Aslında her yaşta insanın rahatsız olduğu bir durumdur çekingenlik. Düşüncesini tam zamanında söyleyememek,tam zamanında istediğini yapamamak gibi durumlardır bunlar. Fakat öyle bir hal alır ki durum sadece bazen değil sıklaşmaya ve genelleşmeye başlar.İşte çekingenliğin tanımlanması için ilk şartımız genel ve süreklilik arz etmesidir. Yani çoğu zaman ve çoğu yerde bir ,kaçınma, ifade edememe,kendini geri çekme, toplumsal tepkiden korkma, herkesin kendisini izlediğini süzdüğünü sanma ve eleştirileceğini aşağılanacağını düşünme ve buna bağlı olarak sosyal kopmanın yaşanması bir çekingenlik göstergesidir.
Çekingenliğin analizinde temel olan ,eleştirilmeme ve yanlış yapmama, izlenimini veya karizmasını çizdirmeden devam ettirmektir.
Çekingenliğin genetik nedenleri de bulunmuş olsa da değişmeyecek demek değildir. Durgun, içe kapanık olmak, sessiz olmak,kendini ifade edememek ,sosyalleşme ve çeşitli uygulamalar ile aşılıp düzelebilir.
· ya söylediğimi beğenmezlerse,ya küçük düşersem, ya dalga geçilirsem, ya başarısız olursam, ya tartışma çıkarsa,ya bağırırsa
· en iyisi susayım
· Söylerken –yaparken rezil olabilirim en iyisi bir köşede durayım.
· Davet etmeden-ısrar etmeden konuşmamalıyım-katılmamalıyım.
KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ :
*pasif ve iletişim açısından kapalıdırlar.
*özgüveni düşük olup kendinin gerçek değeri ve potansiyeli hakkında bilgi sahibi değillerdir.
* yetersizlik ve eksiklik duygu ve düşünceleri taşırlar. Gerçek olanı değil, kendini inandırdıkları bir kendilik değerleri vardır.
*ilişkisel bağımlılığa yatkındırlar.
*eleştirilmeye ve red edilmeye karşı aşırı hassas olup “hakkımda ne düşünürler” sorusunu hep ceplerinde taşırlar.
*sosyal anlamda parmak sayısı kadar Samimi arkadaşları vardır. Kendisini koşulsuz kabul eden eleştirmeden akıl vermeden kabul eden insanlara yakınlıkları fazladır.
*Davetlere veya partilere yalnız gitmek istemezler. Mutlaka önderlik yapacak biri ile sosyal gruplara girerler.
*kendileri hakkında( bedensel, statüsel, şekilsel,ve diğer açılardan ) olumsuz ve beğenilmeyeceğini düşündüğü özellikleri taşıdıklarını sanırlar.
*kendisinden üstün sandığı kişilere karşı pasif ve eziklik duygusu hissederler.
*yeni ortamlarda:
- sıcak basması,sesin çatallaşması, titreme, konuşmaktan kaçma,mide ağısı/bulantısı,baş ağrısı,bayılacak gibi olma gibi semptomlar ve konversif tepkiler gösterirler
*sosyal açıdan, rahat olmadıkları ortamlarda,: kollar kapalı, bardağı sıkıca tutmak, sigara
İçmek,rahatlamak için içki içmek, sabit ve gergin bir pozisyonda durmak gibi göstergeleri vardır.
-çekingen kişi , kendini yetersiz ve eleştirilmeye açık olarak görür. Tanımadıkları tüm insanların kendisi hakkında kötü düşüneceği fikri vardır. Aslında çekingen insanların temel sorunu bedensel veya statüsel/sosyal değil tamamen düşünseldir. Bu nedenle üzerinde çalışılması gereken temel nokta düşüncelerin test edilmesi ve tedavi edilmesidir. Her ne kadar ilaç tedavisi önerilse de ilaçların etkisinin geçmesi ile düşüncelerin tekrar ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bu nedenle düşüncelerin bilişsel-davranışsal terapistler ile beraber tedavi edilmesi gerekir.
