Hz.Süleyman M.Ö.791 yılında doğmuştur.Yaşadığı alanların üst sınırları için İslam tarihlerine göz attığımızda Ahmet Cevdet Paşa Kısas-ı Enbiyasında Nusaybin ismini zikretmektedir.A.Cemil Akıncı Peygamberler tarihinde Kuzeyde Toroslar ve Ermenistan,M.Asım Köksal da Peygamberler tarihinde Horasan ve Çin Beldelerine sınırı dayandırmaktadır.İnterland olarak baktığımızda Diyarbakır’ı bu alan içinde görüyoruz.

Hz.Süleyman ve Diyarbakır ilişkisi nedir.Bunu maddeler halinde ele alalım:



1.Bugün Halid bin Velid’in oğlu sahabe Hz.Süleyman’ın yattığı yere halk Hz.Süleyman der.Burada sahabe Süleyman’ın yattığında tereddüt yoktur.Yalnız halkın bir kısmı buraya Hz.Süleyman derken peygamber Süleyman’ı kastetmektedir.İhtimali bir anlayışla burada Süleyman Peygamber’in mekanının olması söz konusudur.Nitekim yakın zamana kadar Hz.Süleyman camiinin kapısında turistlere hitaben yazılan yazıda Prrophet Salamon ibaresi vardı.Yani burada iki Süleyman(sahabe mezarı ve peygamber makamı) bulunabilir.
Bu mekanın bir hükümdar mekanı olması doğaldır.Zira.Süleyman peygamber bir hükümdardı.'Müslüman ordusu gelmeden önceki tarihlerde Amid'te iki kardeş hüküm sürmekteydiler.Pıtrıs adındaki kardeş sur içinden,Yuhanna adındaki kardeş ise İç kalede (Hz.Süleyman Camii'nin bulunduğu yerde) oturuyordu.(Yahya Erikli:Diyarbakır'ın Sahabe fatihleri s:13)

Bu noktada halkın fikrine de bakmak gerekir.Mualla Çelik Lisans tezinde Hz.Süleyman türbesine gelenlere buradaki kişi kim diye sorduğunda %50 sahabe Süleyman,%50 peygamber Süleyman cevabını almıştır
(Mualla Çelik:Hz.Süleyman Camii ve etrafında Oluşan Halk inançları.Lisans tezi.Diyarbakır.2005.s:25, 29,32)

Burada Süleyman peygamber yaşamışssa onun neslinden kimseleri görmek gerekir.Diyarbakır'ın fethinden sonra İyaz halkı meydana toplamıştı.'Hristiyan büyüklerinin bu konuşmalarından sonra,Amid Yahudilerinin önde gelenlerinden biri olduğunu ve Hz.Davud peygamber'in (S)soyundan geldiğini ifade eden Huneyna oğlu Mişa adında bir Yahudi bir din adamı,İyaz'ın huzuruna çıkarah Hz.Davud(s),Hz İbrahim(s) ve Hz.Musa(S) peygamberler gönderilen bazı ayetleri okudu.Şehir sakinlerini bağışlamayı önceden düşünmüş olan İyaz,yahudi din adamını dinledikten sonra ona cevap olarak 'Allah affedicidir,bağışlamayı sever.Biz de şehirdeki herkesi affettik 'der.Bunun üzerine şehir halkı da:'Madem ki bizi affettin biz de senin dinine giriyoruz'diyerek,çoğu İslam dinini kabul etti

(El-Vakidi:Fütuhu’l Cezire,186-187 –Abdurrahman Acar:Amid(Diyarbakır)Şehri nin fethi.D.Ü.İlahiyat Fak Derg.1999.c:1 s:202
Görüldüğü üzere Diyarbakır'da Hz. Davud veya Süleyman peygamber neslinden gelmiş insanların varlığı da Süleyman peygamberin burada bulunma ihtimali olabileceğine bir emaredir.

