Oniki yada onüç yaşındaydım. Evimizin bahçesinde mermer zemin üzerinde paten kayıyordum. Yaşlıca bir kadın bahçe parmaklıklarına yaklaştı, bana bakmaya başladı. Beni öyle izlemesinden rahatsız olmuştum ama bir şey demedim.
Sonra;
- Kızım, dedi, sana bir şey diyeceğim, biraz yanıma gelir misin?

Kayarak yanına gittim.

- Ne oldu teyze? dedim.
- Biz Bulgaristan'dan göç ettik, dedi. Kızım, torunum, damadım bizimle gelemediler. Senelerdir onları görmüyorum. Seni ilk parkta gördüm, torunuma o kadar çok benziyorsun ki. Günlerce o parka gelip seni seyrettim. Torunumun özlemini seni seyrederek giderdim. Ama buradan taşınıyoruz, seni artık göremeyeceğim, dedi.

Şaşkınlıkla bu yaşlı teyzeyi dinliyordum. Onu parkta otururken hep görürdüm ama beni izlemeye geldiğini hiç bilmiyordum. Yaşlı kadının gözleri dolmuştu bunları anlatırken, bir yandan gözyaşlarını siliyordu. Kollarını bahçe duvarının üzerinden bana doğru uzattı.

- İzin verir misin kızım, bir kerecik sana sarılayım, koklayayım, dedi ağlayarak.

Kadının bu içten isteği karşısında benim de gözlerim doldu. Bana sımsıkı sarıldı, saçlarımı kokladı, öptü. Bir süre öyle kaldık. O an onun gerçek torunu olmayı çok istedim. Oradan taşınıyor olmasına üzüldüm. Keşke, dedim içimden, keşke daha önce söyleseydi. O zaman bana istediği kadar sarılmasına izin verirdim.
Sonra yere koyduğu paketi aldı eline bana doğru uzattı.

- Bu, dedi, benden sana bir hediye. Lütfen kabul et.
- Teyze, dedim, ne gereği vardı? Hediyeye gerek yok ama üzüldüm şimdi. Keşke daha önce söyleseydiniz. O zaman görüşürdük sık sık, dedim.
- Ne bileyim kızım, dedi. Öyle uzaktan uzaktan sevdim işte seni dedi. Torunum gibi.

Tekrar sarıldık, vedalaştık. İçim burkularak baktım arkasından. Sonra içeri girdim elimde paketle. Paketi açtım içinde bir termos vardı. Termosun içinde bir şeyler olduğunu farkettim. Termosu açtım, ağzına kadar şeker doluydu. Bir çocuğu başka ne mutlu edebilirdi ki?



Gülcan Çakır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 333
favori
like
share