Çekingen bireyler, hem mükemmeliyetçi olmak hem de eleştirilmekten korkmak gibi özellikleri barındırırlar.

SOSYAL HAYAT VE ÇEKİNGENLİK
Çekingen bireylerin sosyal hayatları sosyalfobik tepkiler ile benzerdir. Akıllı çocuk, uslu çocuk, efendi,etliye-sütlüye karışmaz gibi yorumların muhatapları çekingenlerdir. Aslında çekingenlerin yetiştirilmesi esnasında da aile uslu çocuk= iyi çocuk ilişkisini yaşatmışsa ,çocuk kabul görmek ve onay almak için hep uslu çocuk modelini oynar. Sonradan çekingenliğin temelini attığını bilemez. Eskiden uslu çocuklar hit iken şimdi kendini ifade eden, düşünce ve duygularını anlatabilen çocuklar ve bireyler gözdedir.
Ailelerin çocukları , “benim oğlum pırlanta gibi, çok terbiyeli, gereksiz konuşmaz, büyüklerinin yanında konuşmaz,efendidir” gibi söylemleri çocukların belli kalıbın dışına çıkmasına engel olup kendini ifade etmelerini engellemektedir.
Toplumumuzda ağırlıklı olarak tek çocuklu aileler, en büyük çocuk, evin tek erkek veya tek kızı gibi durumlarda bu tip çocuklardan mükemmel çocuk olma beklentileri çocukların istedikleri gibi yaşamalarını engellemekte,özgüven ve kişilik gelişiminin dışarıya bağlı olarak şekillenmesine neden olmaktadır.
Özellikle Anadolu da “desinlerci” aile tipleri için önemli olan başkasının ne dediğidir. Yani “desinler Ahmet in oğlu çok efendi,Mehmet in kızı çok uslu vs gibi” sosyal beklentilere uygun yetiştirmeler çocukların yaşadıkları topluma uyumunu zorlaştırırken aynı zamanda gizliden gizliye de öfke beslemesine neden olurlar.
Çekingen bireyin sosyallik düzeyi düşüktür. Çok fazla sosyal çevresi ve sosyal ortamları yoktur.hep birilerinin ısrarı ve zorlaması ile bir şeylere dahil olurlar. Plan yapmak istemezler. Hazırcı olup sorumluluktan kaçarlar. Yerine getiremem düşüncesi nedeniyle “sorumluluk getirecek olan: evlilik, ciddi ilişki, borç, söz vermek, davet düzenlemek, organize etmek,plan yapmak gibi görevlerden kaçarlar.
Evli olan çekingenlerde : yıllarca olaylara ve evliliğindeki olumsuzluklara ses çıkaramamanın verdiği suçluluk ve pişmanlığın yarattığı depresyonları çok sık görmekteyiz. Kendini ifade etmesi ve derdini-duygularını anlatması ancak evliliğin 10. yılını geçmesi ile mümkün. Genelde evli bayanlarda bu fazla görülmektedir. Depresyonun temel iki nedeni olan suçluluk ve pişmanlık duygusunu çekingen evliler çok fazla yaşamaktadır. Ya ve evlilik yılı ilerledikçe ,eşi ve evliği değişime uğramadığı halde eşini suçlamalar, haksızlığa uğradığı düşüncesi,ezildiği ,kullanıldığı düşüncesi neticesiyle evlilik sarsıntılar geçirir. Aslında bu bir sorgulama sürecidir. Kişi ,biraz özgüven kazanıp bilinç altına atıp bastırdığı bir şeyleri tekrar ele alıp sorgular. Fakat yeri ve zamanında verilmeyen tepkilerin sonrasında ancak pişmanlık/suçluluk yaşarız. “ o zaman gözüm kördü, korkuyordum, değişir diye bekledim” gibi sözler çok rastladığımız sözlerdir.

