Sokak Çocuğu Ev Kedisi Olursa - Seyit Uzun
Bir sokak kedisiyle sokak çocuğu arasında ne fark vardır birli misiniz? İkisi de hüznün bestesidir. Yalnız kalınmışlığın girdabında, şefkate duyulan ritmin eşliğinde gözlerinde masumluk okunur. Eşelerken bir çöp kutusunu sokak kedisi, aynı kaderi paylaşan çocuk küçük omzunda dünyayı taşımaktadır.
Güneş sıcaklığını çekince soğuk yüzlü binaların ardına, çocuk kedisiyle yalnız başına kalır. Baba nedir bilmez çocuk ama, bir başın okşamasındaki mutluluğu elleri gezinirken kirli tüylerde hisseder kedinin miyavlamasındaki ahnekte.
Demek mutluluk; bir meltemin esişini hissetmekmiş, boynu bükük bir başın üstünde.
Gözleri dalar kedinin şımarık bir miyavlamanın ardından. Saçlarına fön çekilmiş, ithal şampuanlarla yıkanmış, mis gibi kokan türdeşi patileriyle burnunu kapatmıştır. Efendisinin yumuşacık kollarında sıcacık yuvasına giderken.
Çocuk büyük bir filozoftur, ütopyasında yaşar geleceğini.
Birden hayvan sever ablanın sıcacık kucağında bir kedi olmuştur. Su değmemiş bedeni jakuzili banyoda sarılırken kedi kostümlü ipek bornoza tüm kirlerini bırakmıştır. Sonra pencereyi yumruklayan soğuklara inat, şöminenin önünde sıcacık bir uykuya dalar. Bir el hisseder sonra, kendisini almış götürüyordur. Kuş tüyünden yapılmış nazenin bir o kadar da renkli bir döşeğe.içine girince kayboluyordu. “Oh be ne tatlıymış uyku! Ne sırt ağrısı ne de soğuk var.” Bu şekilde iç geçirdi mis gibi kokan kedi. Soğuk boşuna çırpınıyordu kediyi üşütmek için. Çünkü, pencereler kilitliydi. Casperli yorganı çeker usulca, yumuşacık tüylerinin üstüne. Acı bir ses duyar inceden. Yağan kar tanelerine arkadaş bir kediciktir miyavlayan.
Kalkar istemeden ve öfkeli. Uykusu bölünmüştür hem de en güzel yerinde rüyasının. Burnu kalkık biraz da ukalaca yürüyor. Pencereye yaklaştığında dışarıda titreyen cılız bir bedeni görür. Türdeşidir hem de küçük ve masum. Gözleri hüznü haykırıyordur. Ama bizim ütopyacı umarsızdır. Aldırmaz üşüyen tüylerin ıslak nefesine. Arkasını döner ve gider. Sağırlaşmıştır hisleri yalnızlığın bestelediği dram iniltisine. Gönlünün şefkat kanatlarının perdesini kapatır. Duvarlar gibi hissizleşmiştir.
Sonra bir çocuk belirir, üşüyen tüylerin yanında. Dikkatlice bakar kapattığı perdenin aralanan ucundan. Tanıdık gelir soluk yüzü. Hele yanındaki kediciği okşayan eli bir mutluluk melodisi gibi gözlerinde okunur. Bu ise yüreğine çok daha yakındır.
Ama kuş tüyü yatak sıcaktır. Sıcak ise buharlaştırır yüreklerde saklı rahmet duygularını. Rahmeti buharlaşmış bir kalple döndü yumuşacık yatağına. Ürkütücüydü dışarısı. Orada yaşamak zorunda olanlar ise daha korkunçtu. Yiyecekmiş gibi geliyordu bakışları. Ama boğazların açlığını anlayacak aç duygulu tüyler gerekiyordu. Kedi uyudu. Kuş tüyü yatağına. Rüyasında sokak çocuğuyla kedisini gördü. Acaba kendisi mi rüyadaydı yoksa, rüyası mı gerçekti. Ne dersiniz? Ya siz bir gün sokak kedisi veya çocuğu olursanız ne hissedersiniz?


Seyit Uzun

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 387
favori
like
share