Türk'ün bileğini "bükülmez" yapan değerleri, bütünlüğü değil mi?

O eşsiz gücün enerjisi bütünlüğümüz, duyarlılığımız, "ne mutlu Türküm" diyebilmemiz değil miydi?

Kardeşlik…

Dostluk…

Vatanseverlik…

Tek millet…

Tek bayrak…

Bizi, biz yapan vicdan ve merhamet ve bütünlük anlayışımız değil midi?

Yüksek ahlak değerlerimiz gıpta edilecek seviyede değil miydi?

Ne oldu bize Allah aşkına!

Etrafınıza bir bakın ne olur, acaba biz kimiz! Ne yapıyoruz acaba?

Bizleri kültürel anlayışımızdan dolayı tasnif eden zihniyetler ne istemektedir?

Kahramanlarımız ateş hattında ülkesi bayrağı milleti için canının verirken, onlara kurşun atanların demokratik çözüm filan lafları etmesi, yol haritası hayali görmesi kabul edilebilir mi?

Kahramanlarımız Dağda taşta bayırda halen kalleş terörle mücadele etmektedir.

Bazı işgüzarlar ise kültürel kimlikten siyasi sonuç çıkarma hayali peşine düşmüştür.…

Bu Savaş sadece üç beş çapulcuya karşı olmamalı!

Perdenin arkasındaki karanlıkta aydınlatılmalıdır.

Aslında karlı bir duruş pusuya yatmış Tüm düşmanlara karşı da sergilenmelidir…

Bazıları dışarıda…

Bazıları içerde…

Onlar kim diye sormayın, çünkü onları kedileri de dünya alem de bilmektedir.

Ortak paydaları Türkiye üzerindeki karanlık hesaplarıdır.

Peki, biz ne yapıyoruz? ortak bir heyecanla sarılabildik mi, birbirimize…

Bölücü emelleri fark edebildik mi?

Elbette bu temel kıstası bir türlü beceremedik!

Dün akşam çıkıp kalabalık yerlerde dolaştım, neler oluyor diye…

Milletin pusulası-yol haritası nedir diye…

Demokratik çözüm denen canavar perdenin arkasında korku yaratırken perdenin önündeki cambaza bakan hale geldiğimiz görülmektedir…

Cambaza bakarak kalemşorluk yapan aydıncıklar-Liboşlar ise kol gezmektedir.

Ülke tehlikeli bir süreç yaşarken, bir kesimin "vur patlasın -çal oynasın" halinde "yalakalığa" soyunması ne acıdır!...

Maalesef o "şuh kahkahalar" yine kulakları tırmalıyor.

Yani "Çalsın sazlar, oynasın kızlar" anlayışı sürüyor!

Bu şuursuzluk yerli mi? yabancı mı? anlayamadık doğrusu!

Piyasada Liboşlar kol gezse de, kahramanların varlığı oldu bittiye izin vermez diye düşünmekteyiz…

Erdoğan'ın "şimdi birlik zamanıdır" sözleri geç kalsa bile önemli bir adım.

Tespit doğru!

Birlik beraberlik en güçlü silahımızdır…

Ama bunu sağlamak hepimizin görevidir…

Ama bazı söylemler meseleyi farklı istikamete kaymaktadır.

Türk milletinin bütünlüğünün teminatı olan aidiyet duygusu, Kürt,laz,Abaza,gürcü gibi farklılık ifade eden sözler bütünlüğümüzü zedeleyebilir..

Bütünlüğümüzü temin eden "Ne mutlu Türküm diyene" en güçlü yapışkanken sulandırıp o duyguyu güçsüzleştirmek hatadır…

Kültürel değil, milli kimliğimiz millet bütünlüğümüz mutlak ön planda olmalı…

Değerli dostlar, Göz ucuyla değil, gerçekten bakın etrafınıza...

Bu milletin en büyük özelliği "söz konusu vatan ise gerisini teferruat" görmesiydi… Bu sözlere ne oldu?

Şimdi vatan topraklarının adından rahatsız olanlar türedi!..

Peki, kırmızı çizgilerimize!, Değerlerimize ne oldu?

Bazı değerleri kaybettiğimizi neden göremiyoruz…

Sadece halkın bir kısmı değil, siyasi iradeyi temsil edenler de bir garip….

"Apo" için çözümün parçası diyebilecek kadar gözü dönmüş vekillerin olması ne acıdır!

Yüreği sızlayan ananlara, teröre lanet okuyan dul gelinlere, Babasız öksüz çocuklara İmralı'dan çıkacak harita rehber olabilir mi?

Asla olamaz,olmamalıdır!..

Doğru söyleyin.

Ne kadar etiktir…

Ne kadar vicdanidir?

Ne kadar vahimdir!

Teröre kurban vermeye devam edilen bir dönemde "Demokratik çözüm" maskeli siyasallaşma manevrası ayıptır, yanlıştır…

Bu gidişin sorumlusu kimdir?

Sayın Başbakan "kenetlenelim" diyor, ama uzlaşmadan uzak duruşu ile kendi sözlerine ters bir durum yaratmaktadır…

Siyasi iktidarın milletin seçtiği muhalefeti yok sayan kimdir?

Önce bu soruya cevap bulmak için özeleştiri yapmakta fayda vardır…

Özetle; Ortak ruhumuzu bir araya getirmezsek hep kaybeden oluruz…

İktidar olmak uyanıklık yapmayı değil, birazda duyarlı olmayı gerektirir…

Rüzgâr ekenin fırtına biçebileceği unutulmamalıdır…





Türk'ün bileğini "bükülmez" yapan değerleri, bütünlüğü değil mi?