DUYGUSAL HAYAT VE ÇEKİNGENLİK
Duygularını ifade etmek istiyor ve anlaşılmak istiyorsan önce kendini nasıl ifade edeceğini bilmelisin
Çekingenlerin en büyük sorunu “İLETİŞİM VE KENDİNİ İFADE EDEMEMEKTİR” nasıl ifade edeceklerini belki defalarca çevreden, arkadaşlardan,uzmanlardan öğrenmişlerdir. Ama temel sorun bunu yapabilecek gücü bulabilmektir. Bilmek çözmek değildir. Kişinin nasıl iletişim kuracağını bilmesinin yanında içindeki o düşünceleri ( eleştirilmemeliyim, kabul edilmeliyim,red edilmemeliyim) de anlamlandırması ve tedavi etmesi gerekir.
Çekingenliğin duygusal boyutunda, kişi hissettiklerini net veya doğru ifade edemez.Neden Red edilme ve rezil olma-küçük düşme kaygısı. Aslında belki başında hiç rededilme geçmemiş de olabilir.fakat “ya olursa” düşüncesi ile içe kapanıp duyguları içinde yaşayabilir,ifade etmesi de yılar alır. Duygular derken sadece ,aşk sevgi,ilgi değil, öfke,kızgınlık,kabul etme, etmeme, itiraz etme gibi tüm duyguları sayabiliriz.

İLİŞKİLERDE ÇEKİNGENLER
Eğer çekingen bir sevgiliniz varsa yandınız. Ona çok güven vermeniz,normal birine göre daha çok destek olmanız gerekir. Çekingen sevgililerin en büyük sorunu güvenmek ve inanmaktır. Çekingen kişiyi, çıkmaya veya evliliğe ikna etmek diğer kişilere göre on kat daha zordur.emin olamamak,doğru insan mı , evliliğe hazır mıyım, yaşım küçük mü, biraz daha mı flört süresini uzatsam gibi sorulara çok sık karşılaşırız. Aslında çekingen sevgilinin sevgilisi mükemmel olsa da hep bir emin olamama durumu söz konusudur. Temel sorun çekingen sevgilinin kendine olan güvensizliğidir. Özgüveni düşük olanların bildiğiniz gibi kararsızlıkları fazladır. Çünkü sorumluluğu kaldırabileceğine dair kendine yeterince güvenememektedir.
Çekinen bireyler, ilişkilerde en çok terk edilme, sözel-fiziksel şiddete uğrama, ummadığı anda yalnız kalma gibi sorunları yaşayabilirler.
Çekingen bireyler, ilişki sağlam yapıya (söz ,nişan,düğün vs) ilişkileri oturduktan sonra partnerine bağımlı olurlar. Çekingen kişiler, partnerlerinden çok şey beklerler. Yani onlar sevgililerinin, hem annesi, hem babası,arkadaşı,dostu vs. her şeyi olmasını ister. Zaten sosyal anlamda yetersiz ilişki yaşayan çekingenler, bu açıdan partnerlerini seçerken bu beklentilerini gözden geçirmelidirler.



ÖNERİLER
Çekingen birey ,her şeyden önce çekingen olduğunu, nerede nasıl bir tutum sergilediğini,nasıl bir düşünsel yapıya sahip olduğunu bilmelidir. Yani kişi kendisini tanımalıdır.
Genetik temelleri olsa da değişimin mümkün olduğunu kabul etmeliyiz.
“ben çekingenim” diyerek pes etmemek ve kabuğumuza çekilmemeliyiz.çekingenlik,kişinin kaderi değildir.
Sosyalfobinin de tüm semptomlarını gösteren çekingenlikte, önemli olan insanların sizi hakkınızda ne düşündüğünüzü değil, sizin böyle bir durumda neler yaptığınızı tespit etmeniz daha faydalıdır.
