SİMURG ANKA

Denilirki kuşların atası olan simurg anka bilgi ağacının dallarında yaşar ve herşeyi bilirmiş. Kuşların bir derdi olduğunda Simurg ankanın yanına uğrar ve sorunlarını çözerlermiş. Günler böyle devam ederken Simurg anka aniden ortadan kaybolmuş. Kuşlar önce aldırmamış, geçicidir demişler. Çünkü Simurg böyle ara ara kaybolabilirmiş. ama gelgörki bu kayboluş bu sefer uzun sürmüş. Paniğe kapılan kuşlar diyarında kargaşa almış başını gitmiş. Buna daha fazla dayanamayan kuşlar toplanıp simurg ankanın yuvasına varmaya ve ondan yardım dilemeye karar vermişler.

Ama simurg anka'nın yuvası etekleri bulutlarda olan kaf dağının tepesindeymiş ve oraya gitmek için yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekirmiş. bunu ksbullenen dünyada ki tüm kuşlar, milyonlarca kuş toplanıp simurg ankanın yuvasına doğru uçamaya başlamışlar.

dedik ya bu yolculuk yedi dipsiz vadiyi geçmeyi gerektirir diye. Altıncı vadi şaşkınlık, yedinci vadi yokoluş vadisiymiş. Her zorlu yolculukta olduğu gibi burada da geri dönenler olmuş. Önce papağan vazgeçmiş, güzelim tüylerini mazeret göstererek. Sonra kartal vazgeçmiş, göklerdeki egemenliğini
terkedememiş. Bülbül sesini feda edememiş, balıkçık kuş yıkıntılarını.

Gelgelelim yedinci vadi de aşılınca kuşlar bir geriye dönüp bakmışlar ki milyonlarca kuş arasından sadece otuz tanesi geriye kalmış. bu otuz kuş Simurg ankanın yuvasına ulaşıp baktıklarında birde ne görsünler;

Meğer simürg anka o otuz kuşmuş zaten. Onların hepsi ve herbiri simurg muş.

Bir de derler ki simurg yandıkça küllerinden yeniden doğan phoenixe benzermiş. Gel gör ki yeni simurg un doğması için eskisinin kendisini yakması gerekirmiş.


NOT: Simurg farsçada otuzkuş demektir.


ANLAYANA

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 902
favori
like
share
Halaskar Tarih: 19.09.2005 10:18
Üstad nerden buldun bu konuyu ama güzelmiş yüreğine sağlık
burhan Tarih: 15.09.2005 00:05
çok güzel ve senin affına dayanarak bu efsaneyi biraz daha genişletmek istiyorum..

SİMURG EFSANESİ

Günlerden bir gün, dünyadaki bütün kuşlar bir araya gelirler. Toplanan kuşların arasında hüthüt, kumru, dudu, keklik, bülbül, sülün, üveyk, şahin ve diğerleri vardır. Amaçları, padişahsız hiç bir ülke olmadığı düşüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir padişah seçmektir.

Hüthüt söze başlar ve Hz.Süleymanın postacısı olduğunu belirttikten sonra; kuşların Simurg adında bir padişahları olduğunu söyler. Ama, hiç bir kuşun haberlerinin olmadığını, herkesin padişahının daima Simurg olduğunu belirtir. Ancak, binlerce nur ve zulmet perdelerinin arkasında gizli olduğu için bilinmediğini ve onun bize bizden yakın, bizimse uzak olduğumuzu anlatır. Simurgu arayıp bulmaları için kendilerine kılavuzluk edeceğini ilave edince; kuşların hepsi de hüthütün peşine takılıp onu aramak için yollara düşerler. Kuşların hepsi de Simurgun sözü üzerine yola revan olurlar

Ama, yol çok uzun ve menzil uzak olduğundan; kuşlar yorulup hastalanırlar. Hepsi de, Simurgu görmek istemelerine rağmen, hüthütün yanına varınca kendilerince geçerli çeşitli mazeretler söylemeye başlarlar. Çünkü, kuşların gönüllerinde yatan asıl hedefleri çok daha basit ve dünyevîdir (!) Örnek olarak, bülbülün isteği gül; dudu kuşunun arzuladığı abıhayat; tavuskuşunun amacı cennet; kazın mazereti su; kekliğin aradığı mücevher; hümânın nefsi kibir ve gurur; doğanın sevdası mevki ve iktidar; üveykin ihtirası deniz; puhu kuşunun aradığı viranelerdeki define; kuyruksalanın mazereti zaafiyeti dolayısıyla aradığı kuyudaki Yûsuf; bütün diğerlerinin de başka başka özür ve bahanelerdir.

