Merhaba ey Şehr-i Ramazan



Uyan gaflet uykusundan

Dem be dem ömrün gidiyor

İstifade et bu aydan

Hep mübarek gün gidiyor



Üç bölümden ilki rahmet

İkincisi bol mağfiret

Üçüncüsü oddân necat

Nurlu Ramazan gidiyor.



Nasip olur mu bir daha

Tekrar kavuştur ilahi

On bir ayın padişahı

Dün geldi bugün gidiyor.Babamı rahmetle yad ediyorum...


Hoş geldin ya şehr-i Ramazan


Ben Ramazan ay’ı gelince kendimi hep büyük bir bulutun gölgesi altında hissederim.Tuttuğum oruç beni saflaştırır, berrak bir zeminde mutluluğa doğru kaydığımı büyük bir mutluluk yakaladığımı anlarım.Bütün hücrelerim ramazanın bereketini algılar,zihnim bütün elem ve kederlerden sıyrılır,adeta bir sanayi de tamire çekilmiş bir arabanın her yerinin onarılmayı bekleyen parçaları gibi beklerim.Ve hep o sevgilinin:”Kim Ramazan ay’ını layıkıyla inanarak idrak ederse Allah bütün günahlarını bağışlar”sözü gözümün önüne gelir bütün günahlarım aklıma gelir derin bir telaş içerisinde kurtuluşun da olabileceğini düşünür,dualarıma tövbeleri de yerleştiririm.Ramazan ay’ını inanarak yerine getirmek gecesini namaz niyazla,gündüzünü oruçla geçiren bir insanın mutluluğunu kim tarif edebilir?

Oruc tutmanın insan bedeni üzerindeki etkilerinden,fakir fukaranın gözetilmesinden,Camilerdeki kalabalıkların fazlalığından,Ramazan pidesinden,Ramazan iftar çadırlarından,gösterişli iftarlardan,hurmadan,ramazan eğlencelerinden,velhasıl aklınıza gelebilecek kendiliğinden oluşan ve gelenekleşen her türlü ramazan etkinliğinden bahsederek uzun uzun ramazan anlatılabilir.Ama ya o atmosferi kim anlatabilir?

Hocam ya bu atmosfer de ne? Diyenler olabilir.Ben şuna çok inanıyorum.Ramazan ay’ında bütün kötülüklerin elinin kolunun bağlandığını insanların oniki ayda bir ay hiç değilse bir ay rahat ettiğini hissedilir bir derecede seziyorum.Haber bültenleri! ah o haber bültenleri!.. belki de toplumumuzu en çok bozan kötü haberlerin yayılmasıdır diye düşünüyorum.Haber alma hakkı vs…Ayrı bir şey tabii..,Yayılması olmasından daha beter diyebileceğimiz haberler.Bir gün haberleri baştan sona izledim mi bütün dünyam alt üst olur ve moral göstergelerim sıfıra iner.Unutamadığım zaman da günlerce devam eder.Ramazanda kötü haberlerin azaldığı da söylenebilir.İyi niyetle yapılan yardımların kapış kapış edildiği ve çocukların ezildiği hemen ön plana çıkar ve yapılan iyi bir iş te bile kötü yönler ortaya koyan haberler yapılır.Ama atmosfer devam ediyor.

İlk teravih ve sonrasında ilk sahur.devam eden alışkanlıklara dur deme vakti.Bundan sonra 30 gün böyle..Her şeyimle hazırım ramazanı ihya etmeğe…Sabahın köründe kahvaltıya hazırlık yapma derdi bitti…Alışkanlıklara dur demenin nefse ne kadar ağır geldiğini anlıyorsunuz.Herşey Allah rızası olduğu için Oruç sizi nefsinizle baş başa bırakıyor…Riyası yok... yani.gösterişi yok…ya oruçlusun ya değilsin.Cenab ı Hak Orucun sevabını ben vereceğim buyuruyor.Birebir ibadetin içindesiniz.devam eden bir ibadet.alel acele kılınan bir namaz gibi değil.Ramazanı genel geçer alışkanlık haline getirmeyelim.Değişik şeyler yapalım.Mesela akşam iftarda soframa hangi fakiri davet edeyim?.Bu gün yaptığım en güzel iş ne olsun?Kime güler yüz göstereyim?.Kimin gönlünü alayım?diye düşünelim.Hayattan soyutlanarak kenar köşede oruçlu olmanın faydası ne kadar olur ki?Orucun ruhuna aykırı olmaz mı?

