Tarih 15 Ağustos 1984 idi...

Tok vuruşlar yırttı gece karanlığını.

Kalleş "Kaleş" sesi duydu memleket tarihinde ilk kez.

Eruh ve Şemdinli ilçeleri basıldı. 1 asker şehit oldu...

Bugün 15 Ağustos 2009. Günlerdir İmralı'da "Kürt açılımı" dersi çalışan bebek katili fikirlerini açıklayacak. Dağdayi katil sürüsünün kulağı Ankara'da olacak. Silahlar yine elde. Parmaklar yapılacak açıklama için sadece tetiklerden çekildi beklemede...

Yıllardan 1984' idi.

Takvim yaprakları Ağustos'un 15'ini gösteriyordu.

Saat 21.30 suları idi.

Henüz şişede şerbet diye kezap içirilmeye kalkılan 'Kürt açılımı' telefuz edilmemişti.

Kürtleri bağımsızlığa kavuşturacağını iddia edip, Türkten çok Kürt öldüren Abdullah Öcalan takma adlı Ermeni Arit Agopyan 37 yaşındaydı.

Yıl 1984 idi.

Mevsim yazdı.

Bu tarihte saman altından su yürüten bebek katillerinin yandaşları henüz 'İmparator' lâkâpları almamıştı.



Yıl 1984 iken Mahsun Kırmızıgül Bingöl'de 16 yaşındaydı.

"Alem buysa kral nasıl olurum"un peşindeydi.

Ahmet Kaya Malatya'nın Pötürge'sinde başı belada, dağlara türkü yakma sevdasındaydı.



Yıl 1984 idi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül doğalı 33 yıl 8 ay 16 gün olmuştu.

30 yaşındaki Erdoğan'ın aklının ucundan bile başbakanlık geçmiyordu.



Yıllardan 1984 idi.

Ağustos'un 15'i, saat 21.30 sularıydı.

Yer Şemdinli ve Eruh'tu.

Kavurucu sıcaklık, ayaza dönmüştü.

Gece karanlığı örtmeye başlamıştı ortalığı usul usul...



O kırılası sinsi el tetikteyken Ferhat Tunç 21 yaşına gelmiş askere gideceği günleri bekliyordu.

Tunç, güneşin kutsal olduğu, ateşin suyla söndürülmediği yer olarak riva

yet edilen Tunceli'de doğmuştu.

Yıllardır Türkiye-Almanya arasında mekik dokumuştu.

17 can türküsünün kimlere yakıldığını bilen bilmişti.

Ferhat Tunç, hayali kürdistanda kültür bakanı olarak ismi geçenlerdendi.

Tarih 1984'dü.

Yer Şemdinli ve Eruh'tu

Ağustos'un 15'i, saat 21.30 sularıydı.

Kavurucu sıcaklık, ayaza dönmüştü.

Büyük şehirlerde çan çalıp çingene oynama saatleri yeni başlarken Anadolumuzun bir çok şehrinde, kasabasında hayat bitmişti.

Gece karanlığı örtmeye başlamış, katil sürüsü ise tetikteydi.



Yıl 1984'idi.

Tok vuruşlar yırttı Eruh ve Şemdinli'de gece karanlığını.

Kalleş "Kaleş" sesi duydu memleket, tarihinde ilk kez.

Eruh, Şemdinli basıldı.

Eruh ile Şemdinli'nin bu tarihte basılması demek günümüze kadar 40 bine yakın insanımızın can vermesi demekti.

Bölücü örgüt PKK'nın ilk silahlı saldırısıydı bu.

Peki "Kim yaptı?" desek, herkes PKK der.

Doğru dur da.

Peki, "O saldırıyı kim yönetti?" desek, pek bilen çıkmaz.



O zaman gelin bu soruyu söyle soralım isterseniz.

1984'de PKK'nın ilk eyleminde şehit olan askerimizin katili şu anda ne yapıyor?

a) Ölü ele geçirildi

b) Hapiste

c) Hapiste öldürüldü

d) Yurtdışında, hayati korkusu nedeniyle kaçacak, sığınacak delik arıyor.

e) Milletvekili.

O bir kitapevi baskınıyla gündeme gelen isimdi.

O 1984'deki bir şehit üç yaralı verilen Şemdinli Askerlik Şubesi baskınında elebaşıydı.

Sonra yakalandı, itirafçı oldu, tahliye edildi.

Aynı ilçede "kitapçı" dükkanı açtı.

Hiç rahat durmadı.

İstihbarat elemanlarının suçüstü yapacağını anlayacağı sırada kitapçı dükkanını yakarak dünyayı ayağa kaldırıldı.

Bugün tarih 15 Ağustos 2009.

Aradan 25 yıl geçti.