Siz insanlar ile iletişimdeyken neler yaptığınızı fark ederseniz, onları çözmekten yola çıkabilirsiniz. Mesela öncelikle bedensel tepkileri düzenlemekten başlayabiliriz. Gerginlik,gerilme,nefes alamama,titreme,mide bulantısı gibi tepkileri yok ederek başlayabiliriz.
Doğru nefes almak : 3 parça halinde burundan nefes alıp, içimizde 3 saniye tutup sonra 3 parça halinde ağızdan veriyoruz. Bedensel tepkilerin azalması ve gevşeme için güzel bir yöntemdir
Topluluk karşısına çıkarken: buradaki herkes benim gibi… kimse benden üstün değil. Üstün olmak, insanın kendini geliştirmesi ile mümkündür.
Benim sorunum , kendimi yanlış yorumlamam ile alakalıdır. Kendimi,potansiyelimi,gücümü doğru yorumlamayıp, kendime haksızlık yapmamalıyım.
İnsanlar ile iletişim kurarken ısrarla gözlerine bakmalıyım. Gözlerimi kaçırırsam cesaretimi kazanmam zorlaşır.
İnsanların onayı olmadan yaşamayı kendimize kabul ettirmeliyiz.
Önemli olan bizim beğenmemiz ve bizim mutlu olmamızdır. Başkası onaylamıyor ise o bununla mutlu olmayabilir. Ama bu sizin de mutlu olmayacağınız anlamına gelmez

Mağazaya girerken, almasam bile satış elemanından kazağı, gömleği isteyip denemeliyim. Almayacaksam denememeliyim.zahmet olmasın. Düşüncesi benim çekingenliği yenmemi engeller. Mağazaya girip,egzersiz yapmalıyım. 1 hafta boyunca mağazalarda kıyafet deneyip almadan çıkmalıyım.
Aynanın karşısında sesli olarak denemeler yapmalıyım. Kalabalığa karşı veya önemli bir konuşma öncesi ayna karşısında denemeler yapıp aynadan kendimi izlemeliyim.
Duygularımı ifade ederken, “neden çekiniyorum” konuşursam başıma gelecek en kötü şey nedir” sorularını kendime sorarak konuşabilirim.
İnsanlar ile ilgili yorum yaparken ve analiz ederken, duygularımdan yola çıkmamalıyım. Duygular ve hisler teşhis için kanıt değildir.
İnsanlar ile ilişkilerimde, kendimi tanıtma şeklini oluşturmalıyım. “kendimi nasıl tanıtmalıyım,nelerden bahsetmeliyim.”
Bedenim ve şeklim ile ilgili kaygılarımı gözden geçirmeliyim. Kendim hakkımdaki yorumlarımda kanıtım var mı “benimle aynı özelliklere sahip olan herkes benim gibi mi düşünüyor düşünmüyor ise o halde ben yanlış düşünüyorum
İnsanlardan değer görmem için ,öncelikle benim kendime değer atfetmem ve kendimi değerli görmem lazım
Kendi değerimi ,başkalarının yorumlarıyla ölçersem , onlara hep yaranmak ve onları hep mutlu etmek zorunda kalırım.
Aslında çekingenlerin en büyük sorunu, “hayır diyebilme” sorunudur. O halde istemediğim şeylere karşı ne kadar çok karşı koyarsam çekingen havuzumdan 1 litre su daha azalmış olur.
Çekingen olanlar değersiz olanlar değildir. İnsanların beklentileri için kendilerinden ödün verdikleri için kendilerini değersizleştirdiklerini düşünürler.
Kimse kimseyi kullanmaz . sizin izniniz olmadan biri sizi kullanırsa , bu kullanmak değil, kandırılmaktır. Bu durumlarda genelde en zeki kişi bile bunu yaşar.
SERHAT YABANCI
PSİKOLOJİK DANIŞMAN & ÇOCUK-AİLE DANIŞMANI
_____________________________________________________________________

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2378
favori
like
share