kışehir ili mimarileri

Kırşehir’in sert ve kurak iklimi sivil mimariyi de etkilemiştir. Yöredeki ağaçların azlığı da mimariye yansımıştır.

XII.-XIV.yüzyıllarda önemli bir konaklama merkezi olan Kırşehir’den Hamdullah Mustevli şöyle söz etmiştir: “Kırşehir iyi havalı, büyük kagir binalarla süslü, İlhanlı divanına senede 57 bin dinar sağlayan büyük bir şehir idi”. Hacı Bektaş Veli de; “…O zaman Kırşehir Ulu Şehir idi. 18 bin evi vardı. Burcu çevresi hisar idi” diyerek bu şehirden söz etmiştir.

Osmanlı döneminde şehir önemini yitirmiş, XIX.yüzyılda ise nüfusu azalmış, yalnızca küçük bir konaklama yeri olarak kalmıştır. I.Dünya Savaşı yıllarında ise kentin bu konumu değişmemiştir.

Kırşehir’de günümüze ulaşamayan kale ve çevresinde evler daha yoğunlaşmıştır. Kılıçözü Deresi boyunca kuzey-güney doğrultusunda sıralanan evler daha çok bağ ve bahçeler içerisinde yapılmıştır. Bununla beraber, sonraki dönemlerde göçler nedeniyle de şehirde sivil mimarinin geliştiğini söylemek çok güçtür. Evler daha çok tek katlı kerpiçten, düz toprak damlıdır. Bu evlerin ortasında sofalar ve çevresinde de odalar sıralanmıştır. Evleri aydınlatan pencereler daha çok güneşe yönelik, güney yönündedir. Çoğunlukla evlerin kuzey cephelerine pencere açılmamıştır.

Bahçeler içerisindeki evler daha çok yüksek avluların arkasındadır. Buradaki ahşap bir kapıdan avluya girilmektedir. Bu avlu yöresel say taşları ile kaplanmıştır. İşlemesi kolay olan bu taşlar çıkarıldıktan bir süre sonra sertleşmektedir. Avlularda ayrı bir bölüm halinde tandır, kuyu ve odunluğa yer verilmiştir. Burada çöp hamamı denilen çoğunlukla 1,5 m. çapında, daire planlı, duvarları yukarıya doğru daralan kubbeli yapılar bulunmaktadır. Bu yapıların duvarları çamurlu olup, çamura saman karıştırılmıştır. İçerisinde ocak bulunan bu yapıda kokulu bitkilerin atıldığı sular kaynatılırdı. Evin sıcak suyu da buradan sağlanırdı. Avludan soy taşı veya toprak döşeli sofaya geçilir ve günlük yaşantı tamamen burada geçerdi. Duvarlarında sekilerin, kilimlerin ve sedirlerin bulunduğu bu sofanın çevresinde odalar sıralanmaktadır. Oturma odalarının yanlarına mutfak veya kilerler yerleştirilmiştir. Odaların içerisinde gömme dolaplar, yüklükler ve ocaklar bulunuyordu. Evlerdeki odaların çoğunluğunun tabanı kurutulmuş ot döşeli olup topraktandı. Bunların üzerini bazen kilim, bazen de ahşap döşeme kaplardı. Üst örtü daha çok soğuğu ve nemi geçirmeyecek biçimde yapılmıştır. Kavak ağacından kirişlerin üzerine hasır serilir, üzeri de kavak veya diğer dallarla karıştırılmış toprakla örtülürdü.

Mutfaklar daha çok duvara gömülü ocaklar halinde olup, yanındaki kilerde de çeşitli ürünler saklanırdı.

Şehir içerisinde mimari değeri olan iki veya üç katlı konaklar da bulunmaktadır. Bunların çoğu ahşap ve kağir olup, üzerleri beşik çatılı kiremit örtülüdürler. Evlerin ara katları ahşap silmelerle belirtilmiştir. Dışa açılan pencereler kafesli, ikişer veya dörder pencereden meydana gelirdi. Ayrıca sokak yönüne bakan çıkmalar ve parmaklıklı balkonlara da bu evlerde yer verilmiştir.

Kırşehir’de günümüze gelen evlerin başında Sait ve Mustafa Beyler Konağı, Celal Efendi Konağı, Hacı Bey Konağı, Taş Konak, Baktıroğlu Konağı ve Mühsiroğlu Rasim Konağı (Şeyh Hüseyin Konağı) gelmektedir. Bu evlerin en önemli özellikleri de duvarlarında ve tavanlarındaki yağlıboya manzara resimleridir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 436
favori
like
share