PKK'nın ilk eyleminde er Süleyman Aydın'ın şehit edilmesinin üzerinden.

25 yıl geçti.

25 yılda PKK, asker, polis, yaşlı, genç çocuk, bebek olmak üzere yaklaşık 40 bin kişinin canına kıydı.

Bugün dağdayi katil sürüsünün kulağı İmralı'daki bebek katili ile Ankara'dan yapılacak açıklamada.



Silahlar yine ellerde.

Asker, polis, yaşlı, genç çocuk, bebek yine hedefte.

Parmaklar yapılacak açıklama için sadece tetiklerden çekildi beklemede.



İlk şehit Süleyman Aydın geliyor aklıma.

Sonra binlerce "Vatan sağolsun" diyen şehit anaları.

Ve diyorum ki...

Mehmedim...

Hani ay-yıldızlı bayrağın sardığı tabutuna kapanır ağlardık ya...

Hani gırtağımız yırtılırcasına bağırırdık 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' diye.

Son fotoğafın taşınınırdı cenazenin en önünde...

Biz öperdik.

Öperken seninle ölürdük ya...

Sen o gün değil asıl şimdi öldün Mehmet'im...

Sana kendi yurdunun topraklarında kurşun sıkanlar...

Sana kendi vatanının topaklarındaki yollara mayın döşeyenler...

Şimdi Ankara'da Mehmetim.

Hani bela okur bedua ederdik...

Hani analar ağıtlar yakar 'Elleri kırılasıcılar nasıl kıydılar sana'diye feryat ederdi.

Hani elinin kınası solmamış Ayşe ayılıp bayılırdı. 'Beni bırakıpta nereye gidiyorsun Mehmedim'derdi...

Hani asker selamı dururdu oğlun-kızın...

Kan kokan giysilerini koklarken baban dimdik dururdu.

Sen o gün değil, asıl şimdi öldün Mehmetim...

Çünkü bugün 15 Ağustos 2009...

İtlerin sahipleri Ankara'da anne

Ben bir gün ölürsem bayrama üç gün kala...

Hiç de istemeden olursa ölümüm.

Vasiyetimdir beni köyüme gömün.

Bir ağaç altında olsun mezarım.

Çocukluğumda çimdiğim göl görünsün.

Ben bir gün ölürsem bayrama üç gün kala...

Kefenimi sadece anama açın.

O görsün yüzümdeki son gülümsemeyi.

Ben ölürsem bir gün

Kollarımı iki yana uzatın.

Hiç tutunamadığım bir şeylere sarılacakmışım gibi

dursun ellerim.



Ben bir gün ölürsem bayrama üç gün kala...

Babam kaskatı kesilmişken.

Anam dizlerine vurup ağıtlar yakarken.

Sevdiğim kadın başucumda olacak.

Utanırım çocuklarımın yanında çırılçıplak soymayın beni.

Ben bir gün ölürsem bayrama üç gün kala...

Sakın şaşırmayın.

Saçlarımı okşayıp ağıtlar yakmayın.

Bayram olsun benim ölümüm unutmayın.

Ben Gabar Dağı'nda yattım anne.

Güneşi Cudi'de karşıladım.

Bedenime hedef alan kahbe kurşunları tek tek saydım da,

Teskereme kaç gün kaldığını hiç düşünemedim.

Aklımda sen aklımda babam iken.

Gönlüme yar düşmüş iken.

Çocuk olup bayram sabahı şeker toplar iken.

Bir kahpe pusu ki sorma anne.

Bayrama üç gün vardı.

Cehenneme döndü sanki yer gök.

Sağımda Ahmet'e baktım, solumda ki Mehmet'e...

Onlara baktığım gözlerime kurşun sıktılar anne...

Bitmedi soysuzlar ona ağlarım anne.

Yoksa nedir ki benim yaşamım.

Uyudu uyanamadı dersin.

Ama nasıl ki dağdaki itlerin sahipleri Ankara'da

İşte buna yanarım anne.

Bu gün mezarımın başında ağlama anne.

Haydi kalk git eve.

Birazdan çocuklar gelecek.

Elini öpüp harçlık isteyecek.

İçlerinden biri duvardaki resmimi gösterip

"Bu kim" diyecek.

"O Türkiye" de olur mu anne
ALINTI:HALİT ÇEKİN

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 513
favori
like
share
federes Tarih: 23.08.2009 11:59
ellerine saglık arkadaşım bu yazıyı okurken ınan göz yaşlarımı tutamadım
BEN TÜRK EVLADIYIM bu VATANI kımse YIKAMIYACAK
SEN RAHAT UYU MEHMEDİM MEKANIN CENNET OLSUN ŞEHİDİM.
KaRaKıZ Tarih: 17.08.2009 12:19
teşekkürler:3: