Kalp tümörleri, kalpten kaynaklanan iyi ve kötü huylu veya kalp dışı kaynaklı tümörler olarak ikiye ayrılmaktadır. Kalp dışı kaynaklı olan tümörler yaklaşık 20 kat daha fazla görülmektedir.

Erişkinlerde en sık görülen iyi huylu kalp tümörü miksoma iken, anjiyosarkom ve rabdomiyosarkom en sık görülen kalpten kaynaklanan kötü huylu kalp tümörleridir. Kalpten kaynaklanan tümörlerin sıklığı, otopsi çalışmalarında % 0.0017 ile 0.19 arasında bildirilmektedir. Bu tümörlerin yaklaşık %75'i iyi huylu olup bunların da yaklaşık %50' sini miksoma'lar oluşturmaktadır.

Miksomalar erişkinlerde tüm iyi huylu tümörlerin %50'sini oluştururken çocukluk çağında görülmesi nadirdir (%15). Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Hayatın 30'lu ve 60'lı yaşları arasında en sık görülür ve büyük çoğunluğu (yaklaşık %94'ü) tektir. Miksomalı hastaların yaklaşık %5'lik bölümü ailesel geçiş gösterir. Ailesel geçiş gösteren hastalar genellikle genç yaştadır, kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür ve kalbin hem karıncığında hem de kulakcığında oluşma eğilimindedir. İyi huylu tümörler kalp odacıklarının herhangi birinden meydana gelebilir. En sık sol kulakçık (%75), daha sonra sırasıyla sağ kulakçık (%15-20), sol ve sağ karıncık arasında eşit oranda (%6-8) görülür. Bu tümörler genellikle kulakçıklar arası duvardan kaynaklanır, fakat kulakçık içinde herhangi bir yerden de kaynaklanabilir. Karıncık kaynaklı miksomalar sıklıkla kadın ve çocuklarda görülür.

Kalp tümörlerinin belirtileri nelerdir? Kan akımının engellenmesi akut yakınmaların en sık nedenini oluşturmaktadır. Fakat bu yakınmalar kalpte tutulan bölge (kulakçık veya karıncık) ve kitlenin büyüklüğü ile direk ilişkilidir. Sol kulakçıkta oluşan iyi huylu tümörler mitral kapak (sol kulakçık ile karıncık arasında) hastalığını taklit etmektedirler. Nefes darlığı ve kalp yetmezliği bulgularına yol açarlar. Bazı hastalarda mitral kapağın geçici olarak tıkanmasına bağlı olarak bayılma atakları meydana gelir. Sağ kulakçık tümörleri ise sağ kalp yetmezliği bulgularına yol açmaktadır (karaciğerde büyüme, karında sıvı birikmesi, bacaklarda şişlik). Tümör, triküspid kapak (sağ kulakçık ile karıncık arasında) hastalığını taklit edebilir. Hastalar ikinci sıklıkta sistemik embolizasyon (tümörden kopan küçük parçaların herhangi bir damarı tıkaması) bulguları göstermektedir. Bu durum, hastaların %30-40'ında meydana gelmektedir. Embolik atakların yaklaşık %50'si santral sinir sistemini tutmakta olup, geçici veya kalıcı hasarla (felç) ortaya çıkar. Hatta kalp damarlarına pıhtı atması sonucu kalp krizine de yol açabilmektedir. Hastalarda kilo kaybı ve ateş görülebilir ve bu bulgular bazı laboratuvar bulguları ile birliktelik gösterebilir. Fakat bu bulguların hiçbiri iyi huylu tümörü olan hastalara özel değildir. Enfeksiyon, nadir görülen bir bulgu olup kalp içi iltihabı (enfektif endokardit) kliniğini taklit eder.

Hastalığın tanısı nasıl konur?

1. Fizik muayene: Klinik değerlendirme sırasındaki bulgular tümörün büyüklüğüne, yerleşimine ve hareketli olup olmamasına bağlı olarak değişir. Sol kulakçık kaynaklı miksomalar mitral kapak darlığı dinleme bulgularını ve mitral kapak hastalığını taklit edebilir. Kalbin dinlenmesi sırasında üfürüm duyulabilir.

2. Akciğer grafisi: Kalp gölgesinde büyüme görülebilir.

3. EKG: Spesifik değildir. Hastaların %20'sinden daha azında atriyal fibrilasyon vardır. Kalp odacıklarında büyüme, kalp büyümesi ve ritim bozukluklarını göstermektedir. Ekokardiyografi: Ekokardiyografi, cerrahi tedavi için gerekli olan tüm bilgilerin (tümörün çapı, yerleşimi, hareketli olup olmadığı) elde edilmesine olanak sağlamaktadır.

4. Bilgisayarlı Tomografi / Manyetik Rezonans görüntüleme yöntemi: kalp veya kalp dışından kaynaklanan tümörlerin değerlendirilmesinde

Kalp tümörleri nasıl tedavi edilmektedir? Tümörlerin tedavisi cerrahidir. Tanı konulduktan sonra ameliyatı bir an önce yapmak gerekir. Ameliyat sırasında tümör, bağlı olduğu normal doku ile birlikte çıkarılır. Ameliyatı, klasik yöntem dışında özellikle bayan hastalarda meme altından küçük kesi ile yapmak mümkündür. Tekrarlama olasılığı son derece nadir olup ailesel özellik gösterenlerde bu oran nispeten daha yüksektir.

Kaynak: Op. Dr. ökçe Şirin
Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 611
favori
like
share