İlk üç gün sınavın en zor olduğu gün,unutkanlıkla bir şey yenilebilir,ağızdan kötü söz çıkabilir,birine sert davranılabilir,kavga bile edilebilir.hemen kendimize çeki düzen verip oruçlu olduğumuzu ibadetin içerisinde olduğumuzu unutmayalım?hemen tövbe ve bir daha asla…Dilimiz temizlendi demektir,gıybet çiğ et yemek gibi bir şey…doğruysa gıybet, yalansa iftira olan bir şey…uzak duralım… yapanları da uyaralım..Dil terbiye ediliyor ramazan vesilesi ile..atmosfere girdik demektir.

Bu atmosferde daha başka neler var?Oruç ayı Ramazan Sabır ay’ıdır.Sabır eğitimi almak isteyen bu ayı iyi değerlendirsin?Gençlerin ne kadar sabırsız olduklarını hepimiz biliyoruz.İşte size bir fırsat.

Ramazan Kur’an okuma ve öğrenme ay’ıdır.Kur’an-ı Kerimi bilmeyenler veya az bilenler veya öğrenmek isteyenler mukabeleleri takip ederek öğrenebilirler işte size bir fırsat daha.

Ramazan ay’ı fakır fukaranın en çok düşünüldüğü bir aydır.İnsanın açlıkla imtihanının ne kadar zor olduğunu bilen her kimse komşusu açken tok yatanın durumuna düşmez.Oruç insanı öyle bir terbiye eder ki en acımasız insanın bile duyguları yumuşar saflaşır berraklaşır.Ve başkalarını düşünmeye sevk eder. Bu ayda fakir fukaranın gözetilmesi imanın kemale ermesi için ölçü olmuştur.”Sevdiklerinizden bir kısmını infak etmedikçe Allah ın rızasına eremezsiniz”Mevlana hazretleri bir gün evine gelir ve hanımına sorar evde yiyecek var mı der hanımı tekrar tekrar sorulan bu soruya hayır evde birşey kalmadı der, bunun üzerine Mevlana hazretleri “Allahım sana hamdü senalar olsun evim peygamber evine benzedi.”diye şükreder.

Ramazan’ı üç eşit bölümde ele alır Peygamberimiz Sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin sözleri:”Başlangıcı rahmet ,ortası mağfiret,sonu ise cehennem ateşinden azat”Olmamıza vesile olan bir ay dır.

Peygamber efendimiz evlenme imkanı bulamayan gençlere oruç tavsiye etmiş hikmeti ne olabilir? dersiniz.

Ramazan olur da hoşgörüden bahsedilmez mi?...Bir müslümanın en büyük özelliği hoşgörü bir diğer adıyla insanlara merhametli olması:”Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.”Yeryüzünde Allahın rahmeti herkese her canlıya, ahirette ise yanlızca salih amel işleyip iman edenlere...

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevinci; diğeride Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir."

İftar vaktinde şu duayı okumak sünnettir:"Allahümme leke sumtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü, ve alâ rızkıke eftartü, ve savmel'ğadi min şehri ramazane neveytü, fağfir lî ma kaddemtü ve mâ ahhartü"
Anlamı: "Allahım, senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim, senin rızkınla orucumu açtım. Ramazan ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Artık benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla!"