Diyarbakır Eğil ilçesini Süleyman peygamberin katibi Nebi Harun-u Asefi’nin alması,gerek Diyarbakırda ve gerekse Zeugma’da Belkıs isimlerinin varlığı,yani Sebe melikesi Belkıstan etkilenmenin olması ve Zeugma eserlerinin ve Diyarbakır ulu cami başlıklarının Süleyman peygamberin son mekanı Suriye Palmira’daki eserlerle benzerliği,Diyarbakırda halkın yarısının Diyarbakırda Süleyman peygamber,yarısının da sahabe Süleyman’dan bahsetmesi(ikisi de doğrudur),Hz.Süleyman denen mevkinin daha önce hükümdarlık mekanı oluşu(Yuhanna ve Pitris ismli hükümdarlar İslam fethinde orada ikamet ediyordu).Süleyman peygamber’in makamı olduğunu düşündürmektedir.
Diyarbakır Ulu camide doğu bölümündeki iki katlı yapının alt kat soldan üçüncü başlık Suriye’deki Palmyra’daki sütunlu caddeyi hatırlatmaktadır.(M.Fatih Azamlı.Diyarbakır ulu camiinde bezeme.D.Ü.Arkeoloji lisans tezi.2000.s:8)
Vakidi tarihinde Diyarbakır’ın fethi esnasında İyaz’ın melike Dara’ya yazdığı mektup bir adresi çağrıştırıyor.’Senin kalen Tedmür’de(Palmyra)ki Davudoğlu Süleyman’ın yaptırdığı kaleden daha güçlü değildir.Biz onu fetheddik,senin kaleni de alacağız.Teslim ol’.Burada Süleyman Peygamberin ikametgahı olarak Palmyra’yı görüyoruz.Palmyra esintilerinin Diyarbakır’da olması Süleyman Peygamberin Diyarbakır’da izlerini gösteriyor.
Antik Dönem Suriye sanatı karakterli malzeme dikkat çekmektedir (Semra Ögel, Anadolu Selçukluları’nın Taş Tezyinatı, Ankara 1987: 125.)

Sebe süresi 12. ayet.Hz.Süleyman’la ilgili olarak’Erimiş bakır madenini ona sel gibi akııttık’buyrulmaktadır.Or tadoğu ve Anadolu coğrafyasında bakır madeninin en fazla olduğu yer Diyarbakır-Ergani ilçesidir.Bu da olayın diğer bir ipucudur.



2.Hz.Süleyman’ın Seba melikesi Belkıs’la diyaloğu olduğu tefsir ve tarihlerde geçmektedir.Mekanın Yemen olduğu ifade edilir.Bu noktada polemiğe girme ve iddiada bulunma niyetimiz yoktur.Yalnız İçkale’de Melike Belkıs’ın sarayı olduğu halkça ifade edilir.Ayrıca Çermik kazasında hamama girdiği için Çermikte her yıl Belkıs festivalleri düzenlendiğini de biliyoruz.Sebe melikesi Belkıs Yemendedir.Bu bölgede Belkıs ismi ise Hz.Süleyman'ın bölgeyi derin etkilemesidir.Benzer durumu Nizip'te Zeugma(Belkıs)ta da gösterir.
Suriye'deki Palmyra (Tedmür) Hz.Süleymen'ın son mekanlarındandır
'Zeugma, Palmyra etkisi ile mezar heykeltraşlığı sanatında da ilerleyerek kendine özgü tipler ortaya koymuştur.'(GT0)Diyarbakır ulu camiindeki balık ta Palmyra etkisindedrir
Diyarbakır salnamalerinde Diyarbakır Eğil’de Nebi Harut’un yattığı ifade edilir.Bakara süresinde Hz.Süleyman devrinde büyü ile ilgili Harut ve Marut isimli kişilerden bahsedilir.Kimi tefsir bunlar melektir,kimi ise insan demektedir.İnsan olduğunu ve nebi olduğunu Harun-u Asefi ile beraber Eğilde olduğunu düşünecek olursak Süleyman peygamberin izleri buraya yansımaktadır.



Hz.Süleyman ()as) buyruğunu veziri Berhiya oğlu Asafa verirdi.Vezir Asaf’ın emrinde binlerce beyler vardı ve her biri de binlerce kişiye hükmetmekteydiler
Abdullah Aydın.Peygamberler Tarihi.Mehdi yay..s.270

Belkısın tahtını getiren de bu kişidir.
(Prof.Dr.İsmail Yiğit.Peygamberler tarihi.Kayıhan yay.İst.2005.529)
Bugün Eğil ilçesi Hz:Asaf’ı unutmamakta ve evlatlarına Asaf ismini vermektedir.Örneğin önemli bir sima olan Asaf Gördük bunlardan birisidir.Eğildeki Harun-u Asefi,Hz.Süleyman’ın veziridir.

