Sevgide Vardı Bir Zamanlar - Hasan Kamil Erkli

Uykusunun en tatlı yerinde derinlerden gelen bir ses duyar gibi oldu. Daha sonra ısrarcı sesin telefon olduğunu anlayıp, yatağından fırladı. Kül tablasını koymak için yatağın yanına çektiği sehpaya çarptı. Sehpa devrildi. Dizi acıdı ve bu acıla beraber bir sunturlu küfür savurdu. Topallayarak telefona ulaştı. Artık çalmıyordu. Ahizeyi kaldırıp düdük sesini duyunca, bir küfür daha çıktı ağzından. Saat sabahın beşine geliyordu. Oysa saat iki buçukta eve gelmiş, güzel bir gecenin ardından, oldukça sarhoş bir durumda yatağa atmıştı kendini. Sabah yedide işe gideceğini düşünüp, çalar saatini kontrol ederek, yatağa yattı.

Yattığı yerden, bardaki akşamı anımsadı. Şirketten iki arkadaşı, Melih, Kenan ve Kenan’ın kız arkadaşı Aysel’le birlikte, rakı içmeye niyetlenmişler, bir hafta önce gerçekleşebilen boşanmasını kutlamaya karar vermişlerdi. O akşam aylar önce işlevini yitirmiş, beş yıllık bir evliliğin resmen sona erişini kutlamışlar, daha doğrusu, üç arkadaşı Okan’ı teselli etmişlerdi. Bu arada içilen rakının kat sayısı artmış hatta bir ara, Kenan’la Aysel tartışmaya başlamış, olay Melih’in arabuluculuğu sayesinde tatlıya bağlanmıştı. Gecenin sonunda Melih, önce Kenan ve Aysel’i evlerine bırakmış, daha sonra kendisini evine getirmiş, yatağına yatırmıştı. Zira ayakta duramayacak kadar içmişti. Bunları düşünürken uyuyakaldı.

( Okan, bir Fransız kolejlindeki lise yıllarından sonra, eğitimini İngiltere’de tamamlamış, askerliği sırasında Şermin’i tanımış, üç yıllık bir beraberlikten sonra evlenmişlerdi. Bu arada, yabancı dili nedeniyle, büyük bir şirkete ihracat elemanı olarak girmiş, bilgi ve becerisiyle de, kısa sürede, şirketin satış müdürü olmuştu. Son zamanlarda da emekli olacak genel müdür yardımcısı yerine, en büyük aday olduğu söylentileri dolaşıyordu şirkette.)

İş hayatındaki başarıların yanı sıra, evlilik yaşantısı son derece kötü gitmişti. Şermin’le daha evliliklerinin altıncı ayında terslikler başlamış, ikinci sene dolarken Şermin evi terk etmiş, aile ve çevre baskısı ile tekrar bir araya gelmişler, ancak bu beraberlik beş yıl sürebilmişti.

Çalar satın sesi kulaklarında çınladı. Kalktı, her sabah yaptığı, soğuk duşunu aldı, tranşını oldu. Özenle giyinip, arabasına binerek yola çıktı. Soğuk duş kendine gelmesini sağlamış, önceki akşamdan geriye, sadece hafif bir baş ağrısı kalmıştı. Arabasını, kendisine ayrılmış özel parka bıraktı, odasına çıktı.
—Günaydın. Saat dokuzda bütçe toplantısına gireceksiniz. Saat on buçukta da, yeni reklâm firmasının temsilcisi ile randevunuz var, diyerek, bir bardak demli çay ve sandviçten oluşan kahvaltısını getirdi sekreteri Gülin. Kahvaltısını bir çırpıda bitirdi. Günün ilk sigarasını kahveyle içerken, üzerinde uzun süredir çalıştığı, sonunda genel müdürüne güçlükle kabul ettirebildiği reklâm kampanyası ile ilgili olarak, bütçe toplantısında koparacağı payı düşündü. Bu toplantılarda, her zaman karşısında, finansman müdürü olan, en yakın arkadaşı, Melih’i bulurdu. Özel hayatlarında ne kadar yakın arkadaş iseler de iş yaşantısında çoğu zaman karşı karşıya gelirler ama bu garip çelişki, arkadaşlıklarını hiç etkilemezdi. Okan Gülin’e dönerek,

—Melih’i ikna edersem gerisi kolay, diye seslendi. Gülin küçük bir gülümsemeyle onayladı.
Bütçe toplantısı sandığından çetin ve uzun geçmiş, ama sonunda istediği olmuş ve düşlerindeki reklâm kampanyası için gerekli parayı koparmıştı. Odasına sevinçle girdi. Gülin biraz telaşlı, biraz alaycı bir şekilde gülümseyerek;
—Reklâm firmasının temsilcisi yaklaşık kırk dakikadır sizi bekliyor, dedi. Okan hemen odasına daldı, misafirinden özür dilerken öylece kalakaldı. Sonra kendini toparlayarak yerine oturdu.
—Hoş geldiniz, diyebildi karşısındakine. Karşısında son derece alımlı bir sarışın oturuyordu. Kadını süzdü. Çok kısa kesilmiş saçlar, güzel bir yüz ve bakışları insanın içine işleyen bir çift göz… Sigarasını çıkarttı, kadına da ikram etti. Sigaraları yakarken ellerinin titrediğini fark etti. Sarışın kadın;
—Ben Zuhal, diye söze başladı. Okan, konuşurken gözlerini kadının gözlerinden ayıramıyor, kendini tam olarak konuya veremiyordu. Yaklaşık bir saatlik konuşmada, Zuhal’e kampanyanın ana hatlarını anlatmaya çalıştı. Daha sonra yemek vaktinin geldiğini fark edip;
— Bağışlayın yakınlarda sizi yemeğe götürebileceğim bir yer yok. Ama bizim şirketin yemekleri de oldukça iyidir. Şu reklâm işine daha sonra devam ederiz, diye Zühal’i yemeğe davet etti. Zuhal kapıdan çıkarken, Okan onun iç gıdıklayıcı parfümünü hissetti ve arkasından düzgün bacaklarına bakarak,
—Aman allahım, diye geçirdi içinden.

Yemeklerini yerken, Melih de onlara katıldı. Yaklaşık yarım saat süren yemek boyunca kampanya konuşuldu. Daha sonra Okan, Zuhal’le odasına giderken Melih’İ de kahve içmeye çağırdı. Kahveler içilirken. Zuhal kampanya ön çalışmaları için üç gün süre istedi, daha sonrada ayrıldı. Zuhal’ın arkasından,
— Oldukça etkileyici bir hatun, evli falan değil galiba. Biraz işten güçten zaman ayır da ilgilen. Bence hiç fena olmaz, dedi Melih. Sonra Okan’ın sırtını sıvazlayarak odadan ayrıldı.


Hasan Kamil Erkli

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 264
favori
like
share