Nasıl Anlatmalı Bilmem ki - Hatice Taşdelen
İnsanlarla anlaşmak ne çetindi böyle! Yeryüzündeki (adı üstünde: yer, ham yapar) insan sayısı adedince anlaşma yolu olması gibi bir güçlük varken hangi insanda hangi yolu tercih edeceğine nasıl karar verecekti Hülya?

Kapat bu defteri Hülya. Vazgeç paralanırcasına kendini anlatmayı umut etmekten. Kendi zayıflıklarını gizlemek için şamataya başvurman, başka insanların zayıf yönlerine değiyor, zedeliyorsun, incitiyorsun onları, istemesen de. Defter de yok ki, neyi kapatsın Hülya? Bilgisayarı kapatsa olmaz mı?

Kapattı. Siz ve sizin ruhlarınız, zayıflıklarınız, tüm hassasiyetleriniz, incinmeye en müsait yönleriniz, kırılmak için hazır bekleyen narin kalbiniz rahat etti mi şimdi? Etmiştir etmiştir, gizlemeyin.

Soğumaya yüz tutmuş yeşil çayını alıp salona geçti Hülya. Kupadan küçük yudumlar alırken Tekin’le aralarında geçen cümleleri tekrarladı içinden. İki, üç, beş kere… Hayır, çözemedi anlamlarını. Okumak insanı tepetaklak yapar mıydı böyle? Hassaslaştırır mıydı? Bilmezmiş gibi soruyor bir de! Öyle kitaplar vardır ki bir tencere kaynar su olup boca eder kendini okurun başından aşağı.

Ne yani Hülya, sen aramadın mı hiç, iz sürmedin mi satırlarda? Sürdüm. Hem kitaptaki olayların, hem kahramanların, hem yazarın izini sürdüm. Yalanlarla gerçekleri karıştırdım. Hayali gerçek, gerçeği hayal sandım. Hayaller gerçeklerden daha gerçekmiş gibi geldi uzun süre. Sarsıldım. Satırlardan aldım hırsımı. Sayfa sayfa baştan boya çizdim satırları, kalemi bastıra bastıra. Bir cümle okudum, durdum, hazmetmeye çalıştım. Edemedim. Çizdiğim satırları sağımdakine, solumdakine, kimi bulabilirsem artık, ona okudum coşkuyla. Ne güzel değil mi; ne doğru söylüyor değil mi; ne zeki bir yazar değil mi; çıldırıyor insan, bağıra bağıra okumak istiyor, yüksek bir yerlerden atlamak istiyor, dünyayı şöyle top gibi eline alıp savurmak istiyor, değil mi? Anlıyorsun değil mi? Hayır anlamıyorum. Neden öyle boş boş bakıyorsun? Anlamıyorum da ondan. Heyecanını, bir kitaba kendini bu kadar kaptırmanı, bu deli coşkunun sebebini anlamıyorum. Ölmüş gitmiş bir yazarın izini sürmeni anlamıyorum. Anlama zaten! Neyi anlarsın ki sen?

Bir yeşil çay daha… Ben: Hülya. Şamatalarımla, insanların derinlerde gizledikleri en hassas yerlerini rahatsız ediyorum. Benim sesimi kısmalı, ağzımı bantlamalı, kafama vurup bayıltmalı…

Işığı kapatıp çıktı salondan. Gecenin bilmem hangi yarısıydı.


Hatice Taşdelen

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 291
favori
like
share