Oruç tutarken şu hususlara dikkat etmeliyiz.Orucumuzun bozulmaması ve keffaret gerekmemesi için.Şunu unutmamak gerekir ki imsaktan iftara kadar bütün bedenimize oruç tutturmak gerekiyor.Ve bu ibadeti Allah için yapıyoruz.İlmihallerde uzun uzun yazan şartları elbetteki bilerek yapmak bir yaptırımı gerektiryor o da kaza ve keffaret: Gıda olsun, gıda hükmünde ilaç olsun, bunlardan herhangi bir şey yemek veya içmek kaza ve keffareti gerektirir.-Cima etmek,her ikisi için keffaret ve kazayı gerektirir.-Ağıza giren yağmuru kasden yutmak,hatayla yutulursa yalnız kaza icab eder. Unutularak yutulursa, oruç bozulmaz.-Kokmuş olsa bile, çiğ et yemek. Kurtlanmış olursa, tiksindirici bir hal aldığında yalnız kazayı gerektirir. Keffaret olmaz.İç yağı yemek.-Kurumuş et yemek.-Buğday yemek. Yalnız bir buğday tanesi çiğnenir de ağız içinde eseri kaybolursa, bu orucu bozmaz.-Ağız dışından bir buğday tanesi yahut bir susam tanesi alıp yutmak.-Ermeni kili yemek.-Yenmesi alışkınlık haline gelmiş bir topraktan yemek.-Az tuz yemek. Çok tuz yemek kefaret gerektirmez, yalnız kaza icab ettirir. Çünkü çok tuz, gıda hükmünde olmaz.-Sevdiği arkadaşının veya zevcesinin tükrüğünü yutmak. Kendilerinden hoşlanılmayan kimselerin tükrüğünü yutmak yalnız kazayı gerektirir. Çünkü bunda lezzetlenme yoktur.-Gıybet ettikten sonra, oruç bozulduğunu zannederek kasden iftar etmek.-Kan aldırdıktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.-İnzal olmadan yaklaşmada bulunduktan sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.-Şehvetle öpmeden sonra, oruç bozulduğunu zannederek iftar etmek.-Bir kimse kusma hali gelip te kustuktan sonra, orucunun bozulmadığını bildiği halde iftar ederse, üzerine kefaret icap eder. Bozulduğunu zannederek iftar etmiş olursa, yalnız kaza gerekir..Kefaret yalnız Ramazan orucunun bozulmasında icap eder, diğer oruçların bozulmasında gerekmez. Ramazan orucunun keffareti 60 gündür. Keffareti gerektiren birşey yapan kimse, hem o günün orucunu kaza eder, hemde keffaret orucunu peşpeşe tutar. Peşpeşe olması şarttır.

Birgün Naim Hoca`ya sormuşlar; -Denize girersek orucumuz bozulur mu?´ diye.Naim Hoca şöyle cevap vermiş;- Ula uşahlar, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. Amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre...

Oruç tutamayanlar ne yapmalı?Tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa tutulmuş, aşırı derecede düşkün ve zayıflığından dolayı oruç tutamayan kimseler farz ve vacip olan oruç borçlarından her gün için bir fidye verirler. Bir fidye bir fıtır sadakasıdır. Fidyelerin tamamı bir fakire verilebileceği gibi, başka başka fakirlerede verilebilir. Buna da gücü yetmeyenler Allah'tan af ve mağfiret dilerler.

Sohbet sırasında Bektaşi’ye sormuşlar:
-Baba Erenler niçin oruç tutmazsın?
Bektaşi’de mazeret hazırdır:
-Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.
Bektaşi’yi zorda bırakmak için bir soru daha sorarlar:
-İftara çağırsalar gider misin?
-Doğrusu ne yapar eder giderim.
Bektaşi’nin bu cevabına itirazlarını bildirirler:

-Bu nasıl olur?hem Allah’ın emrini dinlemiyorsun hem de kulların davetini kaçırmıyorsun!

Bektaşi’nin cevabı hazırdır:-Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir ve affedicidir. Fakat insanlar böyle midir? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir

Ramazan-ı şeriflerriniz şimdiden hayrolsun....Selam ve sevgilerimle

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3411
favori
like
share
sevgi Tarih: 18.08.2009 18:04
Emeğinize Sağlık