O eşsiz gücün enerjisi bütünlüğümüz, duyarlılığımız, "ne mutlu Türküm" diyebilmemiz değil miydi?

Kardeşlik…

Dostluk…

Vatanseverlik…

Tek millet…

Tek bayrak…

Bizi, biz yapan vicdan ve merhamet ve bütünlük anlayışımız değil midi?

Yüksek ahlak değerlerimiz gıpta edilecek seviyede değil miydi?

Ne oldu bize Allah aşkına!

Etrafınıza bir bakın ne olur, acaba biz kimiz! Ne yapıyoruz acaba?

Bizleri kültürel anlayışımızdan dolayı tasnif eden zihniyetler ne istemektedir?

Kahramanlarımız ateş hattında ülkesi bayrağı milleti için canının verirken, onlara kurşun atanların demokratik çözüm filan lafları etmesi, yol haritası hayali görmesi kabul edilebilir mi?

Kahramanlarımız Dağda taşta bayırda halen kalleş terörle mücadele etmektedir.

Bazı işgüzarlar ise kültürel kimlikten siyasi sonuç çıkarma hayali peşine düşmüştür.…

Bu Savaş sadece üç beş çapulcuya karşı olmamalı!

Perdenin arkasındaki karanlıkta aydınlatılmalıdır.

Aslında karlı bir duruş pusuya yatmış Tüm düşmanlara karşı da sergilenmelidir…

Bazıları dışarıda…

Bazıları içerde…

Onlar kim diye sormayın, çünkü onları kedileri de dünya alem de bilmektedir.

Ortak paydaları Türkiye üzerindeki karanlık hesaplarıdır.

Peki, biz ne yapıyoruz? ortak bir heyecanla sarılabildik mi, birbirimize…

Bölücü emelleri fark edebildik mi?

Elbette bu temel kıstası bir türlü beceremedik!

Dün akşam çıkıp kalabalık yerlerde dolaştım, neler oluyor diye…

Milletin pusulası-yol haritası nedir diye…

Demokratik çözüm denen canavar perdenin arkasında korku yaratırken perdenin önündeki cambaza bakan hale geldiğimiz görülmektedir…

Cambaza bakarak kalemşorluk yapan aydıncıklar-Liboşlar ise kol gezmektedir.

Ülke tehlikeli bir süreç yaşarken, bir kesimin "vur patlasın -çal oynasın" halinde "yalakalığa" soyunması ne acıdır!...

Maalesef o "şuh kahkahalar" yine kulakları tırmalıyor.

Yani "Çalsın sazlar, oynasın kızlar" anlayışı sürüyor!

Bu şuursuzluk yerli mi? yabancı mı? anlayamadık doğrusu!

Piyasada Liboşlar kol gezse de, kahramanların varlığı oldu bittiye izin vermez diye düşünmekteyiz…

Erdoğan'ın "şimdi birlik zamanıdır" sözleri geç kalsa bile önemli bir adım.

Tespit doğru!

Birlik beraberlik en güçlü silahımızdır…

Ama bunu sağlamak hepimizin görevidir…

Ama bazı söylemler meseleyi farklı istikamete kaymaktadır.

Türk milletinin bütünlüğünün teminatı olan aidiyet duygusu, Kürt,laz,Abaza,gürcü gibi farklılık ifade eden sözler bütünlüğümüzü zedeleyebilir..

Bütünlüğümüzü temin eden "Ne mutlu Türküm diyene" en güçlü yapışkanken sulandırıp o duyguyu güçsüzleştirmek hatadır…

Kültürel değil, milli kimliğimiz millet bütünlüğümüz mutlak ön planda olmalı…

Değerli dostlar, Göz ucuyla değil, gerçekten bakın etrafınıza...

Bu milletin en büyük özelliği "söz konusu vatan ise gerisini teferruat" görmesiydi… Bu sözlere ne oldu?

Şimdi vatan topraklarının adından rahatsız olanlar türedi!..

Peki, kırmızı çizgilerimize!, Değerlerimize ne oldu?

Bazı değerleri kaybettiğimizi neden göremiyoruz…

Sadece halkın bir kısmı değil, siyasi iradeyi temsil edenler de bir garip….

"Apo" için çözümün parçası diyebilecek kadar gözü dönmüş vekillerin olması ne acıdır!

Yüreği sızlayan ananlara, teröre lanet okuyan dul gelinlere, Babasız öksüz çocuklara İmralı'dan çıkacak harita rehber olabilir mi?

Asla olamaz,olmamalıdır!..

Doğru söyleyin.

Ne kadar etiktir…

Ne kadar vicdanidir?

Ne kadar vahimdir!

Teröre kurban vermeye devam edilen bir dönemde "Demokratik çözüm" maskeli siyasallaşma manevrası ayıptır, yanlıştır…

Bu gidişin sorumlusu kimdir?

Sayın Başbakan "kenetlenelim" diyor, ama uzlaşmadan uzak duruşu ile kendi sözlerine ters bir durum yaratmaktadır…

Siyasi iktidarın milletin seçtiği muhalefeti yok sayan kimdir?

Önce bu soruya cevap bulmak için özeleştiri yapmakta fayda vardır…

Özetle; Ortak ruhumuzu bir araya getirmezsek hep kaybeden oluruz…

İktidar olmak uyanıklık yapmayı değil, birazda duyarlı olmayı gerektirir…

Rüzgâr ekenin fırtına biçebileceği unutulmamalıdır…


ALINTI

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 386
favori
like
share