Diyarbakır’da Hz.Süleymanla ilgili dolaylı veriler vardır
Hz.Süleyman’ın kuşlardan istifade etmesi(Neml-15-16)
‘Ve Süleyman’ın cenk arabaları için kırk bin ahır bölüğünde atları vardı ve oniki bin atlısı vardı(1.Krallar.Bab4/26)Ha run Yahya.Hazreti Süleyman.3.Baskı.İst.2004.s.22,23,.172

Diyarbakır’da at ve güvercin kültürünün tarihçesi kitabımızda geniş olarak başlıklar halinde ele alındı.Bu iki kültürün Hz.Süleyman’a giden bir uzantısı kuvvetle muhtemeldir



Sebe süresi-12.ayette’ Erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık’ kullanılması ile Hz.Süleyman döneminde elektrik kullanılan elektrik yüksek bir teknolojinin varlığına da işaret ediliyor olabilir.Bilindiği gibi bakır,elektriği ve ısıyı en iyi ileten metallerden biridir vebu yönüyle elektrik sanayinin temelini oluşturmaktadır.Dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik sanayinde kullanılmaktadır.
Ayette geçen ‘aynel kıtri’ ifadesi bazı tefsircilerce petrol olarak yorumlanmakta,Hz.Süleymanı n petrolü kullanmış olabileceği belirtilmektedir.
Harun Yahya.Hazreti Süleyman.3.Baskı.İst.2004.s.40

Yukarıda belirtilen bakır Diyarbakır’da Ergani ve Kulpta üretilmekte;petrol ise Diyarbakır’da Eğil girişinde Kalkan bölgesi ,Terkan ve Kocaköy’de çıkarılmaktadır.



Hz. Süleyman’a Verilen “Aynü’l-Kıtr”: Sebe’ sûresinin 12. âyetinde Allah. “aynü’l-kıtr’ı ona sel gibi akıttık” buyurur. Bütün müfessirler bunun “erimiş bakır madeni” olduğunda müttefiktirler. (Bu âyette geçen “aynü’l-kıtr”ın petrol olduğunu iddia edenler varsa da bu, hiçbir delile dayanmayan hayali bir görüştür.) Bu sâyede Hz. Süleyman kendisine lâzım olan binaları, âlet ve edevâtı, muhtemelen ordusunun techizatını kolaylıkla yapmaya ve temin etmeye muvaffak olmuştur. Bakır madeni bir mûcize olarak Hz. Süleyman’a cidden bir pınar gibi mi akıtıldı, yoksa bu, Süleyman (a.s.)’ın ilim ve fen yardımıyla bakırı eritmesinden kinâye midir? Bu soru da zihinleri meşgul etmiştir. Bu iki ayrı görüşü savunan iki büyük müfessiri örnek olarak verebiliriz: Fahreddin Râzi, bu işi mûcize olarak düşünmeyenleri kınar ve bunları inanç zayıflığı ve Allah’ın kudretine itimatsızlıkla itham eder. Elmalılı ise, bakırın ilim ve sanatla akıtılmış olmasını peygamberlik makamı için daha mühim görür (Elmalılı, Eser Y. VI/3951).

İngiliz ilim Adamları "Tarring L.H. ve H.C. Cordero", "In A. Metal Merchant's Of fice" adlı eserlerinde insanoğlunun bakırı ilk kez M.Ö. 7000-8000 yılları arasında Fırat- Dicle vadileri arasında bulduğunu yazıyorlar.

Sitede Diyarbakır kültür kısmında ‘Güvercin kültürü’ ve Doğa şehri Diyarbakır kısmında ‘Kuş cenneti Diyarbakır’ bölümünde Diyarbakır kuşçuluğun önemi ve şehre spesifik güvercin türlerinin yetiştirildiği detaylı şekilde anlatılır
Süleyman "peygamber'in", kus dili ile Kuslara hitap etmesinin, ve Hüdhüd (Çavus kusu) ile Sebe melikesine haber iletmesinin hikayesini: (K. 27 Neml, 15-44; Tevrat/ I Kirallar, Bap 10: 1-10)aklımıza getirelim
Spekülasyon yapacak olursak Diyarbakır’daki güvercin ve kuş kültürü o dönemlerden kalmış olabilir mi



