Geleneksel kültürümüzde Ramazan'a "11 ayın sultanı" denmiştir. İradi bir mahrumiyet ve meşakkat ayı olmasına rağmen Ramazan ayına "sultan" denmesinin sebebi, Müslümanların hayatında orucun taşıdığı büyük ehemmiyettir. Ramazan'ın bir başka özelliği "bin geceden hayırlı Kadir Gecesİ'nin bu ayda olması ve Kur'an-ın yine bu ayda indirilmeye başlanmasıdır.


Hızlı tempoya dayanan, araç bolluğu içinde hiçbir anlam ve amaca işaret etmeyen modern hayatın insana empoze ettiği kapalı sistem içinde Ramazan ayının manevi iklimini idrak etmek büyük bir ruhsal ve varoluşsal mücahedeyi gerektirir. Oruç bizi içi kapalı bir sistemin can sıkıcı zindanından ucu açık müteal/aşkın bir alemin ebediyetine taşır.

Oruç, nefsin ve dolayısıyla onun üzerinden bizimle uğraşmaya azmetmiş Şeytan'ın zincire vurulduğu bir aydır. Eğer oruç yanında affedici, fedakar, cömert, sakin olamıyorsak, kin ve düşmanlık gibi hastalıkları içimizden atamıyorsak Ramazan'ın hikmetlerinden habersiz kalmışız demektir. Oruç derin manevi ve bedeni bir mücahededir. Sadece yiyen-içen, uyuyan, dışkı atan ve çiftleşen insanlar, bu mücahedenin hakiki anlamını bilemez, sabahtan akşama kadar aç ve susuz kalmayı gereksiz bir eziyet sayarlar. Bazı insanlara balın tadını istediğiniz kadar anlatın, onu tatmadıkça bal hakkında ne bilgi, ne marifet, ne de zevk sahibi olurlar.

Sanki Allah, dünyevi tarafı ağır basan meşguliyetlerimizin senede bir ay beklemeye alınmasını murat etmektedir. Hele kapitalist üretim ve tüketim süreçlerinin hayatımızın her anını işgal etmeye çalıştığı böyle bir dünyada bu daha da önemli olmaktadır. Habib Burgiba gibi bir bahtsız, üretim performansını düşürüyor diye Tunus'ta orucun kaldırılmasını istemiş, bunu da modern çağda dinde reform'a somut bir adım olarak göstermeye yeltenmişti. Bu reform propagandasının resmi ağızlardan ve emredici yollarla empoze edildiği zamanlarda bile, en ağır işlerde çalışan Müslümanlar oruçlarını bozmadılar.

Tabii ki hayatı tatil etmek gerekmez. Ama kanaatimce Ramazan boyunca ağırlık verilmesi gereken temel faaliyet ibadet ve ilim öğrenmek ekseninde yürütülmelidir. Mesela her Müslüman hiç değilse bir kere Kur'an-ı Kerim-i baştan sona okumalı, anlamı üzerinde düşünmelidir. Kur'an'ı yüzünden okuma imkanına sahip olmayanlar ya bilenlerin eşliğinde bir okuma programına katılmalı veya güvenilir bir meali okumalıdır. Kur'an'ı, bir tefsiri takip ederek okumak çok daha faydalıdır. Kur'an'la ilgili Türkçede çok iyi kitaplar yayınlanıyor. En son Hicri 150'de vefat eden Mukatil b. Süleyman'ın "El-Eşbah ve'n-Nezair -Kur'an Terimleri Sözlüğü-" (İşaret Y.) adlı değerli kitabı yayınlandı. Terimlerin ayetlerde hangi anlamlarda kullanıldığını örneklerle anlatan önemli bir çalışmadır bu.

Beğeniler: 2
Favoriler: 0
İzlenmeler: 726
favori
like
share
by_ufuk Tarih: 10.03.2006 03:21
[COLOR=burlywood]Paylaşımın için çok sağol,ellerine sağlık.Bu güzel bilgiler için tekrar sağol.
Allah (c.c) razı olsun.
SU-PERISI Tarih: 05.11.2005 00:28
emeğine kalbine sağlık kardeş
HawK Tarih: 31.10.2005 03:06
Dervish kardeşim emeğine sağlık


Ben Kuran okumasını bilmiyorum meallerde de herkes ayrı bir anlam katıyor bu tavsiye edilen kitabı piyasada bulabilir miyiz bir bilgin var mı ?