Kağıt Gemi - Safiye Korkmaz

Yere düşen kağıdı aldı. Boyunun yetmediği masada ayağa kalkıp ikiye katladı, sonra dörde. Kırdıkça kağıdı, bir küçük gemiye dönüştü./

Çözülen büyükler çocuktur.Çocukla büyük arası mihenk dayanıklılık mı oluyor? Küçük yaşlarımdan beri mutsuzdum.O kadar kardeşin arasında kim görürdü ve kim gördü ki beni.Hep ağlayarak istedim; çünkü ağlamazsam beni dinlemediler. Çoğun balkon demirlerinde gezdim. Bir keresinde kız kardeşlerimin kurduğu salıncağa asılmış ‘Vermeyeceğim!’ diye diretirken arka üstü düşmüştüm. Her yer kan. Herkes sabırla bekler, ben ağzımı açar ağlardım. Susmayı bilmeyen aç bir yavru kuş gibi. Ama çevremdekilerin beni karga olarak gördüğü kesindi. İlk okulu zar zor bitirdim.Babam sürekli iş bulmam için baskı yapıyordu. ‘Erkek evladısın, aç kalırsın aç!’

Henüz aklımda bir meslek yoktu. Acil tecil bir pastaneye verdiler beni. ‘Ama tatil!..’ Dinlemediler. Çocuk adamdan sayılmaz ya. Hiç adam olabilecek miydim ki. İş çıkışı kardeşlerim geliyor onlara tatlı tuzlu pastalar ikram ediyordum. Yeni öğrendiğim tarifleri evde uyguluyordum. El ayamı kapatıyordu ya aldığım para, adam mı oluyordum. Para mıydı adam eden.

/Bu kağıt yüzmeye dayanamayacak kadar küçük ve güçsüz değil mi, dedi. Ama herkes böyle yapıyordu gemiyi sonra suya koyuyordu. Koştu bahçedeki havuza. Bir çırpıda bıraktı suya .Gözlerini kapadı ve geminin ardından bir dilek düştü suya./

O dehşetli sabahın yedisi . Yine imalathanede pasta yaparken ustam ardımdan yaklaşıp bana sürtünmeye başladı. Ne yapacağımı şaşırmışken hızla sıyrıldım tezgahla ustamın arasından. Korku dolu gözlerimi okuyamamış olacak ki tekrar üzerime yürüdü. Henüz 10’lu yaşlar ne diyebilirim. ‘Yapma usta!’ haykırışlarımı duymuş olacaklar ki ayak sesleri hızlandı. ‘Defol git lan!’ dedi en son.

Ağlayarak eve gittim. Annemin koynunda dinlendim saatlerce. Kardeşlerimden utandım. Ama babam yoktu. Yine o malum seferlerinden birindeydi. Unutuldu. Ben hiçbir şey yapamadım.

/Gemi suyun üzerinde ilerledi.Havuzun ortasına geldiğinde güneşin ayinleriyle öyle kutsal görünüyordu. Işıklı gözleri gemiye değdi, gemi hafifledi, sanki suya değmedi. Duasını yineledi./

Kaderin insanlarca yazıldığını söyleyenler bu kitabı okuyacaksın denildiğinde başka kitaba geçmenin imkansızlığını bilmiyorlar mıydı? Belki okumayı beceremiyorduk, belki başkalarını okumaya çalışırken anlamsızlaşıyorduk. Ağzımda kabaran cümleler her yerde suspusa dönüşüyordu.Başıma gelenleri her şeyin sahibine havale ediyordum. Artık ağlamayı da unutmuştum sokaklarda çelik çomak oynuyordum.

Nihayet babam döndüğünde bana bir meslek edindirmek gerektiğini düşündü. Beni hatırlamıştı, önemsemişti. O anki mutluluğumu anlatamam size. Bilgisayarlı rotbalans yapacaktım artık. Bu seferki ustam dürüst bir adamdı. Bana elinden gelenin en güzelini öğretti.Kimin duasıydı bu. Alışmıştım galiba satırlarıma. Kabullenince gelirdi en büyük mutluluklar.

/Gemi saatlerce yüzdü durgun suda. Eliyle dalgalar yaptı,dalgaları besledi, büyüttü. Batmadı gemi. En nihayet başucuna geldiğinde kaptığı gibi koştu babasına. Baba duru sular gibiydi. ‘Ne oldu oğlum?’ derken bir öpücük kondurdu alnına. ‘Baba batmadı gemi, yeminle, saatlerdir havuzda ve batmadı!’/

Herkesin hamuru kağıttandı. Batmazdı sığınan, hafiflerdi. Bunu oğlum kitabını okurken öğrenecekti.


Safiye Korkmaz

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 437
favori
like
share