Bu mazeretleri dinleyen hüthüt, hepsine ayrı ayrı, doğru, inandırıcı ve ikna edici cevaplar verir. Simurgun olağanüstü özelliklerini ve güzelliklerini anlatır.

Hüthüt söz alır ve şunları söyler. Söyledikleri, ayna ve gönül açısından ilginçtir:

Simurg, apaçık meydanda olmasaydı hiç gölgesi olur muydu?
Simurg gizli olsaydı hiç âleme gölgesi vurur muydu?
Burada gölgesi görünen her şey, önce orada meydana çıkar görünür.
Simurgu görecek gözün yoksa, gönlün ayna gibi aydın değil demektir.
Kimsede o güzelliği görecek göz yok; güzelliğinden sabrımız, takatımız kalmadı.
Onun güzelliğiyle aşk oyununa girişmek mümkün değil.
O, yüce lûtfuyla bir ayna icad etti.
O ayna gönüldür; gönüle bak da, onun yüzünü gönülde gör!

Hüthütün bu söylediklerine ikna olan kuşlar, yine onun rehberliğinde Simurgu aramak için yola koyulurlar.

Ama, yol, yine uzun ve zahmetli, menzil uzaktır

Yolda hastalanan veya bitkin düşen kuşlar çeşitli bahaneler, mazeretler ileri sürerler. Bunların arasında, nefsanî arzular, servet istekleri, ayrıldığı köşkünü özlemesi, geride bıraktığı sevgilisinin hasretine dayanamamak, ölüm korkusu, ümitsizlik, şeriat korkusu, pislik endişesi, himmet, vefa, küskünlük, kibir, ferahlık arzusu, kararsızlık, hediye götürmek dileği gibi hususlarla; bir kuşun sorduğu daha ne kadar yol gidileceği sorusu vardır.

Hüthüt hepsine, bıkıp usanmadan tatminkâr cevaplar verir ve daha önlerinde aşmaları gereken yedi vadi bulunduğunu söyler. Ancak, bu yedi vadiyi aştıktan sonra Simurga ulaşabileceklerdir. Hüthütün söylediği, yedi vadi şunlardır.

VADİLER
MERHALELER

1.Vadi 2.Vadi
İstek Aşk

3.Vadi 4.Vadi
Marifet İstiğna

5.Vadi 6.Vadi
Vahdet Hayret

7.Vadi
Yokluk (Fenâ)

BEKÂ


Kuşlar gayrete gelip tekrar yola düşerler

Ama, pek çoğu, ya yem isteği ile bir yerlere dalıp kaybolur, ya aç susuz can verir, ya yollarda kaybolur, ya denizlerde boğulur, ya yüce dağların tepesinde can verir, ya güneşten kavrulur, ya vahşi hayvanlara yem olur, ya ağır hastalıklarla geride kalır, ya kendisini bir eğlenceye kaptırıp kafileden ayrılır.

Bu sayılan engellerin hepsi de Hakikât yolundaki zulmet ve nur hicaplarıdır.

Bu hicaplardan sadece otuz kuş geçer.

Bütün vadileri aşarak menzil-i maksudlarına yorgun ve bitkin bir halde uzanan bu kuşlar, rastladıkları kişiye kendilerine padişah yapmak için aradıkları Simurgu sorarlar.

Simurg tarafından bir görevli gelir

Görevli, otuz kuşun ayrı ayrı hepsine birer yazı verip okumalarını ister. Yazılarda, otuz kuşun yolculuk sırasında birer birer başlarına gelenler ve bütün yaptıkları yazılıdır.

Bu sırada, Simurg tecelli eder

Fakat, otuz kuş, tecelli edenin (!) bizzat kendileri olduğunu; yani, Simurgun mânâ bakımından otuz kuştan ibaret olduklarını görüp şaşırırlar.

Çünkü, kendilerini Simurg olarak görmüşlerdir.

Kuşlar Simurg, Simurg da kuşlardır.

Bu sırada Simurgdan ses gelir:

Siz buraya otuz kuş geldiniz, otuz kuş göründünüz. Daha fazla veya daha az gelseydiniz o kadar görünürdünüz. Çünkü, burası bir aynadır!

Hasılı, otuz kuş, Simurgun kendileri olduğunu anlayınca; artık, ortada, ne yolcu kalır, ne yol, ne de kılavuz...

Çünkü, hepsi BİR dir.

Aynı, aşıkla, maşukun aşkta; habible, mahbubun muhabbette; sacidle, mescudun secdede; bir olması gibi...

Aradan zaman geçer, fenâda kaybolan kuşlar yeniden bekâya dönüp yokluktan varlığa ererler...