Süleyman peygamberin izlerini Dağkapı burcunda bulmak mümkün
Kente egemen olmuş tüm devletlerin armaları Dağ Kapı’dadır.
Kapının sağında ve solundaki burçlarda, Bizans, Selçuklu, Arap ve Osmanlı kitabeleri yanında, çok sayıda hayvan, bitki, kartal, çiçek, güneş ve yıldız kabartmaları ile Arami’lerin güneş sembolü iken, bir zamanlar Nazi Almanya’sının lideri Hitler tarafından sembol olarak seçilmiş, Sanskrit’lerin “mutluluğun sembolü” olarak kullandıkları Gamalı Haç’a kadar çok çeşitli armalar, kabartmalar vardır...
Gamalı haçın çeşitli şekillerinin yer aldığı Dağkapı’daki batı burcunun ana yola bakan bölümünde, yerden itibaren 6’ncı sırada bir adı da “Mühr-ü Süleyman” olan, İsrail Bayrağı’ndaki Yahudilerin kutsal sembolü ALTI KÖŞELİ YILDIZ kabartmaları da var.
Efsaneye göre; Hazret-i Süleyman, parmağında köşelerinde Musa, Harun, Yakub, Davud, İshak ve İbrahim peygamberlerin isimlerinin yazılı olduğu altı köşeli yıldızlı kutsal bir yüzük taşır ve bu yüzük sayesinde bütün hayvanlara hükmeder, onlarla konuşurdu...
Bu sembol asırlardan beri Diyarbakır surlarında Gamalı Haç’ın yanındadır.
Mehmet Mercan. Diyarbakır Kapılarıdiyarbakir@yahoogr oups.com



Süleyman peygamberin Diyarbakır’da izleri
Dağkapı'daki batı burcunun ana yola bakan bölümünde, yerden itibaren 6'ncı sırada bir adı da "Mühr-ü Süleyman" olan, İsrail Bayrağı'ndaki Yahudilerin kutsal sembolü ALTI KÖŞELİ YILDIZ kabartmaları da var. Efsaneye göre; Hazret-i Süleyman, parmağında köşelerinde Musa, Harun, Yakub, Davud, İshak ve İbrahim peygamberlerin isimlerinin yazılı olduğu altı köşeli yıldızlı kutsal bir yüzük vardır ve bu yüzük sayesinde bütün hayvanlara hükmetmekte, onlarla yine bu yüzük sayesinde konuşabilmektedir... İşte bu yüzükteki 6 köşeli yıldız asırlardanberi Yahudilerin kutsal sembolüdür. Ve asırlardanberi Gamalı Haç'ın yanında Diyarbakır surlarındadır.(M.Mercan.Ki tabeler müzesi)






Bu öyle bir yüzüktür ki sayılı kişi ve meleklerin bildiği Tanrı'nın gizli ismini (İsmi Azam duası) saklar. Tanrının bilinmeyen adı yaratma ve hükmetme özellikleri içerir. Elbette bu tür bir efsane güç düşkünü insanların başını döndürmeye yeter de artar bile. Kimi bilgilere göre Adem'in taşıdığı bir yüzüktür (kaynak Netpano)
Mühr-î Süleyman






Hazineleri dillere destan olan 3 semavi dinde de ismi haşmetle birlikte anılan biridir Süleyman / Hz. Süleyman / King Soloman / Peygamber Süleyman. Ona bu özelliği veren dünyasal ve ilahi güçlere hakim bir yönetici olduğu düşüncesidir. Asıl olarak Peygamber / Kral Davud'un oğludur. Hem Tevratta hem Kuran-ı Kerim de hikayeleri ve hayatıyla saltanatı anlatılır.


" Terim aslen Mühr-i Süleyman'dır. Ancak Türkçe'deki ses uyumuna göre dile geçerken değişmiştir. Diğer bir deyişi de Hatem-i Süleyman'dır. İngilizce 'Seal of David', 'Star of David', 'Davis's Sheald' 'Magen David' isimleriyle anılır. Çünkü Batı dünyasında bildiğimiz çift üçgenin kesişimi olan Mühr-ü Süleyman aslında 5 kollu bir yıldızdır. 6 kollu yıldız babası olan Davud peygamberin kullandığı semboldür."

Prof. Dr. Nusret Çam / Ankara İlahiyat Fakültesi





Süleyman peygamberin yüzüğündeki mührü temsil eden ve bugünkü
İsrail bayrağının sembolü olan yıldızın olduğu Dağkapı suru


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5107
favori
like
share