk sevinç anıdır.ancak esas sevinç anı ahirette olacaktır.

özetle,oruc allahın haram kılmadığı nimetlerden sırf onun için vazgeçebilmektir
alp-perss

paylaşım için teşekkürler