Evlilikte Erkekte Aranacak Vasıflar nelerdir

Evlilikte Erkekte Aranacak Vasıflar

1 - Erkeğin dindar olması:

Bir müslüman kadının, evlenecek erkeğinden araması gereken ilk şart budur. Nitekim müslüman erkek de eşinde bu vasfı arayacaktır.

2 - Erkeğin fâsık olmaması:

Fâsık, haramları açıktan işlemeye devam eden kimsedir. Bir müslüman kızı, böyle biriyle evlenirse mutlu olamaz. Haramdan korunan, güzel huylu erkeği bulup onunla evlenmeye çalışmalıdır.

Bunlardan başka daha muhtelif güzel hususiyetler de aranabilir. Ama önce dindarlık ve huy güzelliğine bakılmalıdır. Bunlar olmayınca, müslüman kızı için diğerleri fazla kıymet ifâde etmez. Peygamber Efendimizin bu husustaki tavsiyesi şöyledir:

“Dinini ve huyunu beğendiğiniz biri size (kız istemeye) gelince, onu evlendiriniz. Eğer yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve fesad çıkar“ (el-Câmiu‘1-Kebîr (Tirmlzî), 2/381 (K. en-Nikâh, 3/1085); el-Beyhakî: es-Sünenü‘l-Kübrâ, Beyrut-1994, 7/132. (K. en-Nikâh, Hd. 13481).).

* * *

Küfüv (denklik) meselesi:

Erkeğin; İslâmiyet, dindarlık, hürriyet, neseb, mal ve sanat bakımından, alacağı kızdan aşağı seviyede olmamasına “Küfüv“ denir ki, bunların lüzum ve hususiyeti, üçüncü kısımda ayrıca açıklanmıştır. Küfüv (kefâet), erkeğin bu belirtilen hususlarda kadından üstün veya aynı seviyede olmasıyla, eşler arasında denkliğin sağlanması demektir. Bundan maksad ise, eşlerin birbirine karşı eziklik içinde kalmadan, nefisleri incinmeden, gönül huzuru içinde evlilik hayatı sürmeleri, arlanma ve alınma ihtimâlinden uzak kalmalarıdır. Bunun için küfüv, kadın tarafından erkekte aranır, bu noktalarda erkeğin eşinden aşağı kalmaması tercih edilir. Şu kadar ki, bunlar evlenmenin şartı değil, fakat varlığı lüzumlu olan şeylerdir. Bu hususlar içinde en mühimi, erkeğin dindarlığıdır. Meselâ namaz kılmayan, içki içen, kumar oynayan bir erkek, namaz kılan ve haramlardan korunan “sâliha“ bir kızın küfvü -dengi- olamaz. Şu halde dindar kızlar, dinî farzları terkeden, haramlardan çekinmeyen fâsık kimselerle ev-lenmemelidir.

Küfr (kâfirlik) meselesi:

Küfr, dinden çıkmaya sebep olan inanç, söz ve davranış demektir ki, küfre giren kimse İslâm‘dan çıkıp kâfir olur. Böylesine “Mür-ted“ denir. Meselâ, îmanın şartlarından birini inkâr etmek veya zina, şarap, kumar gibi kat‘î haramların haramlığmı inkâr yahut “zarûrât-ı diniyye“den olan namaz, oruç, zekât gibi farzları inkâr ve tahkir etmek, kişiyi imandan çıkarır. Böyle hâllerle ve benzeri durumlarla küfrünü açığa vurarak müslümanlıktan ayrılıp mürted -kâfir- olan kimseler; müslüman ismini taşısalar da, kadın olsun erkek olsun, İslâm dairesinde asla evlenemezler. Bunların evlilikleri dînen sahîh olmaz; evlenmiş olsalar nikâhlı sayılmayıp, bu işleri nikâhsız birleşme olur. Ancak, tevbe edip imanını tazeleyerek, yeniden İslâm‘a dönenler hâriç. Onlar bu dönüşten sonra nikâhlanabilirler.

Sözün kısası, dinden çıkan mürtedin, bir müslümanla veya herhangi bir kâfirle hattâ kendi gibi bir mürtedle evlenmesi bile caiz değildir; böyle bir muamele İslâm hukukunda asla sahîh değildir (el-Mebsût, 5/48.). Müslüman bir erkek, müslümandan başka bir de ehl-i kitab (hıristi-yan veya musevî) kadınla evlenebilirse de -bu da mekruhtur- diğer mürted, müşrik, putperest veya dinsiz kâfirlerle evlenemez. Müslüman kızı ise, müslümanlar dışında hiçbir kimseyle evlenemez.

Tenbîh:

Zamanımızda, nikâh şartlarını taşımayan, müslüman kimselerin kendisiyle evlenmesi caiz olmayan kimseler çoğalmıştır. Müslüman aileler bu noktaya dikkat etmeli, evlâdını sahîh olmayan bâtıl nikâhla evlendirmekten şiddetle sakınmalıdır. Aksi hâlde bunun vebali ve günahı büyüktür. İslâm‘daki evliliğin şartlarından biri de, müslü-manm müslümanla evlenmesidir. Evlenecek adayların, îmanın şartlarına inandıkları, mü‘min oldukları malûm olmalıdır. Bunun için, îmanın ve İslâm‘ın şartlarını gerektiği kadar öğrenip inanmış olmak lâzımdır. Bir kimsenin müslüman kalabilmesi için, kesin farz ve haramlara da inanması, bunları inkâr etmemesi dinî bir zarurettir.

Kitâbiyye, yâni hıristiyan veya yahûdî dinindeki bir kadın ile evlenme durumunda olan bir müslüman da, aile ocağında İslâmî-millî hayatı sarsmamak şartıyla bu işi yapmalıdır. Bu mühim hâkimiyeti koruyamayacak kimse ehl-i kitapla evlenirse günahkâr olur. Müslüman erkek, ya aldığı gayr-i müslimenin müslüman olmasma vesile olmalı yahut onun müslüman ailesini tahribine fırsat vermemelidir. Bunu beceremeyecek olan kimse, kitâbiyye ile evlenmemelidir. Maalesef zamanımızda, bu hususta büyük gafletler ve İslâm ailesini eriten üzücü neticeler görülmektedir. Bu hususlarda müslümanlann, dikkatli ve uyanık olması lâzımdır.

Baştanberi önemle belirtildiği gibi, evlenecek olan müslüman eşler arasında, öncelikle dindarlık ve güzel ahlâkın aranması lâzımdır. Bu vasıflar, eşler arasında en mühim ve ortak anlaşma noktasıdır. Bu hususu dikkate almadan, servet ve şöhret, zahiri itibar peşinde koşarak, gerekli İslâmî niteliklerden uzak kimselerle, sırf maddî ihtiraslarla evlilik kuranlar aradıkları aile saadetini bulamadıkları gibi, İslâm ailesinin gelişmesine de engel oluştururlar. Eşlerin ruhî anlaşmalarını sağlayan müşterek güzel hâller gözetilmeden, geçici menfaatler uğruna harcanmaktan sakınmalıdır. Müslümanlar, bahtiyar müslüman ailesinin çoğalması için çaba göstermeli, geçici ve aldatıcı heveslere kapılmamalıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 344
favori
like
share
paye Tarih: 20.08.2009 09:50
paylaşım için teşekkürler
HaNıM aGa Tarih: 20.08.2009 00:20
Teşekkürler Sağolasın...Emeğine SAĞLIK...
alp-perss Tarih: 17.08.2009 17:32
paylaşım için teşekkürler